BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Basın Daveti Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği 06 Şubat 2020, 09:30

Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği (TKYD), 2019 yılında Emeklilik ve Yatırım Fonları performanslarını ve fonlara artan ilgiyi açıklıyor. 06 Şubat 2020...

Tüm Etkinlikleri Göster
BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 0,00 0,00 0,00
ALBRK 0,00 0,00 0,00
GARAN 0,00 0,00 0,00
HALKB 0,00 0,00 0,00
ICBCT 0,00 0,00 0,00
ISCTR 0,00 0,00 0,00
SKBNK 0,00 0,00 0,00
TSKB 0,00 0,00 0,00
VAKBN 0,00 0,00 0,00
YKBNK 0,00 0,00 0,00

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaBankacılık‘Sesli Edebiyat’ta Hakan Ateş bombası!----

‘Sesli Edebiyat’ta Hakan Ateş bombası!

‘Sesli Edebiyat’ta Hakan Ateş bombası!
18 Ocak 2021 - 08:05 www.finansgundem.com

Denizbank Türk Edebiyatı’na hayat getirdi. Deniz Kültür, güçlü kalemlerin öykülerini usta anlatıcılarla dijital ortama taşıdı, ücretsiz erişime açtı. Sesli Edebiyat’ın büyük sürprizi ise Nedim Gürsel’in ‘Dönüş’ünü seslendiren Genel Müdür Ateş…

C.KAFESOĞLU – FINANSGUNDEM.COM

Bir fırtına esecek! Hakan Ateş nefesinizi kesecek!

*

Hafta sonu, kuşluk vakti, ayaktayım. Kar düşüyor lapa lapa. Beyaz bir şavk vuruyor cama.

Tedbiri elden bırakmıyoruz, haliyle ‘ev hapsi’ne devam,

Ayaklarım prangalı ama yüreğim hür!

İstiklal Şairi diyor ya, “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış! Şaşarım…”

Ruhum da düşüncelerim de özgür.

Odam hürriyet alanım. Dar alanda kısa paslaşmalar. Burada büyüyorum yıllardır.

Bir masa, bilgisayar, lamba, bir sürahi, iki gözlük, önüm arkam raf, kitaplar.

Yazmak, okumak, 8 metrekarelik bir hayat.

Ama bu sabah heyecanım farklı. Güneş bir başka aleme doğuyor sanki.

Kağıtla olan aşkıma ‘ihanet’e hazırım.

İhanet çok mu acı?

Ama parmaklarım o öpülesi kalemlerin yazdığı öykülere dokunamayacak, gözlerim okşayamayacak şimdi.

Dost gazı alınca…

Ellerim belki bir sabah kahvesini avuçlayacak. Orhan Veli gibi. “….içmişliğimiz de vardı” diyemese de, sitem etse de. Ya da bir elimde buram buram kokan bir bardak çay, bir elimde tadımlık galeta. Tutacak bir kitap olmayınca.

Uzun zamandır bilirim de hiç cesaret edememiştim denemeye. ‘Deniz’cilerin ‘medya kaptanı’ Emek (Kaplangil) arayıp da “Bir dinle, çok beğeneceksin” demese, cesaret vermese, daha nerdee..

Dost gazı aldım ya, korku hak getire. 

Oldum olası bilgisayardan, sanal pencereden roman, hikaye, öyküye ısınamadım. Sevda, tatsız, yavan olunca uzak kaldım.

Vakit yaklaştı. Az sonra Denizbank imzalı ‘kültür hazinesi’ne dalacağım, edebiyatta dijital olacağım, duyarak, dinleyerek, okuyacağım!

Oldum olası bilgisayardan, sanal pencereden roman, hikaye, öyküye ısınamadım. Sevda, tatsız, yavan olunca uzak kaldım.  

Lakin şimdi bu sevda yeni, sevda sesli. Sevda derya deniz.

Özlemi ne güzel dile getirir Turgut Uyar. “Adımı sesince duymaktan vazgeçtim, sesini duysam susacağım.” 

Sese susamışım!!  Kavuşmaya hazırım, anlatıcılar da hazır mı?

Öyküler bana sesleniyor

Linki tıklıyorum. Çınarlar yazmış, usta sanatçılar seslendiriyor… Öyküler dile geliyor…

"Sesli Edebiyat / Öyküler Sesleniyor" başlıyor. Bir deniz’de yüzüyorum.

İlk Kemal Tahir düşüyor kulağıma…

“Bozgun- Yazan Kemal Tahir - Seslendiren: Mehmet Atay”

İkinci Abdülhamid’in yaveri bir baba, saray terbiyesi görmüş bir annenin, ‘asi’ romancısı. Gençliği dört duvar arasına sıkışmış, dört duvar arasındaki hayatta, hayatlar toplamış bir kalem. Mehmet Atay’la canlanmış, yanı başımda…

Onu dinlemek ne hoş!

Buram buram’ı “Bozgun”da duyunca irkiliyorum, o kadar gelip geçmişliğim var o kentten, rüzgarının buram buram koktuğunu hiç fark etmemişim, anlıyorum.

Djital yaşam kolay; stop Atay, rewind Atay, güçlü satırları tekrar dinliyorum.

Hele şehrin gül kokulu tarifi, hiç iz kalmamış bende. Belli ki gül mevsimi hiç gitmemişim.

“Bozgun” bitiyor. Sıradakine merhaba…

Buram buram’ı “Bozgun”da duyunca irkiliyorum, o kadar gelip geçmişliğim var o kentten, rüzgarının buram buram koktuğunu hiç fark etmemişim, anlıyorum.

Ah Mehpare! Nasıl da cezbediyor!

“Avdet - Yazan Suat Derviş - Seslendiren Mehpare Özlük”

Okurken insan kendi sesini dinliyor. Ama bir eseri dış sesten almak bambaşka. Melodinin etkisi müthiş, karakterler yaşıyor sanki. Derviş’le ilk kez tanışıyorum. Meçhule kalkan bir gemideyim artık. Bir vapur çığlık atıyor. Bir tren kaçıyor. Haydarpaşa gözlerimin önünde şu an. “Telgrafı okurken ellerim titremişti…” Ses titriyor, ben de kaygılanıyorum. Ahh Mehpare! Nasıl da cezbediyor! Hüzün, mutluluk bir arada, burada. Neler olacak acaba? Sabırsızlanıyorum.

“Avdet”… Hikayenin adında değil ama gariptir içinde duyduğumda, üzüntü sarıyor benliğimi. Sabiha yıllar önce kaçırdığı saadete, sevgiliye kavuşmayı beklerken, kahramanı karşısına çıkacak mı, henüz bilmiyorum, ama yurdundan, ailesinden kopan, koparılan nice yazarın, dava adamının, geriye dönüşlerini, özlemlerini en iyi ‘avdet’ ifade eder ya, çok iyi biliyorum. Hasret, bir hançer gibidir çünkü. Yaralar, hemen öldürmez. Kendi gibi ismi de güzel bir öykü.

Durmak yok, devam…

Canım ekmek, sıcak ekmek, taze ekmek

“İşsizlik – Yazan Orhan Veli Kanık – Seslendiren Müşfik Kenter”

Biri geliyor, şairliğine alkış ama öyküleri de var. Şiirleri misali ‘garip’ olmayan. Ama bu hikaye ‘gariban’.

Her zamanki gibi janti, bir kahvenin bahçesinde, tahta sandalyede oturmuş haliyle, ne güzeldir Orhan Veli. Anlatıcı başlıyor, “İşsizlik” konuşuyor. Fonda uçuran bir müzik, bilirsiniz boşlukta çırpınır en güzel martı sesi. Kuşlar, Orhan Veli, Müşfik Kenter. Biri dibine kadar yazmış. Biri okumuyor adeta dibine kadar oynuyor. İki büyük usta, bugün şans hep benden yana.

Nene lazım senin mayonezli levrek. Oh, canım ekmek, sıcak ekmek… Mis gibi bir ‘taze’lik sarıyor etrafımı.

Tamam, Nazım’ın sözcükleriyle “yüreciği delik deşik…” Orhan Veli, levreği, ekmeği öyle yenilip yutulası yazmış ki! Ama Müşfik Kenter de seslendirirken insanın ağzını öyle bir sulandırıyor ki. Güler misin ağlar mısın? “Nene lazım senin mayonezli levrek. Oh, canım ekmek, sıcak ekmek…" Mis gibi bir ‘taze’lik sarıyor etrafımı.  Dışarısı kış, hava yaman, işsizler, evsizler, çaresizler. Nar gibi bir ateş oturuyor boğazıma…

Çınarlar geçidi

Büyük Çınarlar, genç çınarlar; Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Halikarnas Balıkçısı, Adalet Ağaoğlu, Orhan Kemal, Ömer Seyfettin, Sait Faik Abasıyanık, Cahit Sıtkı Tarancı, Aziz Nesin, Tarık Buğra, Fakir Baykurt, Muzaffer İzgü, Ahmet Mitat, Ahmet Ümit, Selma Fındıklı, Başar Başarır, Tarık Düzgün, Pınar Kür, Ferit Edgü… Onları dinliyorum. Volta atıyorum, ayakta bekliyorum, cama yapışıyorum, Edebiyat seli akıyor içime… Dur durak yok, peş peşe… 

İşte büyük sürpriz

“Dönüş - Yazan Nedim Gürsel - Seslendiren: Hakan Ateş”

Vay, vay, vay… İşte sürpriz, işte bomba…

Arkada bir uğultu, gökyüzü koptu kopacak, kül rengi yoğun bir duman rüzgarda savruluyor, bir adam yürüyor.

Bir gitar eşlik ediyor Hakan Ateş’in hünerli sesine. Okuyor, “Ömür biter yol bitmez…” Hakan Ateş’in söylediği ‘My Way – Benim Yolum’ geliyor aklıma. Ünlü bankacının favorisi…

Bir otel odasında kurduğu Denizbank’ı, engel, kriz tanımadan, dev bir sektörün zirvesine taşıyan finans dâhisi bir isim; bankacılığın kitabını yazmış, kulvarına renk katan bir duayende kulağım. Kartviziti o kadar zengin ki, ekonomist, bankacı, genel müdür, teknoloji aşığı, kültür adamı, sanatçı. Şu an kaç kişiyi dinliyorum, sayamıyorum…

Türkiye onun şarkılardaki hünerini de biliyor. 4 yıl önce romantik cazın muhteşem sesi Frank Sinatra’dan söylediği, seçkin davetli topluluğunun ayakta alkışladığı “My Way-Benim Yolum”daki performansı hala sıcak bir anı.

İşi yetmiyor, sosyal hayatında da meslektaşlarını, medyayı, izleyenlerini sürprizlerle şaşırtmayı seviyor Ateş. Tıpkı Denizbank’ın dijital kanallara taşıdığı “Sesli Edebiyat”a kattığı lezzet gibi. Ses terbiyesi, kalitesi operadan geliyor. Seslendirme kabiliyeti ise gençlik yıllarından. İki ünlü dizi, Bonanza ve Kaçak’a katkılarından. Türkiye onun şarkılardaki hünerini de biliyor. 4 yıl önce romantik cazın muhteşem sesi Frank Sinatra’dan söylediği, seçkin davetli topluluğunun ayakta alkışladığı “My Way-Benim Yolum”daki performansı hala sıcak bir anı. Kolay kolay unutulmaz.

Laptop’un değil, Hakan Ateş’in sesi doluyor odama. “Bilsen ne acılar, ne yalnızlıklar çekti o adam! Bir kentten bir başkasına savruldu durdu…” Bir azalan, bir yükselen, bir hiddetli, bir iç çeken ‘ateşli’ bir ses akıyor önümden. Öykünün içinden çıkamıyorum.

Sesli öyküler, paha biçilmez bir servet

Ezan okunuyor. Saate bakıyorum öğlen olmuş. Zaman ne çabuk geçmiş, kuşluk vakti tükenmiş. Yeni fark ediyorum. Mutluyum, keyifliyim. Dinletilerle yeni bir hazine kazanmanın sevinci, okur gururumu okşuyor. Paha biçilmez bir servet tüm bedenime yayılıyor.

Kaderine terk edilmeyecek kadar önemli bir karar vermişim, kendimi kutluyorum.

Oya Küçümen, Yetkin Dikinciler, Yekta Kopan, Levent Üzümcü, Rüştü Asyalı, Sungun Babacan, Hakan Meriçliler, Mazlum Kiper, Cüneyt Türel, Kürşat Alnıaçık, Atilla Şendil, Gülen Karaman… Usta tiyatrocular, seslendirme sanatçıları, ‘tek ses’, hepsi aynı sahnede, hepsi görkemli. Deniz Kültür’ün ücretsiz erişime açtığı 42 CD’den oluşan Türk Edebiyatı’nın 200 önemli öyküsüne can veren hikaye anlatıcıları. Bu isimler ekibin bir kısmı, yoksa bu kadro koca bir ordu. 

Nefessiz kalmaya değer!

Denizbank YouTube kanalında, www.oykulersesleniyor.com adresinde, özgün bestelenmiş müzikler ve ses tasarımları eşliğinde anlatılan öykülerle buluşmak için siz siz olun benim kadar beklemeyin. İsterseniz bırakın, öykü öyküyü kovalasın, isterseniz seçimi kendiniz yapın. Ama bu fırsatı kaçırmayın.  

Hakan Ateş nefesinizi kesecek demiştim ya, nefessiz kalmaya değer...

Denizbank, Türk edebiyatının sesli öykülerini milyonlara ulaştırıyor

Hakan Ateş’ten müthiş performans… Bu parçalar bir mesaj mı?

YORUMLAR (2)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
  • Volkan19 Ocak 2021 07:42

    Bankacılar hidayete ererse faizler de iner gibi.

  • Harika Genç18 Ocak 2021 16:24

    Harika bir girişim.Kutlamak az gelir.Onur duydum..Çalışkan,üretici,yetenekli genç adam.İnsanları eve hapseden salgın döneminde bu ne güzel bir düşünce olmuş.Başarılar dilerim...