BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Basın Daveti Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği 06 Şubat 2020, 09:30

Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği (TKYD), 2019 yılında Emeklilik ve Yatırım Fonları performanslarını ve fonlara artan ilgiyi açıklıyor. 06 Şubat 2020...

Tüm Etkinlikleri Göster
BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 4,93 -1,79 25.636.000.000,00
ALBRK 1,57 4,67 2.119.500.000,00
GARAN 6,78 -2,16 28.476.000.000,00
HALKB 5,04 -1,56 12.467.832.167,85
ICBCT 5,20 -0,76 4.472.000.000,00
ISCTR 4,83 -2,42 21.734.855.100,00
SKBNK 1,47 -1,34 1.702.260.000,00
TSKB 1,09 -2,68 3.052.000.000,00
VAKBN 4,14 -3,50 16.169.277.108,43
YKBNK 2,07 -1,90 17.485.396.157,88

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaRöportajlarTeknoloji devinden şarapçılığa…----

Teknoloji devinden şarapçılığa…

Teknoloji devinden şarapçılığa…
23 Kasım 2015 - 08:48 www.finansgundem.com

Microsoft’un eski Genel Müdürü Selim Zafer Ellialtı, ‘hayat’ı başka bir tada çevirdi… Ellialtı ‘Suvla’sını finansgundem.com’a anlattı.

SERAP SÜRMELİ – FINANSGUNDEM.COM
 
Zafer; Çanakkale…
56; Alay…
Zafer Ellialtı; Microsoft’un eski ‘komutan’ı, girişimci işadamı…
Ortak noktaları sadece Zafer ve Ellialtı değil tabi ki; iki çok önemli işaret daha var, Eceabat ve mücadele ruhu.
 
Kırmızı, beyaz, en büyük…
Kapıdan içeri girer girmez sizi etkisi altına alıyor bu iki renk. Tonlarıyla, koyuluklarıyla. Burada kalpler hem ‘Türkiye’ için ihracat atıyor hem de ‘Suvla.’
Selim Zafer Ellialtı, uzunuyla, kısasıyla, incesiyle tombuluyla ebat ebat, tarzları farklı üretilmiş şişelere ‘hayat’ı mantarla nasıl kapattığını anlatıyor. Teknolojinin sultanıyken,  “Yaşlanınca ne yapabilirim?” sorusu kafasını kurcalayınca geleceğine bambaşka bir rota çizmiş; bağcılık, meyve ve zeytini seçmiş. Aslen Nevşehirli ama, her karışında destan yatan Gelibolu’nun ‘hayat’ fışkıran topraklarını keşfedince Eceabatlı olmuş. Üzümler büyüyüp, gerdan kırıp, ‘ez’ beni diye yalvarırken, Anafartalar Koyu’nda yakaladığı Suvla’yı da ‘etiket’ yapınca kadro tamamlanmış.
Kırmızı, beyaz, en büyük… Suvla Şarapları işte böyle doğmuş…
 
3 senede 3 kıta
Perpa’daki galeri ofis etkileyici. Suvla ve 40 akrabasının yönetim yeri. Geniş bir alan sergi tadında.  Şirketin ürünleri müşterilerini selamlıyor. Microsoft Genel Müdürlüğü görevini yürütürken, 7 yılda kazandığını şaraba yatırdığını ifade eden Selim Zafer Ellialtı, 2010 yılında üretip, 2012’de piyasaya sunduğu Suvla’yı, 3 senede 3 kıtaya tanıştırmayı başarmış.
Tek çekim değil ama taksit taksit yaptığı yatırımlarla proje büyüklüğünün ulaştığı zirve 20 milyon dolar. Ciddi bir rakam… 
 

 
Benim için hayat tarzı
Selim Zafer Ellialtı, bizi konuk ederken azmin ve cesaretin kazandırdığı ‘servet’le heyecan duyduğunu hissettiriyor ama ısrarla da uyarıyor: “Ben bunu bir ticaret olarak değil de daha çok bir hayat tarzı olarak görmek istedim…”
Bir de Kilye; Ellialtı’nın, çocuklarımız genetiğiyle oynanmış, kimyasallar içeren gıdalarla büyümesin düşüncesiyle ortaya çıkardığı,  şimdilerde de kendi cümlesiyle, “Özellikle eğitimli anneler nezdinde çok prestij kazandı” dediği tamamen organik ürünlerden oluşan bir ‘marka’sı var. Ovasıyla, koyuyla Çanakkale kokan bir marka…
 
Gurme değil meraklı
Suvla’nın yönetim merkezini Ellialtı ile birlikte geziyoruz. İki üç gözlü uzun raflar, ortada yuvarlak masalar, aralarda slalom yapıyoruz. Ne yapalım, malzemeler hassas! Şarap dünyası, şarapları hakkında ilginç bilgiler veriyor Zafer Bey. Ekibindeki müthiş damakları, burunları anlatırken gurur taşıyor. Kelimeleri, vurguları tam bir gurme havasında. Ama “Değilim” diyor. “Şarap meraklısı” unvanının yeterli olduğunu söylüyor.
 
Akdeniz’de bayrak yarışı
Anadolu’nun, Trakya’nın, üzümün ve şarabın ana vatanlarından biriyken bayrağı Fransa, İtalya ve İspanya’ya kaptırmanın üzüntüsünü yıllar sonra daha bir şiddetli yaşıyor, hissediyor Ellialtı. Ama burada ‘kaptırma’yı, üç Akdenizlinin hırsına, kıskançlığına, uyanıklığına değil, Türk toplumunun tercihlerine ve zamanın şartlarına bağlıyor. Yüzünü batıya çeviriyor, aristokrasiden, şatodan, soylulardan, varlıklı ailelerden, koleksiyonerlerden bahsediyor; bana dönüyor, “Keşke…” diyor. Talih bu işte, benim payıma da ‘serzeniş’ düşüyor…
Peki, bu yatırımda tek mi Ellialtı; Amerika ve Avrupa’ya sattığı Suvla’da yalnız mı? Hayır! Eşiyle birlikte çalışıyor. Eşi, işin görsel mimarlığını yürütüyor.
 
Arkadaşlarını unutmuyor
Türkiye içinde Suvla’yı yayarken, sınır ötesinde Türk şarabını tanıtmayı amaç hanesine yazan Ellialtı’nın takvimleri  ‘dün’ü ‘bugün’den hiç koparmamış. Daha geçtiğimiz günlerde, 21 yılını verdiği teknoloji sektöründeki arkadaşlarıyla birlikte olmanın keyfinden bize de bahsediyor.
Selim bir insan olarak, Zafer’e giden yolda, usta bir yatırımcı, Ellialtı konuşuyor…
 

 
MICROSOFT’TA ÇALIŞIRKEN YATIRIMLARIMI TAMAMLADIM
 
Finansgundem.com: Microsoft’un genel müdürlüğünden, şarapçılığa… Bu yolculuğu biraz anlatır mısınız?

Selim Zafer Ellialtı: Bu işi kurmam Microsoft’tan daha önceye dayanıyor. Benim daha öncesinde teknoloji şirketlerim vardı. 2002-2003 yılları gibi o şirketleri satıp, oradan edindiğim birikimi bağcılık, zeytin gibi tarım kökenli işlere yatırmaya karar verdim. İşte ben bu yatırımları yaptıktan sonra Microsoft’ta çalışmaya başladım. Çünkü yaptığımız fizibiliteye göre, bağ yatırımı yaptıktan sonra 7 yıl bağların olgunlaşıp iyi şarap yapılabilir duruma gelmesi gerekiyor. O aşamadaki süreyi profesyonel çalışmayla değerlendirdim. Microsoft’ta 7 yıl çalıştım ve buradan kazandıklarımı da şarap işine yatırdım.  Önce Türkiye’de, sonra Ortadoğu ve Afrika’da. 2011 yılında emekli oldum. Ama bir yandan Microsoft’ta çalışırken bir yandan da yatırımlarımı tamamladım. 2010 yılında üretime başladık ve 2012 yılında da piyasaya çıktık.
Biz bu işte kendi alanlarında uzman danışmanlarla çalışıyoruz. Hata Microsoft’ta çalışırken bana ait bütün zamanlarımı bu işe kullandım.
Ben bunu bir ticaret olarak değil de daha çok bir hayat tarzı olarak görmek istedim. Ben 50-60-70’li yaşlarda nasıl yaşlanmayı hayal ediyorum diye düşündüğüm de böyle bir projeyle yaşlanmak istedim. Yoksa Türkiye gibi bir ülkede para kazanmak için yapılacak bir yatırım değil. Türkiye’de çok daha kısa sürede para kazanılacak işler var.
 
-İlk Suvla şarapçılığa yaptığınız yatırım ne kadardı? Şu anki değeri ne kadar?

Selim Zafer Ellialtı: Kademe kademe yatırım yaptığım için tam rakamı veremiyorum. Ama şu anda toplam proje büyüklüğü 20 milyon dolar mertebesinde.
 
 

600 DÖNÜM BAĞIMIZ VAR
 
-Arazileriniz hangi bölgede ve büyüklüğü ne kadar?

Selim Zafer Ellialtı: Bağlarımız Gelibolu Yarımadası Eceabat’ta. Şu anda toplam arazi büyüklüğümüz 930 dönüm yani 930 bin metrekare. Bunların yaklaşık 600 dönüm kadarı bağ. Geri kalanı zeytinlik ve meyve bahçelerinden oluşuyor.
 
-Bölge olarak neden Ege?

Selim Zafer Ellialtı: Aslında benim babam Nevşehirli. Kütüğümde de Nevşehir yazıyor. Ben Ankara’da büyüdüm ve İstanbul’da okudum. Eceabat’ı seçmemizin nedeni çok geniş spektrumda zengin bir palette üretim yapmaktı.  Yani tek stil bir şarap değil de değişik stillerde şaraplar yapmaktı. Bunu yapabilmek için de meteoroloji ve toprak analizleri yaptık. Eceabat-Gelibolu yarımadası birçok bakımdan çeşitli stillerde şarap üretmek için ideal bir yer olduğuna karar verdik. Bağlarımız ve tesislerimiz de Eceabat’ta. Tabi ki sürekli kendimizi geliştirmek yeni deneyimler katmak için başta kendi üzümlerimizi kullanıyorduk ama şimdi civar bağlar ve köylerden derken ekosistemimizi geliştirdik. Zaman neyi gösterecek bilemiyoruz. Bu konuda çok fazla takıntılı değiliz illa şöyle olsun böyle olsun diye. Çünkü bu bir yaşam tarzı ve deneyim. Kendi çizgimizi bozmadan deneyimimizi zenginleştirmek için elimizden geleni yapıyoruz.
 
-Şarapçılığın dışında başka yatırımlarınız var mı?

Selim Zafer Ellialtı: Kilye diye tamamen organik ürünlerden oluşan bir markamız var. Kilye markasını çıkartmamız da tamamen yaşam tarzıyla alakalı. Benim hayalim yöresel ürünleri canlandırmak. Türkiye’de çok kaliteli şaraplar yapılabileceğini anlatalım ve bütün bu ürünleri topraktan sofraya bir sitem oluşturup sunalım. Bu çerçevede Kilye markası çok önemli. Hem yörede unutulmaya yüz tutmuş tatları canlandırıyoruz hem hibrit tohum yerine gerçek yerel tohumun yeniden hayat bulmasını sağlamaya çalışıyoruz. Tabi ki yöre halkına destek olmaya çalışıyoruz. Bir de şehir insanlarının da gerçek yöresel ürünlerle tanışmasını arzu ediyoruz. Kilye tarafında bir sürü hayalimiz var. Biz kendi çocuğumuz doğmadan bu işe karar verdik. Genetiğiyle oynanmış, kimyasallar içeren gıdalarla çocuğumuzu büyütmeyelim diye. Ama bu işi yaparken de yalnızca kendi çocuğumuza yapalım bencilliğine de düşmeyelim diye bütün insanlara sunalım istedik. Şu anda Kilye markası özellikle eğitimli anneler nezdinde çok prestijli marka oldu. 
 

 
MARKALARIMIZDA YÖRE İSİMLERİNİ KULLANDIK
 
-Markalarınızın adı nereden geliyor?


Selim Zafer Ellialtı: Markalarımızda özellikle yöresel isimleri kullandık. Suvla markamızın adı o yöredeki koydan geliyor. Şu anki Anafartalar Koyu’nun eski adı Suvla’ymış ve Rumcadan geliyor. Anlamı da acı demek.
Doğal ürünler markamız Kilye adı da yine yöredeki Kilye Ovası ve Kilye Koyu’ndan geliyor. Doğal ürünlerimiz de zeytin, zeytinyağı, zeytin ezmesi, domates salçası, doğranmış ve kurutulmuş domates, reçel, tahin, pekmez, bal gibi gibi. Bunlara bizim helal ürünlerimiz diyoruz.
 
-İhracat yapıyor musunuz?

Selim Zafer Ellialtı: Biz Amerika, Almanya ve Kanada’da kendi şirketlerimizi kurduk. Suvla USA, Suvla Europe, Suvla Kanada diye üç tane şirketimiz var ve o ülkelerde satışa başladık. Şu anda satışlar fena değil. Ama zor oluyor tabi ki bir Türk şarabını yurt dışında anlatmak. Ama biz elimizden geleni yapıyoruz ve ümidimizi kaybetmiyoruz.
Bunların dışında Finlandiya, Çin ve Tayvan’a da ihracat yaptık.
 
-Tüketiciler şaraplarınıza ve organik ürünlerinize nasıl ulaşabilirler?

Selim Zafer Ellialtı: Şimdi Suvla’da yasa gereği internet üzerinden satış yasak. Ama Kilye markamızın internet üzerinden satışı var.  www.kilye.com.tr üzerinden online satış yapılıyor.
Alkollü içeceklerde satış kanalı ikiye ayrılıyor, açık ve kapalı noktalar diye. Açık noktalar dediğimiz otel, restoran, bar, cafe gibi yerler. Kapalı nokta dediğimiz de zincir mağazalar, şarap dükkanları, tekel dükkanları gibi. Biz bu iki kanalda da yer alıyoruz. Cihangir, Ankara, Bodrum Marina, Eceabat’ta kendi mağazalarımız da var. Bunların sayısını da artırıyoruz. Onun dışında tüm zincir mağazalarda varız. Metro, Migros, Carrefour, Macro, Real gibi. Önemli şarap butiklerindeyiz. Beş yıldızlı otellerin neredeyse hepsinde varız.
 
-Türkiye için üzümün vatanı diyebiliriz herhalde. Ama şarapçılık adına bunu söyleyemiyoruz. Türkiye neden bir Fransa, İtalya ya da İspanya olamıyor?

Selim Zafer Ellialtı: Doğru, biz üzümün ve şarabın ana vatanlarından biriyiz. Ama konjonktürel sebepler ve toplumumuzun tercihleri sebebiyle, şarap epey bir üvey evlat muamelesi görmüş ve işkolu olmamış. Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkeler bu işin bayrağını bizden devir almışlar. Aslında düşünürseniz şarap çok katma değerli bir ürün.  Hayat anlamında da birçok inanışa göre kutsal bir ürün. Bir sürü ülkede de sağlık ürünü ve vergi yok. Ama bizim ülkemizde şarap alkol diye tanımlanıyor ve inanış olarak yer almıyor. Bu sebeplerden dolayı şarap ülkemizde hep geri planda kalmış. Halbuki sofistike toplumlarda şarap bir kültür, görgü ve yemekle eşleştirilebilecek en önemli gurme argümanıdır. Ama bizdeki şarap algısı çok düşük tutulmuş. Halbuki o bahsettiğimiz ülkelerde çok prestijli bir şey ve aristokrat aileler bir şekilde bir şato sahibi olmalıdır. Çünkü bu bir soyluluk göstergesidir. Şato dediğimiz kendi ailesine ait bir şarap markası. Nitelikli ve varlıklı aileler ya koleksiyoner olarak ya yatırımcı olarak mutlaka şarap işine girerler.
 

 
EN UCUZU 15 LİRA, EN PAHALISI 300 LİRA
 
-Şarap fiyatlarınız nasıl?


Selim Zafer Ellialtı: 40 çeşit şarabımız var. Perakendede şu anda en ucuz şarabımız 15 lira en pahalısı 250-300 lira mertebesinde.
 
-Ekibinizde kaç kişi var?

Selim Zafer Ellialtı: Çalışan sayımız şu anda 67 kişi. İki şirketimiz var. Birisi üretim, diğeri satış pazarlama şirketi. Şaraphanede çalışan üç tane şarap uzmanımız, bir gıda mühendisimiz, bir laborantımız ve beş kişilik de şarap yapım ekibimiz var. Gerisi de bağlarda çalışanlarımız ve Kilye markamızda çalışanlarımız var. Tabi sezonluk çalışanlarımızla beraber dönem dönem 200 kişiyi geçiyoruz.

-Kendinize şarap gurmesi diyebilir misiniz?

Selim Zafer Ellialtı: Aslında çok arzu ederdim bir şarap gurmesi olmayı. Ancak şarap meraklısıyım diyebilirim. Gurmelik çok iddialı bir iş. Çok müthiş damaklar ve burunlarla çalışıyoruz. Hatta onların yanında ne kadar az bildiğimi daha da iyi anlamış oluyorum.
 
-Microsoft’u özlüyor musunuz? Eski ekibinizle görüyor musunuz?

Selim Zafer Ellialtı: Tabi ki çok önemli dostluklarım var ve sürekli görüşüyoruz. Hatta geçen akşam sektörden arkadaşlarımızla yine beraberdik ve yedik, içtik, eğlendik. Ee kolay değil teknoloji sektöründe 21 yıllık çalışmam var ve bana çok güzel öğretileri oldu.
 
-Teknolojiden şarapçılığa. Böyle radikal bir kararı alırken ailenizin tepkisi ne oldu?

Selim Zafer Ellialtı: Eşimle beraber çalışıyoruz. Bu işin görsel tarafı tamamen eşime ait. Tamam belki ilk başlarda çok sıcak değildi ama şimdi acayip merak sardı ve işin tamamen içinde…
(FOTOĞRAFLAR/GÖKHAN TAŞÇI)
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)