Biden döneminde küresel ticarette neler değişecek?

07 Aralık 2020, 08:31 ---

ABD’de başkan seçilen Joe Biden’ın Ocak ayında yemin etmesiyle başlayacak olan yeni döneminde ticaret politikasında değişikliklere gitmesi bekleniyor. Oxford Economics analistleri tarafından hazırlanan 3 Aralık tarihli “Biden ticaret politikasını nasıl yürütecek?” başlıklı raporda yeni dönemde ABD yönetiminin izleyeceği küresel ticaret politikası ve  yön verecek başlıca  eğilimler ele alınıyor.

Raporda, Biden yönetiminin bazı tarifeleri büyük olasılıkla kaldıracak olsa da yeni Başkan’ın tümüyle bir serbest ticaret yanlısı olmadığı vurgulanıyor. Biden’ın ticaret politikasının Trump’a göre daha fazla çok taraflı olacağı ancak korumacı eğilimi de devam ettireceği öngörülüyor. Ancak yeni dönemin asıl avantajının Başkan Trump döneminde uygulanan ticaret politikasının yarattığı olumsuz etkileri tersine çevirecek daha öngörülebilir bir politika olması bekleniyor. Daha düşük tarifeler ve uygulanacak politikaların öngörülebilirliğinin ABD’nin ticaretini %0,4 oranında arttıracağı hesaplanıyor.

Bu kapsamda, raporda Biden’ın daha öngörülebilir olması beklenen ticaret  politikalarının birbiriyle bağlantılı üç temel sacayağı -Müttefiklerle ilişkileri onarmak, Çin’e karşı çok taraflı bir yaklaşım ve ulusal sanayi üretimini arttırmak-  üzerine kurulacağı belirtiliyor.

Müttefiklerle ittifak kurmak: Trump, Amerika’nın AB ülkeleriyle toplam ticarette her yıl 100 milyar dolardan fazla açık vermesi sebebiyle dört yıllık görev süresi boyunca korumacı ticaret politikalarına yöneldi. Ancak Başkan Biden’ın Avrupalı ticaret partnerlerine uygulanan ve imalat sanayinde 70.000 iş kaybına yol açan çelik ve alüminyum  tarifelerini 2021’in ilk aylarında kaldırarak ve tehditleri sona erdirerek  ilişkileri onarmaya başlayacağı öngörülüyor. Biden’ın müttefiklerine ve çok taraflılığa olan bağlılığını  Dünya Ticaret Örgütü’ne yeni bir başkanın ve temyiz organına yeni bir hakimin atanmasını sağlayarak ve örgütü yeniden işler hale getirerek göstereceği de vurgulanıyor.

Çin’e karşı çok taraflı bir yaklaşım: Başkan Trump, Çin’le iki yıl boyunca devam eden ticaret savaşında 500 milyar dolar değerinde Çin ürününe gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu. Ticaret anlaşmasının birinci aşamasının bu yıl imzalanmasının ardından ABD, 370 milyar dolar değerinde Çin ürününe hala ek gümrük vergileri uyguluyor. Biden’ın ekonomik politikalarında reform uygulaması için Çin’e karşı baskı uygulayacak çok taraflı bir koalisyon arayışına girmesi bekleniyor.  Çin’e karşı sert tutum sürdürülse bile yeni yönetimin Çin’in  ticaret politikasında reform yapması karşılığında  bir iyi niyet göstergesi olarak ve ABD’li tüketicilerin maliyetlerini düşürmek amacıyla tüketim malları ithalatı tarifelerinde 110 milyar dolara varan bir kesintiye gideceği tahmin ediliyor.

Bu politika değişikliğinin tüm ticari ve ekonomik faaliyetlerin büyümesinde sınırlı bir etkisi olsa da artan  öngörülebilirliğin finansal piyasalarda pozitif bir yayılma etkisi göstermesi bekleniyor. Çin ile bu yıl imzalanan Faz 1 ticaret anlaşmasının ardından piyasa dalgalanmalarında ve VIX Volatilite endeksinde 1.8 puan düşme yaşanmıştı. Bu doğrultuda  finansal piyasalarda artan güvenin tarife kesintilerinin doğrudan etkisini servet ve güven etkileriyle genişleteceği ve toplam ticaret büyümesinin 2021’de 0,15 puan civarında artacağı tahmin ediliyor.

Ulusal sanayide yeni teşvikler: Ulusal sanayi politikasında Biden’ın gündeminde Amerikan malı alımını teşvik ve yerel üreticiler için sübvansiyonlar olduğunun altı çiziliyor. Ticaret savaşlarından sonra yüksek tarifelerin maliyetleri arttırması nedeniyle Çin’e yapılan ihracat %20 azaldığı için üreticilere yüksek tarifelerin  yansıtılmasına karşı olması bekleniyor.  

Belirsizliğe açık alan: Yeni dönemin  ticaret politikasında belirsizlik yaratabilecek alan olarak ise iklim değişikliği gündemi  öne çıkıyor. ABD’nin 200’e yakın ülkenin karbon emisyonlarını kontrol altına alma sözü verdiği Paris Anlaşması’na hızla geri dönmesi hedefleniyor.  Biden, 2050’ye kadar ABD ekonomisini karbon nötr yapmak istediğini açıklamıştı.  İklim konusunda Biden kirlilik yaratan ülkelere karşı “karbon uyum ücreti” uygulaması başlatacağını vaat etmişti. Bu uygulamanın yeni tarifeler için bir  bahane olarak kullanılabileceği ve ABD’nin ihraç ettiğinin iki katı karbon içeren ürün ithal ettiği vurgulanıyor. Bu kapsamda çok taraflı diplomasinin ulusal çıkarlara odaklanmanın ve öngörülebilir bir liderliğin bu tarz korumacı yaklaşımları sınırlayacağı tahmin ediliyor.

Bu doğrultuda, Biden’ın ticaret politikasının kazanımlarının potansiyel maliye politikalarının yaratacağı olumlu değişikliklere göre daha zayıf olacağı beklense de  bölünmüş bir Kongre’de  bile gerçekleşme olasılığı daha yüksek olarak görülüyor. Özellikle yeni yönetimde artması beklenen öngörülebilirliğin tüketici ve iş dünyasında güveni arttırması ve finansal piyasalardaki gelişmelerle birlikte servet etkisi  yaratması bekleniyor.

Bu çerçevede, Başkan Biden’ın ticaret politikasının geçtiğimiz dört yılın uygulamalarından sonra bir kırılma etkisi yaratacağı  ancak 2016 öncesi serbest ticaret gündemine tam bir dönüş olmayacağı öngörülüyor. Bill Clinton döneminde imzalanan NAFTA  (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) ya da Barack Obama döneminde varılan TPP (Trans Pasifik Ortaklığı)  gibi büyük ticaret anlaşmalarının politik arenada ve kamuoyunda popülerliklerini kaybettikleri gözleniyor. Bu nedenle Başkan Biden’ın Başkan Yardımcısı olduğu dönemden daha az ticaret yanlısı olacağı yorumları yapılıyor. Biden yönetiminin  yeni büyük girişimler ya da tarifelerde ani büyük indirimler yapmayacağı ancak uygulanacak ticari politikasının en büyük avantajının daha fazla öngörülebilirlik olacağı vurgulanıyor. 

*Bu yazı yazarın kişisel görüşlerini yansıtmakta olup çalıştığı kurum yazıda yer alan görüş ve düşüncelerden sorumlu değildir.

ETİKETLER :
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Basın Daveti Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği 06 Şubat 2020, 09:30

Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği (TKYD), 2019 yılında Emeklilik ve Yatırım Fonları performanslarını ve fonlara artan ilgiyi açıklıyor. 06 Şubat 2020...

Tüm Etkinlikleri Göster