Önder Halisdemir halisdemirim@gmail.com Önder Halisdemir

Beyaz yakalının köye dönüş hikayesi

25 Nisan 2020, 11:55 ---

İstanbul’da iş kulesi ile ev kulesi arasında yaşayan beyaz yakalının tesellisi bir gün bir arazi çevirip, içine de taş ev yapıp, Ege’nin bir köyüne yerleşerek yeşille ve denizle baş başa doğal bir hayat sürmektir. Kariyerde 10 yılını devirmiş hangi beyaz yakalıya sorsanız müdüründen, bahçesi peyzajlı genel müdürüne kadar cevap benzerdir. Hemen kimse iş yaşamından sonra kalan hayatını İstanbul’da geçirmeyi düşünmüyor. Hatta İstanbul iş hayatının içindeyken bile şehir dışında bir hayat oluşturma, yazları İstanbullaşan Bodrum ve Çeşme’nin dışında, sürüş mesafesinde bir nefes imkanı yaratma gayretindeler.

Haksız değiller. Şehirde soluduğumuz giderek kötüleşen havayı iyileştirme imkanı bulunmuyor.  Nefes terapilerine gidenlerimizin o kötü havayı daha derine çekip içinde tutması belki stres seviyesine iyi geliyordur ancak ciğerlere iyi gelmediği kesin. Beslenme desen neyse parası verip organik olanlara yöneldik, tamam da bizim gibi düşük standartlar ülkesinde organik etiketlerinin ne kadarı değişmez bir gerçek bilgimiz yok, ancak kesin olan sofraya ulaşana kadar üzerinden günler geçip besin değerlerini kaybettikleri. Suyumuz mu inşallah havamız ve gıdamızdan farklıdır diyelim. Şehrin uğultusu mu dediniz? Duyamadım…

Peki, ne soluyorsak, ne yiyorsak, ne içiyorsak, hatta ne dinliyorsak o olmuyor muyuz?

Bir süredir erken yaşta tatmine ulaşmış vizyoner Silikon Vadisi dehaları veya Hariri gibi 21.yüzyıl felsefecileri şehir yaşamı yerine kendi yeterliliğine sahip şehir dışı yaşamları önermektedir. Şehir, kurbağa örneğindeki gibi suyumuzu yavaşça ısıttığından, bu şartlar altında yaşamın hasta ettiğini, bir süre sonra da bu suyun kaynama derecesine geleceğini ancak salgınla fark ettik. Yoksa laftan anlamıyor insanoğlu musibet gerek.

Kovid 19 kardeş parti devam ederken pause düğmesine bastı da herkes gözüne far tutulmuş gibi kalarak topyekün sorgulama ve aydınlanma dönemini başlattı.

Site mi Köy mü?

Site kavramı, bizlere konut yapan müteahhitlerin/geliştiricilerin vizyonu ile sınırlı ve içi boşalmış bir kavram olarak kaldı. Halbuki site, kendi kendine yeten ve kendi yasaları ile yönetilen küçük devlet veya yerleşim kümelerini anlatan kıymetli bir kelime. Beyaz yakalı profesyonellerin eğitim, dünya görgü ve gustosunun gerisinde kaldı bize yaşam geliştirenler. Araziye maksimum satılabilir ünite yapma esasıyla bir sitenin kendi kendine yeterlilik ve yaşanabilirlik özelliklerini, gusto eksikliği ve ticari kaygılarla gerçekleştiremediler. Bizler de seçenek yokluğundan adı site olan güvenlikli binalara tıkıldık. Sitelerimizin kışlığı da böyle yazlığı da. İşlerimizin enerjimizi tükettiği varsayımıyla kalan zamanda bittiğimizi ve sitede minimum eforla yaşamamız gerektiğini düşünmeye başladık ve aslında yaşam açlığı çektiğimizi fark etmeyip ruhsal ve fiziksel hastalıklara açık hale geldik. Oysa yaşam için efor sarfederek, doğa ile hemhal olarak, hobiler edinerek ve böylece işlerin strese boğulmadan da akabileceğini düşünmedik. Siteler bu imkanları vermediği için köylere yönelim başladı.

Köye dönüş kolay mı?

Bizim gibi İstanbul’da yani bir anlamda fanusta yaşayanlar için kıra, köye, doğaya dönüş, naturasını unutan sirk hayvanının doğaya salınış hikayesi gibidir. O ana kadar doğadaki klanına ait olmadığı için kabul görmez, önüne sürekli besin konduğundan kendi besinini bulmayı, kafesi olduğundan barınmayı bilmiyordur. Sıkça kendini sakınmayı bilmediğinden yaralar. Aslında sirkteki hayvanla meselemiz ortaktır.

Köyünden gelenlerimiz köylülüğünü unuttuğu ve köydekilerle paydaşlığı kalmadığı gibi köyde bıraktığımız köylülerimizin de birçoğu aslında köylülüğünü unutmuş yumurtayı dahi marketten alır hale gelmiştir.

Teknolojinin ister şehirli, ister köylü, az veya çok yaşam becerileri konusunda bizi tembelleştirmesine izin verdik. Konfor deryasına dalarken bir çeşit erken yaşta bakıma muhtaç gerçek cinslerden türetilmiş pet ler haline geldik. Teknik becerilerimiz köreldi ve kendine yeterliğimizi kaybettik. Şimdi yapay zekayla bilişsel becerilerimizde körelme yolunda.

Bugüne kadar köy hayalini gerçekleştirebilen çok az arkadaşımız tutunmayı başarabildi. Mesele göçmek değil tutunmak ve sürdürülebilir kılmak. Düşlemek kolay ya gerçekleştirmek? Şehirdeyken B planını hazırlamaya çalışanlar bir heves köylerde veya köye yakın bahçeli evler yaptı, ancak başında durmadan bahçeye, hayvana ve eve bakamadığını gördü. Personel çalıştıranlar yaka silkti. Basit güzeldir ancak zordur. Aslında ne kadar basit şeyler istiyoruz değil mi?

Hangi köy?

Köy yaşamını deneyimlemeye bir şehirli olarak zaman ayırmış, bu deneyimi olanlarla görüşmüş, okumuş, dinlemiş ve gözlemiş biri olarak genel tavsiyem sağlam bir alt yapınız veya adanmışlığınız yoksa kendi başınıza bu işe kalkışmamanızdır. Bu ideali paylaşan arkadaşlarınızla bence 7 aileden az olmamak üzere bir kritik bir kütle oluşturarak yükü paylaşmanız ve dayanışma ortamı oluşturmanızdır. Yaşam olan bir yeri tercih etmeli yola, suya, elektriğe yakın olmalısınız. Dalgıç pompanızla arazinizde çıkaracağınız suya güvenmeyin. Sonar panelinize de… bunlar ufak ölçekte yalnızca destekleyici sistemlerdir.  Dolayısı ile kurulu köylerden birine ilişmek gerekir ki orada yaşayanları da tanımadan ilişmeyin. Siz dışarıdan gelensiniz unutmayın. Akrabalarınız olan bir köy bile olsa bu durum değişmez. Sizinle beraber hareket eden paydaşlarınızla oluşturacağınız paylaşım ve dayanışma belirleyicidir.

Biz Kaz Dağları’nı ve Assos bölgesini aradığımız birçok kriteri karşıladığı için tercih ettik.  Mevcut köylerden birine ilişmeyi değil, kendi gusto ve alışık olduğumuz konfora göre “yapılandırılmış köyümüzü” kendimiz projelendirmeye giriştik. Bizim için sürdürülebilirlik özellikleri önemliydi. Lokasyon seçimi zaten, yüksek kalite temiz havayı sağlıyordu. İkinci önemli kriterimiz, köyü kendi tarım ve hayvancılık olanaklarına sahip kılarak, gıda kalite ve güvenliğini sağlamak oldu. Üçüncü kriterimiz otonomik enerji ve su sistemleri ile şebeke faturalarımızı azaltmak şebekelerde sorun çıktığında enerjimizi bağımsız sağlamak üzerineydi. Son ve çok önemli olarak da sosyal sürdürülebilirlik için uygun konsept ve içeriği oluşturmak oldu. Tüm bunları şimdi mimari elbiseye giydiriyor ve bizim gibi düşünenlerin ilgisine açmayı planlıyoruz. Zaten 3 bin yıl evvel köyümüzün karşısındaki Aristotales’in felsefe okulu kurduğu Site’de zamanın imkanları ile tüm bunları gerçekleştirmişler. Hala müze olarak geziyoruz. Bugünün imkanları ile daha yaşanabilir ve konforlu kılmak elimizde. Kariyerlerimiz çiftçilik değil, beyaz yakalıyız ve haddimizi biliyoruz. Bu sebeple, tarım ve hayvancılığı uzman personel yapacak. Ancak artık kalite standartlarını köy sakinlerinin belirlediği bu faaliyetlerin hep birlikte parçası olabileceğiz.

Sizler de kendi gruplarınızı oluşturarak zihinsel egzersizlere başlayabilirsiniz. Gerçek bir Bireysel Emeklilik Planı sizin hayata geçirebilir böyle bir planınızın olmasıdır. Hala enerjiniz yerindeyken bu işleri hayata geçirmek önemli. Yaşlılıkta bu işleri yapmak zor, o zaman keyif zamanları. Gözünüzde de büyütmeyin neticede Elon Musk gibi Mars’ta yaşam oluşturmuyoruz. Titiz çalıştıktan sonra bütçenize ve aradığınız konfora göre bir ekosistem oluşturabiliyorsunuz. Toplanın 7-8 aile, sıvayın kolları samimiyetle, gerisi gelir…

Eskiden şehirli olmak havalıydı şimdi köylü olmak.  Aynı endüstriyel gıdaları bir şey zannederken organik olanlara yönelişimiz gibi. Zeytinyağlı yiyemiyor basmada fistan giyemiyorduk değil mi? Salgın gözümüze ışığı tuttu ve maalesef İstanbul depreminden önce son çıkış. Herkesin kendi aydınlanmasını yüksek bedeller ödemeden yaşayabilmesi dileğiyle sağlıcakla.

ETİKETLER :
YORUMLAR (14)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
  • Elif24 Nisan 2021 10:06

    Şehirler neden bu kadar kirlendi ; koca koca sanayilerin kirlettiği şehir bireysel ne kadar kirletebilirsin ki atık suyunla,emisyonla Ayrıcalıklı azınlık için doğa mı? Gerçek çevre mevzularında neden koca koca firmalar yok da şimdi şöyle böyle KOMİKSİNİZ

  • Çetin SERHAT KORKUT 19 Eylül 2020 11:09

    Köy hayatı, uzaktan görüldüğü gibi değildir. Meşakkat ister, emek ister, yıpratır, doğuştan alışık olmak ile sonradan alışmak arasında oldukça ciddi bir fark vardır. Bu duruma alışmak yıllar ve sabır ister yapabilene ne mutlu.

  • A B27 Nisan 2020 02:13

    👏👏👏👏👏

  • Övgü B Güven26 Nisan 2020 16:27

    Beyaz yakalı finansçıların emekli olmadan erken güneye kaçmak istemelerinin bir nedeni de işyerlerinde yöneticilerinin yaptığı mobbinglerdir malesef. Bir çok yöneticinin çalışanları üzerinde kurduğu baskıdan yılan insanlar çalıştıkları kurumlardan ve o insanlardan uzaklaşmak için güneye yerleşmektedirler

  • Kamil25 Nisan 2020 23:03

    Kazdağları ile Assos çevresine yerleşmekten bahsediliyor? Oturduğunuz yerden param var , alırım diye ahkam kesmek kolay. hanginiz veya kaçınız Kaz Dağları yağmalanırken,dinamitlenirken,özü alınıp posası bırakılırken sesinizi çıkardınız, ön aldınız, yapılanları kınamakla kalmayıp İdari ve Adli Makamlar nezdinde hak aradınızzzzzzzz...

  • Ali Kır25 Nisan 2020 16:47

    Üstat daha iyi ifade edilemezdi. Arkadaşlarımla paylaştım biz de dediğiniz çalışmaları yaparak tekirdağ taraflarına bakacağız bütçemize göre syg.

  • kılıç25 Nisan 2020 16:14

    KÖYLÜ KÖYÜNE EHLİYET SENİN NEYİNE.

  • salim25 Nisan 2020 15:15

    Bütün yatırımlar istanbula yapıldı,,nufüs arttı,,,artık anadoluya yayılması lazım,yatırımların ki,istanbuldan kaçış hızlansın.Anadoluda iş yok ki.

  • Yüksel Karademir25 Nisan 2020 13:53

    Harika.

  • Vatandaş 25 Nisan 2020 13:20

    Ucuz arsalar satılırsa 2 şer dönüm denize nazır kaçış başlar.

  • mzd25 Nisan 2020 13:16

    olabilür...

  • Suna Kıray25 Nisan 2020 13:12

    O kadar doğru ki, güzellikle anlatımdan anlamadık, biz erteleyebiliriz sandıkça doğa artık hayatın tüm "Gerçeğini" kafamıza kafamıza vuruyor. Umarım herkes kendi kurtuluşunu yaratabilir..

  • thor25 Nisan 2020 13:07

    çok iyi yazmışsın.Türkiyede en iyisini iki vırt zırt yapan magazinci sanatçılar yapıyor.Bir ayağı egede diğeri ist.da.En iyi si yazlık alacaksın.Adam gibi ev bahçe kurup yazın kaçacaksın kışın işine bakacaksın.internet çağında finans orda da yapılır.

  • Agaoglu25 Nisan 2020 12:52

    Yine boş boş konuşmuşun

BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Basın Daveti Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği 06 Şubat 2020, 09:30

Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği (TKYD), 2019 yılında Emeklilik ve Yatırım Fonları performanslarını ve fonlara artan ilgiyi açıklıyor. 06 Şubat 2020...

Tüm Etkinlikleri Göster