BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Basın Daveti Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği 06 Şubat 2020, 09:30

Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği (TKYD), 2019 yılında Emeklilik ve Yatırım Fonları performanslarını ve fonlara artan ilgiyi açıklıyor. 06 Şubat 2020...

Tüm Etkinlikleri Göster
BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaGündemİran koronavirüs salgınını örtbas etmeye mi çalışıyor?----

İran koronavirüs salgınını örtbas etmeye mi çalışıyor?

İran koronavirüs salgınını örtbas etmeye mi çalışıyor?
20 Mart 2020 - 20:47 www.finansgundem.com

İran, dünya çapındaki koronavirüs salgınını en ağır yaşayan ülkelerden biri. Aileler İran’da yeni yılı (Nevruz) kutlarken, hükümetin virüsün etkisinin gerçek boyutlarını sakladığı ve durumun hızla daha kötüleşebileceği endişesi var.

Muhammed, koronavirüs salgını başladığından beri hastalarının hayatını kurtarmak için yılmadan çalışıyor. Ülkenin kuzeyindeki Gilan Eyaleti’ndeki bir hastanede doktor olarak çalışan Muhammed, 14 gündür ailesini görmedi. Meslektaşlarını yitirdi. Akıl hocası olan, tıp fakültesindeki öğretmeni de dahil olmak üzere, arkadaşlarını koronavirüsten kaybetti.

Muhammed, “Sadece bizim hastanemizi değil, koronavirüs salgını bütün sağlık sistemimizi felce uğrattı” diyor.

“Çalışanların morali çok kötü. Ailelerimiz endişeli ve çok büyük bir baskı altındayız.”

Muhammed’in ismi, İran’da hükümeti eleştirmek tutuklanmaya yol açabileceği için değiştirildi. Ancak BBC’ye konuşan ülkenin kuzeyindeki eyaletlerden bir dizi doktor, karşı karşıya kaldıkları vahim durumu ve hükümetin krizi kötü yönettiğini düşündüklerini anlattı.

Muhammed, “Yeterli sayıda maskemiz bile yok. Her gün hayatını kaybeden sağlık çalışanları oluyor” diyor.

“Kaç kişinin öldüğünü bilmiyorum ancak hükümet krizin gerçek boyutunu örtbas etmeye çalışıyor. Salgının ilk günlerinde yalan söylediler.”

Sadece 16 günde, Covid-19 İran’ın 31 eyaletine yayıldı. Buna ek olarak, 16 ülke de kendi ülkelerindeki koronavirüs vakalarının İran kaynaklı olduğunu söylüyor. Bu ülkeler Irak, Afganistan, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kanada, Pakistan, Gürcistan, Estonya, Yeni Zelanda, Belarus, Azerbaycan, Katar ve Ermenistan. Tüm bunlara rağmen, yetkilileri eleştirenler, İran hükümetinin salgını yeterince ciddiye almadığını söylüyor.

19 Şubat’ta hükümet konuyla ilgili ilk açıklamayı yaptığında, insanlara virüsten endişelenmemeleri gerektiği söylendi. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney, İran’ın “düşmanlarını” tehdidi “abartmakla” suçladı. Bir hafta sonra, vaka ve hayatını kaybedenlerin sayıları aniden arttığında, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Hamaney’in sözlerini tekrarlayarak, “düşmanlarının komplo teorilerine ve korku tellallığına” karşı uyardı.

Ruhani, bunların ülkeyi durma noktasına getirmek için planlandığını söyledi ve İranlılara günlük faaliyetlerine ve işlerine devam etme çağrısı yaptı.

Son zamanlarda, devlet kontrolündeki televizyon programlarında koronavirüsün ABD imalatı “biyolojik silah” olabileceği kaydedildi, Ayetullah Hamaney de “biyolojik saldırı” ile ilgili Twitter’dan paylaşım yaptı.

19 Mart’a gelindiğinde, İran Sağlık Bakanlığı’na göre 17.361 Covid-19 vakası var, hayatını kaybedenlerin sayısı da 1.135’e ulaştı.

İran, Çin ve İtalya’dan sonra en kötü etkilenen üçüncü ülke.

İran’ın en kötü etkilenen üç eyaleti olan Gilan, Gülistan ve Mazenderan’dan doktorlar BBC’ye yaptıkları açıklamada, koronavirüs test kitinin çok az ve tıbbi malzemelerin sınırlı olduğunu söylüyorlar ki bunların arasında en temel ilaçlar, oksijen tankları, sterilize maskeler ve eldivenler de var.

Doktorlar şimdi geçici sahra hastanelerinde çalışmak durumundalar. Bir yoğun bakım ünitesi doktoru, hasta yoğunluğuyla başa çıkabilmek için yaşadığı yerdeki futbol sahasına yatakların getirildiğini anlatıyor.

BBC’ye konuşan tüm doktorlar, kendi tecrübelerine dayanarak, resmi istatistiklerin gerçek rakamlardan çok daha azını yansıttığını söylüyorlar.

Gülistan Eyaleti’nden bir acil servis doktoru, çalıştığı hastaneye günde ortalama 300 doktorun geldiğini söylüyor.

Bu doktor, hastaların yüzde 60-70’ine koronavirüsün bulaştığını tahmin ediyor, ancak kaynakların yetersizliğinden ötürü sadece durumu kritik olanların hastaneye yatırıldığını söylüyor.

Resmi istatistiklerde de sadece hastaneye yatırılanlar yer alıyor.

Doktor son 2 haftada günde ortalama 5 hastasını yitirdiğini belirtiyor. Bir kişi sıklıkla koronavirüs test kiti getirse de, hastasının çoktan ölmüş olduğunu söylüyor.

Doktorlar hayatını kaybediyor

Sağlık çalışanları için kahredici bir diğer durum da kendi kayıpları. Pek çoğu meslektaşlarından kayıplar olduğunu aktarıyor.

Yürek parçalayıcı vakalardan biri, kuzeydeki Lahican şehrinde hemşirelik yapan ve Şubat ayının sonlarına doğru hayatını kaybeden 25 yaşındaki Narjes Khanalizadeh’di.

Fotoğrafı sosyal medyada viral olmuştu. Ancak hükümet ona Covid-19 bulaştığını reddetti.

Devletin kontrolündeki televizyon kanalları, ön saflarda virüsle cesurca mücadele eden ve hastalarının hayatını kurtaran yardımsever ve korkusuz sağlık çalışanları portresi çizmeye devam etti.

Ancak ölümünden kısa bir süre sonra, İran Hemşireler Birliği, Narjes’e koronavirüsten öldüğünü teyit etti.

Virüs bu kadar hızlı nasıl yayıldı?

Hükümete göre, 19 Şubat’ta Kum kentinde ölen iki hasta virüsün başlangıcını oluşturuyor. Biri, Çin’de hastalığı kapan bir iş insanıydı. Kum kısa sürede salgının ülkedeki merkezi haline geldi.

Kum kenti, Şii Müslümanlar için önemli bir hac yeri. Ülkedeki en üst düzey din bilginlerinin yaşadığı yer ve her yıl ülke içinden 20 milyon, ülke dışındansa 2,5 milyon turist kenti ziyaret ediyor.

Her hafta, binlerce hacı kentte dolaşıyor, türbeleri ve sembolik yapıları öperek, onlara dokunarak, saygılarını sunuyor.

Virüs hızla yayılıyor ve vaka sayıları hızla artıyor. Ancak hızla kenti karantinaya almak yerine, din adamı Muhammed Seydi gibi Ayetullah Hamaney’in temsilcileri, hacıların kenti ziyaret etmeye devam etmesi için kampanya yürütüyor.

“Bu kutsal mabedi bir iyileşme merkezi olarak görüyoruz. Bu, insanların ruhani ve fiziki hastalıklardan arınmak için buraya gelmesi gerektiği anlamına geliyor.”

Yakın zamanda Kum kentinden dönen Dünya Sağlık Örgütü’nün Acil Durum Operasyon Müdürü Richard Brennan, “Kum’un özel dini yeri nedeniyle, İran’ın içinden ve dışından gelmen dindar turistler aracılığıyla, virüs hızla ülkede yayıldı” diyor.

Brennan ziyareti sırasında, Kum’daki ve başkent Tahran’daki test laboratuvarlarında ve hastanelerde faaliyetleri artırmak için “samimi bir çaba” gördüğünü söylüyor.

Kentteki türbeler artık kapalı.

Hükümet salgını önemsiz gibi mi gösterdi?

Şubat ayında ülkede iki önemli olay meydana geldi: İslam Devrimi’nin 41’inci yıl dönümü ve parlamenter seçimler.

Tahran’daki sağlık bakanlarına raporlar göndererek, salgın konusunda uyarılarda bulunan kıdemli bir doktor, “Meslektaşlarımın ve benim ilk kez anormal bir solunum hastalığı tespit ettiğimiz günler, 11 Şubat’taki İran Devrimi Günü’nden önceydi” diyor.

“Geleneksel devlet destekli toplanmaların gerçekleşebilmesi için, sağlık yetkililerinin koronavirüsün İran’a ulaştığı gerçeğini saklama kararı verdiklerini düşünüyoruz.”

İranlıların 6 aydır bir kaosa katlanmaları nedeniyle, hem yıl dönümü etkinliği hem de seçimler hükümetin popülerliği açısından bir test olarak görülüyordu.

Bunlar arasında Kasım ayındaki benzin zammı protestoları ve üst düzey komutan Kasım Süleymani’nin öldürülmesine karşılık olarak İran’ın Irak’ta Amerikan askerlerinin bulunduğu bir üssü vurmasının ardından ABD ile artan gerilim sayılabilir.

176 yolcu taşıyan bir Ukrayna uçağının düşürülmesi, yetkililerin uçağın bir füzeyle vurulduğunu inkar etmesinin ardından kamuoyunun güvenini yerle bir etti.

Seçimden kısa bir sure sonra, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İran’ın “düşmanlarını” seçmenleri sandıklardan uzaklaştırmak için koronavirüs tehdidini abartmakla suçladı.

Hamaney, “Olumsuz propaganda aylar önce başlatıldı ve 2 gün önce basın-yayın organları insanları hastalık ve virüs bahanesiyle sandıklardan uzak tutmak için ellerinden geleni yaptı” dedi.

Yakın zamanda, İran Sağlık Bakanı Said Namaki, raporları gözardı ettikleri iddiasını reddetti, devlet televizyonu da “Seçimler o cuma günü (21 şubat) yapılacak olmasına rağmen, mesele anında (19 Şubat) duyuruldu” dedi.

Seçimlerden 5 gün sonra, hükümet tarafından teyitli vaka sayısı 139 olarak açıklandı, 19 kişinin de hayatını kaybettiği duyuruldu.

Aynı gün, Kum’dan aşırı muhafazakar olarak bilinen Milletvekili Ahmed Amirabadi Farahani, mecliste ayağa kalktı ve kentinde iki hafta içerinde 50’den fazla kişinin öldüğünü söyledi.

Sağlık Bakanı yardımcısı İraj Harirçi, Farahani’nin iddiasını yalanladı ve ölü sayısı bunun yarısı bile olursa istifa edeceğini söyledi.

Aynı gün ilerleyen saatlerde, Harirçi çokça terlerken ve koronavirüsle ilgili bir basın toplantısında öksürürken görüldü. Daha sonra test sonucunun pozitif çıktığını açıkladı, böylece enfekte olan bir dizi üst düzey İranlı siyasetçinin ilki oldu.

13 Mart’ta televizyonda canlı yayına katılan Harirçi’nin “tamamen iyileştiği” bildiriliyor.

Bir dizi uzman ve gazeteci resmi rakamların, tehlikeli bir biçimde ve geniş çapta, İran’daki krizin boyutu konusunda gerçeği yansıtmadığını söylüyor ki buna tek bir günde ölü sayısının açıklananın altı katı olduğunu orta koyan BBC Farsça araştırması da dahil.

Ancak resmi rakamlar artmaya devam etse de, şimdi İranlılar için soru virüsün nasıl durdurulacağı.

Karantina altında yaşamak

Alirıza’nın babası Mart ayının ortasında vefat etti.

“Babamı gömdüklerinde ailemizden hiç kimse orada değildi. Cesedini bile görmedim. Bize sadece öldüğü ve Tahran’ın ana mezarlığındaki özel bir bölgeye gömüldüğünü söylediler.”

Güvenlik gerekçesiyle Alirıza’nın ismi değiştirildi.

Alirıza’nın ailesine yetkililer cenaze düzenlememelerini, ancak babaları gömüldüğünde mezarını ziyaret edebileceklerini söyledi.

Ancak mezarlığa ulaştıklarında, çalışanlar girmelerinin güvenli olmadığını çünkü halen çok sayıda cesedin gömüldüğünü söylediler.

“Babamın ölümünden çok onun gömülmesi hakkında konuşuyoruz” diyor. “Ben dindar hatta spiritüel bile değilim, ancak halen içimde, babama saygısızlık ettiğimize dair garip bir duygu var.”

İranlı yetkililer bütün büyük cenaze törenlerini yasakladılar.

Dini lider Ayetullah Hamaney de dahil olmak üzere bir dizi din adamı, cesetleri yıkayanları korumak için bu geleneğe karşı fetva verdiler.

Dünya Sağlık Örgütü uluslararası toplumu “acil ve sert önlemler” almaya çağırırken, İran, Çin ya da İtalya gibi ülkelerde alınan önlemlerin gerisinde kalıyor.

Okullar, üniversiteler ve seminerler kapatıldı, futbol maçları iptal edildi ve geniş çaplı dezenfeksiyon kampanyası başkent Tahran’da başlatıldı. Tüm İranlılara seyahat etmemeleri ve evlerinde kalmaları çağrısı yapıldı. Ve 1979 yılında İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri ilk kez, Cuma namazları iptal edildi.

Doluluk oranı çok fazla olan hapishanelerde hastalığın yayılmasını engellemek için, 155 bin mahkum geçici olarak serbest bırakıldı. Bunlar arasında siyasi mahkumlar da var ve pek çoğunun sağlık durumunun iyi olmadığı düşünülüyor. Bu kişiler arasında yardım kuruluşu görevlisi İngiltere-İran vatandaşı Nazanin Zaghari-Ratcliffe de bulunuyor.

Ancak pek çok hükümet binası, iş merkezi ve bankalar halen açık.

Emekli öğretmen Fatma ve eşi gibi orta sınıf İranlılar - gerçek isimleri değil – sorunun pek çok kişinin gıdadan benzine kadar her şeyi satın almak için nakit paraya ihtiyaç duymasından kaynaklandığını söylüyor.

“Emekli maaşlarımızı çekebilmek için bankaya gitmek zorundayız. Önümüzdeki günlerde Nevruz nedeniyle ödenecek ikramiyemizi almayı bekliyoruz.”

İran’ın içinde ve dışında pek çok tıp uzmanı, hükümet şeffaf bir şekilde rakamları açıklamadıkça ve Kum gibi şehirlerin tamamını karantinaya almadıkça, virüsün ülkeyi kırıp geçirmeye devam edeceğini söylüyor.

Cumhurbaşkanı Ruhani, hükümetin şehirleri giriş-çıkışa kapatmayacağını ve dükkanların açık kalıp, insanların işlerini yapmaya devam edebileceklerini söyledi. Pek çok kişi, İran’ın tersini yapmaya gücü yetmeyeceği için bu kararı aldığını düşünüyor. ABD yaptırımları ülke ekonomisini perişan etti.

Nevruz, İran’daki en büyük bayram, ancak Fatma bu derece kutlama ortamının olmadığı başka bir zaman daha hatırlamadığını söylüyor.

“Hayatım boyunca, Nevruz sırasında evde yalnız kaldığımı hatırlamıyorum. Saddam’ın şehirlere füzelerle saldırdığı savaş zamanında bile, Nevruz zamanı birbirimizi ziyaret ederdik.”

ETİKETLER :
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)