BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Basın Daveti Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği 06 Şubat 2020, 09:30

Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği (TKYD), 2019 yılında Emeklilik ve Yatırım Fonları performanslarını ve fonlara artan ilgiyi açıklıyor. 06 Şubat 2020...

Tüm Etkinlikleri Göster
BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 6,16 -1,12 32.032.000.000,00
ALBRK 1,70 -0,58 2.295.000.000,00
GARAN 9,14 -0,65 38.388.000.000,00
HALKB 5,38 -0,55 13.308.916.083,94
ICBCT 6,62 0,30 5.693.200.000,00
ISCTR 6,61 -1,49 29.744.801.700,00
SKBNK 1,42 0,00 2.641.200.000,00
TSKB 1,94 -5,83 5.432.000.000,00
VAKBN 4,61 -0,86 18.004.919.678,72
YKBNK 2,94 -0,34 24.834.330.774,96

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaMakro EkonomiDevlet borçlarıyla ortak gelecekten borç alıyoruz----

Devlet borçlarıyla ortak gelecekten borç alıyoruz

Devlet borçlarıyla ortak gelecekten borç alıyoruz
22 Ekim 2020 - 17:05 www.finansgundem.com

Korona virüsün hükümet borçlarını artırmasıyla birlikte MMT destekçilerinin de sayısı artıyor. Fakat HSBC’nin ünlü ekonomisti Stephen D. King hükümet borçlarının MMT görüşlerinin aksine kolektif geleceğimizden borç aldığımızı belirtiyor

FINANSGUNDEM.COM – DIŞ HABERLER SERVİSİ

Korona virüs süreci arttıkça hükümet borçlarının bir anlamı olmadığını öneren Modern Para Teorisi’nin destekçileri de artmaya başladı. Fakat HSBC’nin Kıdemli Ekonomik Danışmanı ve “Küreselleşmenin Sonu Kasvetli Yeni Dünya” (Grave New World) kitabının yazarı Stephen D. King bu teorinin savunucularının aksine devlet borçlarının nasıl işlediğini anlatıyor. İşte King’in Financial Times’daki yer alan o yazısı:

Devlet borçlarının hızla yükseldiği bir dünyada, Modern Para Teorisi'ne (MMT) olan ilginin yatırımcılar arasında artması hiç de şaşırtıcı değil. Ne de olsa, merkezi iddialarından biri de bütçe açıklarının finansman açısından alakasız olduğu. Artan devlet borçlanması enflasyona yol açmadığı sürece hepimiz rahatlamayı göze alabiliriz ve şu ana kadar böyle bir şey gerçekleşmedi.

Stephanie Kelton, The Deficit Myth (Bütçe Açığı Efsanesi) kitabında belirttiği üzre para basmaya yetisi olan hükümetler para birimini ihraç edenlerdir. (Bu konuda istisna oluşturanlar açık bir şekilde Euro Bölgesi üyeleri). Bu nedenle, tüm harcamalar, prensipte, nakit yaratılması yoluyla finanse edilebilir. Vergiler gelirin ve servetin yeniden dağıtılması, uygunsuz davranışlar için caydırıcılık yaratılması gibi amaçlara hizmet edebilir. Fakat MMT gerçek dünyada işe yarar bir makro ekonomik göreve hizmet etmez.

Bunun yerine gerçek dünyada vergiler hayati bir meseledir. Devlet maliyesi ile şirketler ve haneler arasındaki temel fark, bir matbaaya erişim değil, bunun yerine vergileri yükseltmek için zorlayıcı güçtür. Ciddi miktarda zarar eden bir şirket, diğer herkese vergi uygulayarak bu kaybı azaltamaz. Bir hükümet bunu yapabilir. Maaş kesintiye uğrayan bir işçi, diğer işçilerle aradaki farkı telafi etmeye zorlayamaz. Bir hükümet bunu yapabilir.

Tüm bu bilgiyle kuşanıldığında kreditörler anlaşılır bir şekilde diğer yatırımlara göre daha düşük devlet tahvilleri getirileri kabul etmeye hazırdır. Basitçe söylemek gerekirse, olumsuz bir ekonomik şok karşısında hükümetin temerrüt riski diğer borçlu adaylarına göre daha düşüktür.

Kuşkusuz, büyük ölçüde zor koşullarda gelirleri artırmak için bir hükümetin de siyasi kapasitesi tarafından dikte edilen sınırları vardır. Gelişmekte olan piyasalarda genellikle bunun yerine devalüasyon, temerrüt veya enflasyona seçeneklerine başvururlar. Amaç borçlanma maliyetlerini yükseltmektir.

Tüm bunlara rağmen bir dakikalığına hükümetlerin MMT’yi desteklediğini hayal edelim. MMT savunucularının da önerdiği gibi matbaanın kontrolünün de seçimle gelmeyen merkez bankacıların alındığını ve halka karşı sorumlu seçilmiş mali temsilcilere verildiğini hayal edelim. Böyle bir sistem daha mı iyi olurdu?

Seçilmiş temsilcilere matbaanın anahtarlarını vermek, kumar bağımlısına kumarhanenin anahtarlarını vermekle eşdeğerdir.

 Tam tersi gerçekleşirdi. Seçilmiş temsilcilere matbaanın anahtarlarını vermek, kumar bağımlısına kumarhanenin anahtarlarını vermekle eşdeğerdir. Pek çok siyasetçi için birincil amaç iktidarda kalmaktır. Bu nedenle, politikacılar sıkça uzun vadeli istikrar pahasına anlık memnuniyetleri sürdürmek için teşvik edilecektir. 1970'lerin başında, İngiltere “Barber parlaması” olarak bilinen bir hamleye girişti. Söz konusu ekonomik patlama dönemin İngiltere Maliye Bakanı Anthony Barber’ın 1974’deki seçimlerin sonuçlarını inşa etmeyi hedefliyordu. Ancak sonuçta Muhafazakarlar kaybetti ve iki yıl sonra İngiltere aşağılayıcı bir şekilde IMF’den bir iflas kurtarma paketi kabul etmek zorunda kaldı. Merkez bankalarının bağımsızlığı bu tür davranışlara karşı yararlı bir koruma sağlar.

Daha da önemlisi, enflasyon ve vergiler, birçok yönden, sadece aynı madalyonun iki farklı yüzüdür. Vergi gelirlerine erişimi olmayan hükümetler bunun yerine para değerlerini düşürebilirler. MMT destekçileri böyle bir şeyin asla gerçekleşmeyeceğini belirtse de tarih bunun aksini belirtiyor: Sonuç olarak bu yüzlerce yıl boyunca krallar ve kraliçeler tarafından denenmiş ve test edilmiş bir politika olmuştur. Çoğu zaman, matbaaya erişimi olanlar yöneticiler "bu sefer farklı" görüşüyle gereksiz riskler almaya hazırdırlar.

Gerçekte enflasyon MMT savunucularının artık var olmadığını iddia ettiği finansman sorununu çözmeye yardımcı olur. Beklenenden yüksek enflasyonun bir sonucu olan negatif reel faiz oranları, servetin özel sektör alacaklılarından (örneğin emekliler) kamu borçlularına dağıtılmasına hizmet ediyor. Aşağı yukarı aynı şeye varlık vergisi yoluyla da erişilebilir. Bu noktada tam bir çemberin oluştuğunu görüyoruz: Para basımı ile vergiler arasındaki ayrım yıkılmaya başlıyor.

"Kış uykusu" dönemine girmeye izin vermesek iyi olur.

Kovid-19 yüzünden devlet borçları hızla artıyor ve böylelikle gereğine uygun hareket ediyor. Yinelenen karantina süreci karşısında, virüs kontrol altına alındıktan sonra çözülebileceği umuduyla şirketlerin ve çalışanların ekonomik "kış uykusu" dönemine girmelerine izin vermemiz daha iyi olur. Çoklu işletme iflasları ve kitlesel işsizlik alternatiflerinin kimseye bir faydası yoktur. Ancak bu süreçte, kolektif ekonomik geleceğimizden borç almaktayız. Bu noktada bazılarımız kış uykusu politikaları başarılı olursa ödemeler için daha makul bir pozisyonda olacağımızı bir tasarı olarak sunacak. Siyasi süreç, bu tasarının daha yüksek vergiler, daha fazla tasarruf, artan enflasyon veya nihai temerrüt şeklinde gelip gelmediğine karar verecek. Korkarım ki işte tam da bu bütçe açığı gerçeğidir.

İngiltere'de işletmelerin yüzde 18'i iflasla karşı karşıya

 

ABD'de işsizlik maaşı başvuruları düştü

 

Credit Suisse’le Fransız sigorta devi arasında fintek ortaklığı

 

YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)