BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Basın Daveti Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği 06 Şubat 2020, 09:30

Türkiye Kurumsal Yatırımcı Yöneticileri Derneği (TKYD), 2019 yılında Emeklilik ve Yatırım Fonları performanslarını ve fonlara artan ilgiyi açıklıyor. 06 Şubat 2020...

Tüm Etkinlikleri Göster
BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 5,85 1,21 30.420.000.000,00
ALBRK 1,53 2,68 2.065.500.000,00
GARAN 8,22 1,99 34.524.000.000,00
HALKB 5,45 0,74 13.482.080.419,60
ICBCT 4,83 2,77 4.153.800.000,00
ISCTR 5,13 0,98 23.084.846.100,00
SKBNK 1,28 9,40 1.482.240.000,00
TSKB 1,15 0,88 3.220.000.000,00
VAKBN 4,77 1,06 18.629.819.277,11
YKBNK 2,44 0,83 20.610.805.132,96

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaRöportajlarBozacıoğlu: Bankalara “İlk tahsilatı siz yapın” diyoruz----

Bozacıoğlu: Bankalara “İlk tahsilatı siz yapın” diyoruz

Bozacıoğlu: Bankalara “İlk tahsilatı siz yapın” diyoruz
10 Kasım 2016 - 10:43 www.finansgundem.com

Kredi portföylerinde bozulma olduğunu söyleyen Experian Türkiye Genel Müdürü Mehmet Bozacıoğlu, “Şahıs bin lira kredi alıyor, ödeyemiyor, 48 ay tekrar yapılandırıyor. Bu anlamda sinyaller gayet olumsuz” diyor.

KAYHAN ÖZTÜRK – FINANSGUNDEM.COM

Bilgi teknolojileri, analitik hizmetler ve pazarlama hizmetleri alanında dünya lideri olan Experian, 15 yıldır Türkiye’de de faaliyet gösteriyor. Şirket firmaların ve bireylerin ticari ve finansal kararlarını verirken karşılaştıkları kredi riskini yönetebilmelerine yardımcı oluyor. Müşterilerine 4 ana iş kolu üzerinden hizmet verdiklerini anlatan Genel Müdür Mehmet Bozacıoğlu, bunları şöyle sıralıyor: Karar Destek Sistemleri, Pazarlama Hizmetleri, Kredi Hizmetleri ve Bireysel Kredi Notu Sorgulama Hizmeti (Interactive). Bozacıoğlu ile hem Experian’ın ürün ve hizmetlerini hem de Türkiye’deki bankacılık sistemi ve son günlerde çok tartışılan kredi tahsisi, kredi talebi, geri çağrılması ve batık krediler üzerine konuştuk.

-Experian hakkında bilgi verir misiniz? Nasıl bir şirketsiniz? Faaliyet alanınız nedir? İş ortaklarınız kimler?

Mehmet Bozacıoğlu: Dünyanın lider bilgi hizmetleri şirketi Experian olarak, uluslararası ve yerel alandaki müşterilerimize danışmanlık, yazılım ve analitik hizmetler sunuyoruz. Experian Şirketler Grubu, şirketlere kredi risk yönetimi, sahteciliğin önlenmesi, pazarlama tekliflerinin hedeflenmesi ve kararların otomatize edilmesi konularında yardımcı oluyor. Aynı zamanda bireylerin kredi notlarını ve raporlarını kontrol edebilmeleri, kendilerini kimlik hırsızlığına karşı korumaları konusunda da hizmet sunuyor. 37 ülkede yaklaşık 17 bin çalışanı bulunan Experian’ın genel merkezi İrlanda Dublin’de, operasyonel merkezleri İngiltere Nottingham, Amerika California ve Brezilya Sao Paulo’da yer alıyor.

Experian, 2000 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteriyor ve bankacılık, finans, telekomünikasyon, perakende ve sigorta sektörlerindeki müşterilerimize hizmet sunuyoruz. Son 15 yıldır bütün bankalarla kredi riski konusunda çalışıyoruz.

-Krizi tahmin ederek mi geldiniz Türkiye'ye?

Mehmet Bozacıoğlu: Birazcık daha başa alırsak; Experian'ın üç ana iş kolu var. Bunlardan birisi kredi büroları… Bütün dünyada kredi büroları var.

2 KİŞİ İLE BAŞLADIK ŞİMDİ 50 KİŞİLİK BİR OFİSİZ

-Kredi bürosu ne demek?  Tam olarak ne yapıyorsunuz?

Mehmet Bozacıoğlu: Bankalardan toplanan verileri işleyip tekrar bankalara ve diğer borç ve kredi veren kurumlara geri satılıyor.  Türkiye'de de bu iş Kredi Kayıt Bürosu (KKB) tarafından yapılmaya başlandı. KKB’nin Experian ile kontağı 1997 yılında oldu. 2000 yılında Experian burada kendi bürosunu açtı. 2 kişi ile başladı, şimdi 50 kişilik bir ofisiz. KKB 9 banka ortaklığıyla kurulan bir yapı.  Experian'ın  Türkiye'de bunu alabilme gibi bir şansı yok. Çünkü yönetmeliğe göre böyle bir bilgi paylaşım platformunun 5 banka ortaklığında olması gerekiyor. Experian Türkiye'de kredi bürosu sahibi olamıyor.

-Yurt dışında, Türkiye'deki KKB'nın yaptığı işi mi yapıyorsunuz?

Mehmet Bozacıoğlu: Evet. Amerika'da, İngiltere'de, İtalya'da, Hollanda'da da yaptığımız işlerden biri bu.  Risk Merkezi ya da o ülkenin Bankalar Birliği çatısı altında yarı kamu yarı özel bir yapıda...

-Şirket hisse yapısı bakımından özel bir şirket ama işlev açısından bir çeşit kamu hizmeti veriyorsunuz gibi bir izlenim var...

Mehmet Bozacıoğlu: Evet, tam kamu şirketi gibi değil ama bu son düzenlemelerden sonra Risk Merkezi'nin altında yeralıyor. Kredi büroları muazzam büyüklükteki datayı işliyor. Mesela kredi  kartınızla bir işlem yaptınız, o data geliyor daha sonra sizin riskinizle ilgili herhangi bir bankayla temas ettiğiniz anda o bankaya “riskli ya da risksiz” diye bilgi veriyor.  Veya şu noktaya kadar riskli şu noktaya kadar risksiz şeklinde...

-Sizin yurt dışında yaptığınız işi burada KKB yapıyorsa siz ne yapıyorsunuz?

Mehmet Bozacıoğlu: Bizim Türkiye'de kredi büromuz yok ama karar analitiği (Experian Decision Analitics) iş birimi var. Bunun çatısı altında bankaların kredi ile ilgili aldığı kararları otomatize eden, kredi ile ilgili bankaların saniyeler içerisinde karar vermelerini sağlayan yazılımlarımız var.

BANKA KREDİ BİLGİLERİNİ BİZE MASKELEYEREK VERİYOR

-Bu yazılımlar şirketlerin kredibilitesine yönelik mi yoksa bireysel kredilere ilişkin de hizmet veriyor musunuz?

Mehmet Bozacıoğlu: Bireysel bankacılıkta milyonlarca kişi için ayrı ayrı özel kredi kararı alabilecek yazılım takdir edersiniz zor. Analitik modeller yapılıyor,  bireyler segmentlere ayrılıyor. O segment grubuna göre, burada o kişinin ne kadar yıl çalıştığı, kaç yaşında olduğu, evli mi bekar mı olduğu, hatta o zamana kadar kaç farklı şirkette çalıştığı gibi bir sürü kriter, onun kredibilitesini etkiliyor. Onun dışında daha detay şeyler,  bu zamana kadar herhangi bir kredisinde gecikmeye düşüp düşmediği, yıllar içerisinde biriken 5-10 yıllık datalardan bu bilgiler ortaya çıkıyor.

-Gerçek kişiler üzerinden model mi yaratıyorsunuz? Peki verilere nasıl ulaşıyorsunuz? Çünkü KKB'daki veriler sizde yok...

Mehmet Bozacıoğlu: Evet, KKB’deki bilgiler bizde yok. Orada 25 milyondan fazla kişinin yani bankayla herhangi bir şekilde teması olan kişilerin bilgileri var.

-Banka sizinle bu bilgileri paylaştığı zaman mı yapabiliyorsunuz?

Mehmet Bozacıoğlu: Evet.

-Yani bir bankaya gidiyorsunuz, müşteri bilgilerini size veriyor, öyle mi?

Mehmet Bozacıoğlu: Maskeleyerek veriyor. Biz hiçbir şekilde isim görmüyoruz. Yani müşteriye ait belirleyici herhangi bir bilgiyi biz görmüyoruz. Biz bankalara diyoruz ki; "Siz bu kişileri maskeleyin, biz bunlarla ilgili şu bilgileri istiyoruz" diyoruz.  Otuz, kırk, elli bazen yüz farklı bilgi... Banka bu bilgileri bize hazırlıyor. Bizde o kişilerle kredi ile ilgili, tahsilatla ilgili, limit artırımıyla ilgili verilecek kararları otomatik hale getiriyoruz. Bu Strategy  Management adında bir yazılım. Tahsis süreci tamamen otomatik hale geldi. Hatta şöyle söyleyeyim; bireysel bankacılıkta yüzde 90'ların üzerinde otomatik kararlar veriliyor. Bu sistemler tabi yüzde 100 otomatik karar vermiyor. Hedeflenen maksimum düzeyde otomatik kabul veya red kararları vermek ama tabi bir gri alan da olmak zorunda. Gri alana düşülen durumlar da oluyor. Bu durumlarda eski yöntemler kullanıyor. Ancak bazı bankalar yüzde 96'ya varan oranlarda otomatik kararlar veriyor. Bireysel tarafta durum böyle…

Ticari tarafa geldiğinizde; mikro ticari de otomatik karar süreçleri yüzde 65-70'lere düşüyor. Çünkü daha manuel süreçlerin de devreye girdiği bir durum var orada. Şirket bilgileri, Türkiye'de şirketlerin çok hızlı açılıp kapanmaları, bilanço bilgilerinin iyi bir derinlikte olmaması otomatik karar süreçlerini aksatıyor.

-KKB'nun bilgilerinden de faydalanıyor musunuz yoksa sadece bankalardan mı alıyorsunuz?

Mehmet Bozacıoğlu: KKB verilerine bankalar girebiliyor. Bizim özel bir şirket olarak böyle bir yetkimiz yok. Bankalar bu bilgileri bizimle maskeleyerek paylaşıyorlar. KKB'nda  da 200-300 farklı değişken, o kadar kapsamlı bir bilgi kümesi ki, biz bunun içerisinde bankanın sağlıklı kredi yönetimi için gerekli bilgileri toparlıyoruz. Bireysel ve ticari tarafa ek olarak bir de KOBİ'lere kadar gidebiliyoruz.

TÜRKİYE’DEKİ PAZAR PAYIMIZ YÜZDE 90

-Türkiye'de kaç bankayla çalışıyorsunuz?

Mehmet Bozacıoğlu: Türkiye'de çalışmadığımız Banka yok diyebilirim, bütün bankalarla çalışıyoruz.

-Bu alanda faaliyet gösteren yerli yabancı rakipleriniz var mı?

Mehmet Bozacıoğlu: Yabancı bazı rakipler var ancak pazar payları çok düşük.

-Sizin pazar payınız ne kadar?

Mehmet Bozacıoğlu: Yüzde 90 diyebilirim. Yüzde 80'den daha aşağı değil.

-Peki bu pazarda kaç şirket var?

Mehmet Bozacıoğlu: Bu noktada uluslararası gücümüzden bahsetmemiz gerekiyor. Çünkü uluslararası alanda en büyük  biziz. Global bir şirket olmamız, kredi bürolarıyla ilgili çok derin tecrübemizin olması aslında Türkiye'deki bankaları bizimle çalışmaya iten birinci etken. Global bilgi çok önemli,  çünkü siz milyonlarca insana bir not, kredi skoru atıyorsunuz. Bu skordaki herhangi bir başarısızlık, başarısızlığı da bir kenara bırakın, bankaların büyümelerini etkileyecek bir hata bankaları karlılıklarından edebilir. Veya o skordaki farklı türdeki bir hata, bankaların direkt takipteki kredilerini artırır. Tabi ki bankalar sadece kararlarını bizim notumuza bakarak almıyorlar. Onların kendi süreçlerinde de içsel modelleri var.  Ama bankalarla biz bu konularda da uzun yıllardan beri çalışıyoruz. Experian'ın analitik ve otomasyon konusundaki tecrübesi binlerce banka tarafından kabul görmüş durumda. Türkiye'de Garanti, Finansbank, Akbank, Yapı Kredi Bankası, İş Bankası, TEB, Vakıfbank, Halkbankası, daha küçüklere geldiğimiz takdirde Odeabank, Burgan, Alternatif Bank ve Anadolu Bank gibi bankalarla iş yapıyoruz.

BU ZAMANA KADAR BANKALAR KREDİ RİSKLERİNİ ÇOK GÜZEL YÖNETTİLER

-Bunun dışında ne gibi hizmetleriniz var?

Mehmet Bozacıoğlu: Kredi kararlarının otomasyonu ve bunlarla birlikte analitik konuları bankalar tarafından artık çözülmüş durumda. 2000-2010 yılları içerisinde bankalar bunu yapabilir durumdaydılar. Gayet de güzel yönetiyorlar çünkü Türkiye’de yüzde 3 gibi düşük bir takipteki krediler oranı var. Bu diğer Avrupa'daki ülkelere göre çok düşük bir oran. Tabi ki şu anda ekonomik olarak bir bozulma var. Genel olarak makro-ekonomik duruma baktığımızda genel bir ekonomik bozulma var ama bununla ilgili de bankalar tedbirler alıyor. Bu zamana kadar bankalar kredi risklerini çok güzel yönettiler. 

Şimdi daha farklı konular gündeme gelmeye başladı. Uluslararası alanda dolandırıcılığı önlemek için birçok hizmetimiz var. Türkiye'de de dijitalleşme sürecinde de bankaların ve müşterilerin buna ilgisi artıyor.  Dijital bankacılık diye bir konu var. Bankalar artık şube sayılarını azaltmaya başladılar veya mevcut şubelerini daha efektif biçimde operasyonel anlamda daha düşük maliyetlerle yönetmeye başladılar. İnternet bankacılığı ve mobil bankacılık çok büyük bir önem arzetmeye başladı. Bankalar bu alanlarda, sadece ticaret değil, güvenli ticaret yapmanın peşindeler. Oralardan gelen kredi sayıları inanılmaz büyüdü.

Bununla birlikte, alternatif dağıtım kanallarından gelen kredilerin ret oranları birçok bankada çok fazla. Yüzde 60’lar, 75’ler gibi çok yüksek orandalar. Tabi ki bunun sebebi, bankaların herhangi bir suistimal ya da sahtekarlığa karşı kendilerini muhafaza etmek istemeleri. Burada sadece sahteciliği önleyen de değil, hani bu “false positive” denen bir şey var, mesela siz bir banka olarak gelen 100 başvurudan 50 tanesini reddedersiniz, 40 tanesini de şüpheli olarak değerlendirirsiniz. Bu 40 adet sizin operasyonel maliyetinizi artırır, hem de bir kısmını reddettiğiniz için fırsat kaçırmış olursunuz. Biz, o 40 şüphelinin içerisinden otomatik reddedilecek olan var mı noktasında bankalara yardım ediyoruz. İkincisi de fırsata dönüşebilecek olanların hiç gri alana alınmamasını, bu müşterilerin banka için fırsat olabileceği konusunda bankalara destek oluyoruz. Halen Türkiye’de 14-15 milyon kadar hiç bir bankayla, kredi kayıt bürosu ile temas etmemiş bir kitle var. Bu kitlede fırsatlar var. Bankaların KKB bilgisi olmayan ancak potansiyel müşteri olabilecek bu kişileri portföylerine katmalarını sağlıyoruz.

-Nasıl yapıyorsunuz bunu?

Mehmet Bozacıoğlu : Cihaz tanıma yapan, 41. Parametre (41st Parameter) denen bir çözümle gidiyoruz kredi veren kurumlara. Bu çözüm, sizin cihazınızı tanıyor. Cihazınızla ilgili bir sürü parametreyi topluyor. Cihaz derken, bilgisayar, telefon, tablet... Sistem cihazınızı tanıyor, kişisel bilgilerin paylaşılması söz konusu değil. 250 kadar parametre var, bu cihazın size ait olduğuna dair. Bulunduğunuz coğrafya, saat dilimi, kullandığınız dil hatta kullandığınız cihazın bataryasının kalan ömrüne kadar. Cihazınızın içerisinde, bu cihazın size ait olduğunu belli eden 250 tane parametre var. Bu parametrelerden, sizin bir suistimal için değil, gerçekten bir bankacılık hizmeti almak için sisteme girdiğinizi veya 3D güvenli bir işlem yaptığınızı bankalar anlayabiliyor.

BANKALARIN GÜVENLİ BİR ORTAMDA BÜYÜMELERİNİ SAĞLIYORUZ

-Bu sadece güvenlik amaçlı bir uygulama değil mi? Bu parametreler cihaz sahibinin mali durumu hakkında herhangi bir bilgi içeriyor mu?

Mehmet Bozacıoğlu: Hayır, sadece güvenlik amaçlı. Burada şu nokta çok önemli; bizim amacımız bankaların sadece sahtekarları, suistimal edenleri yakalamalarını sağlamak değil, aynı zamanda bankalara fırsat da sunmak. “Bakın bunları otomatik olarak reddetmeyin, hakikaten de kredi vermek anlamında değerlendirebilirsiniz” diyoruz. Aslında bankaların yine güvenli bir ortamda büyümelerini sağlıyoruz. Bu cihaz tanımayla ilgili olarak bir banka ile yaptığımız çalışmada, sim kart değişiyor cihazda. Simkart değişikliklerini bir sahtekarlık olarak operasyon ekiplerinin önüne getiriyorlarmış. Halbuki bu bir sahtekarlık değil, bu sistem bunları dahi tanıyabiliyor.

-Bu sadece sizin şirketinize özel bir çözüm mü?

Mehmet Bozacıoğlu: Evet…  Experian portföyündeki çözümlerden biri  41st Parameter diye bahsedilen ürün. Hatta Apple da bu ürünü kullanıyor. Örneğin ben Apple Store’dan bir alışveriş yaptığımda, film olabilir, müzik olabilir, benim cihazımdan doğru insan olduğumu anlayabiliyor.

Bu konuda Türkiye’de de çok büyük bir bankayla bir çalışma içerisindeyiz. İsim vermem doğru değil, çünkü açıklanmaması gerekiyor. Çalışmanın içeriği, cihaz tanıma. Cihaz tanıyarak bankanın müşterilerine, bankaya yeni başvuranlara daha adil bir biçimde değerlendirme yapmasına yardımcı oluyoruz.

-Bu anlamda başka bankalarla çalıştınız mı Türkiye’de? Yoksa bu bahsettiğiniz banka ilk mi olacak?

Mehmet Bozacıoğlu: Bu banka ilk, bununla birlikte KKB ile de benzer bir çalışma içerisindeyiz.  Buradaki amacımız da Türkiye’nin cihaz havuzunu oluşturmak. Türkiye’nin cihaz veri havuzunu oluşturabilirsek eğer, örneğin A bankasına gelen bir başvuru acaba daha önce B bankasına kötü bir niyetle geldi mi, hani o cihaz daha önceden kötü bir amaçla kullanıldı mı, bunu öğrenebiliriz.

İNGİLTERE’DE BANKALAR AÇISINDAN 280 MİLYAR DOLARLIK BİR KAYIP VAR

-Cep telefonundan ya da bilgisayarlardan yapılan kredi başvurularında cihaz üzerinden mi kişi üzerinden mi gidiyorsunuz?

Mehmet Bozacıoğlu: Cihaz üzerinden gidiyoruz. Cihaz üzerinden, bu cihazın doğru bir cihaz olduğunu bankaya gösteriyoruz. Ondan sonra sizin kredi başvurunuz takılmadan devam ediyor.

-Kötü niyetli olmayan, örneğin ofisteki bir bilgisayardan X kişisinin başvurusu nasıl değerlendiriliyor?

Mehmet Bozacıoğlu: Cihazınızdan birden fazla başvuru varsa, yine cihazla ilgili olarak o cihaz üzerinde herhangi kötü bir işlem yapılmadığı görülüyor. Buradaki durum aslında daha önceden yapılmış tutarsız işlemleri yakalamak. Sizin cihazınız Türkiye’deyken, tutup Amerika’dan birisinin sizin gibi davranarak uçak bileti alması gibi mesela veya siz bir bankacılık işlemi yapıyorsunuz bu cihazı kullanarak, acaba gerçekten o işlem bu cihazda mı yapılıyor ya da başka biri örneğin Rusya’dan bir cihazla sisteme girerek sizin adınıza mı yapıyor sorusunu soruyoruz.

-Böyle olaylar çok yaygın mı?

Mehmet Bozacıoğlu: Evet. Biz yakın zamanda bir çalışma yaptık, İngiltere’de bankalar açısından 280 milyar dolarlık bir kayıp söz konusu. Ama buna sadece bankalar 280 milyar dolar kaybediyor diye bakmamak lazım. Aslında bankalar 280 milyar dolarlık bir değeri kaybediyorlar.

-Bunu biraz açabilir misiniz?

Mehmet Bozacıoğlu: Fırsatı değerlendiremiyorlar. Bunun içerisinde tabi ki sahtekarlıktan kaybedilen rakamlar da var ama bir taraftan da yanlış muamele yapılan müşterilerden gelen kayıplar da var.

-Dünya geneli için böyle bir araştırmanız oldu mu?

Mehmet Bozacıoğlu: Dünya için yapmadık, hayır. Bu araştırma 380 CEO ve bir o kadar üst düzey yönetici ile yapılan röportajlardan topladığımız rakamlarla ortaya çıktı. Topladığımız bu rakamları da daha sonra onlara onaylattık.

-Peki bu konuda Türkiye açısından durum nedir?

Mehmet Bozacıoğlu: Türkiye açısından size şunu söyleyeyim. Yakında bir bankayla görüştüm, bir yıl içerisinde yüzde 30 büyümüş ve çok daha fazla büyümek isteyen bir banka. Daha çok her bankanın hedeflemediği kitlelere hitap etmek istediklerini ve çok fazla fırsat kaçırdıklarını söylüyorlar. ADK’lardan, yani internet üzerinden mobil cihazlardan gelen başvuruları direkt reddediyoruz diyorlar. Buradan kaçırdıklarının çok büyük bir rakam olduğunu söylüyor ki, küçük bir bankadan söz ediyoruz. Diğer büyük bankalar, Garanti, Akbank, Yapı Kredi, İş Bankası gibi bankalar mobil kanallardan gelen başvurulara doğal olarak muhafazakar davranıyorlar ama biz onlarla tabi çok sık görüşmeler yapıyoruz. Şu anda gündemde olan konu bu aslında. Bankaların ajandalarında özellikle cihaz tanıyarak daha fazla başvuru alabilmeleri ve değerlendirebilmeleri, bununla birlikte operasyonel elemanlarını daha etkin bir şekilde kullanabilme isteği var.

TÜRKİYE’DE BÜTÜN BANKALAR BİZİM SİSTEMLERİMİZİ KULLANIYOR

-Türkiye ile yabancı ülkeleri kıyasladığınızda, Türkiye’de hangi alanlarda daha fazla faaliyet gereksinimi var? Ticari mi, bireysel mi, KOBİ mi?

Mehmet Bozacıoğlu: Türkiye’de bireysel bankacılık çok ileri seviyede. Teknolojiler son noktasına kadar kullanılıyor diyebilirim. Biz Experian olarak kendi ofisimizi, kendi faaliyetlerimizi diğer Avrupa Experian ofisleriyle de kıyasladığımız takdirde de gayet başarılı bir ofisiz. Türkiye’de bütün bankalar bizim sistemlerimizi kullanıyor. Birçok bankada, özellikle Tier 1 ve Tier 2 dediğimiz, yani en büyük ve orta ölçekli bankalarda kendi analitik ekipleri faaliyet gösteriyor. Otomasyon anlamında gerek tahsilat gerek limit yönetimi, tahsis yönetimi, bununla ilgili bankalar birçok konuda yurt dışındaki bankalara göre otomasyonlarını bitirmiş durumdalar. Daha da önemlisi Türkiye’deki bankalar hala büyüme odaklılar çünkü büyüyen bir nüfus var burada. Her yıl üniversitelerden birkaç milyon insan mezun oluyor. Onlar işe giriyorlar, kredi kartı alıyorlar. Düşünebiliyor musunuz, banka olarak her yıl sizin için milyonlarca potansiyel müşteri var. Bunun için de donanımlı olduklarını düşünüyoruz. Dediğimiz gibi yüzde 3 gibi bir takip oranları var, bu çok düşük. Bankalar Türkiye’de gayet hızlı büyüyorlar. Karlılar, hem de çok karlılar. O sebeple ben Türkiye’deki bankaların ve bireysel bankacılığın iyi bir noktada olduğunu düşünüyorum. IFRS 9’dan sonra daha da iyi bir noktada olacak. BDDK zaten raporlama konularında son derece sıkı.

-Sizin sunduğunuz çözümler standart mı? Diyelim ki Almanya’da, İngiltere’de bir paketiniz var onu bütün bankalara öneriyor musunuz? Yoksa ülkelerin özelliklerine göre de değişiklik gösteriyor mu çözümleriniz? Experian Türkiye olarak, şirketinizin diğer ülkelerdeki ofislerine göre sizin konumunuz açısından Türkiye’nin avantaj veya dezavantajları var mı?

Mehmet Bozacıoğlu: Kesinlikle standart değil. Aslında ülkelerden ziyade bankaların risk iştahlarına bağlı olarak bizim çözümlerimiz değişebiliyor. A bankasının çok daha fazla risk iştahı varken, B bankası son derece konservatif olabiliyor. Bu tabi ki onların karlılıklarını ve büyüme oranlarını da etkiliyor. Bir bankanın risk iştahı çok yüksekse tabi ki risk anlamında çok sıkı tedbirler alması gerekiyor. Özellikle tahsilat ekiplerinin son derece analitik modellerle güçlendirilmiş kararlar vermeleri gerekir. Kimseye kredi vermeyen bir banka için “Sıfır batığım var” demek çok kolay. Kimseye kredi vermezseniz, batık krediniz de olmaz, bu kadar basit. Mesela çok küçük bir banka biliyorum, bir tane takibe düşmüş kredim var diyor. Toplam kredilerini sorduğunuzda belki 10 tanedir. Yani ülkelerden ziyade, bankaların risk iştahlarıyla alakalı…

Ben aynı zamanda Balkan ve Ortadoğu’daki Experian ofislerinde de yöneticilik yaptım, oradaki bankaları da biliyorum. Mesela Balkanlar son derece durağan. Nüfus büyümüyor, çok küçük şehirler… Dolayısıyla bankalara talep çok az. Zaten Avrupa’da genel bir ekonomik kriz var. Türkiye ile Avrupa arasında şu anda bireysel bankacılık olarak çok büyük farklılıklar var. İngiltere ile birlikte biraz biraz toparlanmalar var ama Avrupa’nın 2008 krizini hala üzerinden attığını söylemek doğru olmaz. Ortadoğu’ya bakarsak, orası da Türkiye’den daha farklı…. Suudi Arabistan’da 20-25 milyonluk bir nüfus var ama yine de bankacılıkla teması olan kitle çok daha az, şeriat kanunlarından ötürü. Daha çok orda ekspat dediğimiz yurt dışından oraya çalışmaya gelenlerden oluşan bir potansiyel var. Keza Birleşik Arap Emirlikleri’nde de durum böyle. Orada da bankacılık işlemlerini yoğun biçimde kullananlar ekspatlar… Orada tabi ki petrol bir numaralı sektör, çok karlı, çok önemli bir sektör. Onların yanında bankacılık daha ikinci hatta üçüncü planda kalmış. Hem şeriatla ilgili konulardan dolayı hem de Ortadoğu’daki ülkelerin dinamiklerinden ötürü.

GELECEĞİNİ KENDİN YÖNET

-Organizasyonel yapınız nasıl? Experian Türkiye nereye bağlı?

Mehmet Bozacıoğlu: Experian Türkiye, Türkiye-Ortadoğu-Balkanlar’dan sorumlu bir üs. Bize bağlı 15 ülke var ama biliyorsunuz, Balkanlar’da ve Ortadoğu’da küçük küçük ülkeler var. Yunanistan, Bulgaristan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan gibi ülkelerde Experian’ın bizzat çözümleri, danışmanlık hizmetleri, analitik modelleri var ve bunlar İstanbul’dan yönetiliyor. O anlamda Experian, Avrupa, Asya, Ortadoğu’da önemli bir ofis.

-Diğer ülkelerdeki şirketlerle  kıyaslandığınızda kaçıncı sıradasınız?

Mehmet Bozacıoğlu: Experian içerisinde çok başarılıyız. Bankalarda güven tesis etmiş bir şirketiz. Bunun da en önemli sebebi uzun yıllardır Experian’ın Türkiye’de ofisinin olması. Bize benzer diğer firmaların ise genelde Türkiye’de satış ofisleri var. Yani 3-5 satıcı burada satış yapıp, daha sonra yurt dışındaki merkezlerinden hizmet veriyorlar. Bizde ise analitik implementasyon yapan, Avrupa’daki yöntemleri Türkiye’ye getirebilecek kalibrede danışmanlarımız var. Burada biz onlara global danışman diyoruz. Global danışmanlar aslında 15-20 yıl boyunca bankalarda bizzat bu işleri yapmışlar, daha sonra Experian’a katılmışlar. Bunlar sadece Türkiye’de de değil, başka ülkelerde de tecrübe sahibi oldukları için global danışman diye geçiyor. Biz onlarla birlikte bankalara değer sağlıyoruz. Aslında burada sağladığımız değer çok çok önemli. Biz, Türkiye’nin kredi ile ilgili olarak daha sorumlu bir ülke olmasını, Türk Milletinin daha sorumlu, daha farkında bir millet olmasını sağlıyoruz. Bankalara, “Elinizden geldiğince mümkünse yüzde 100 analitik araçlar kullanın, otomasyon yapın, inisiyatifte standardize olmayan yöntemlerle kredi riskini hesaplamayın” diyoruz.

Sosyal sorumluluk projelerimiz var Türkiye’de. Üniversitelere gidip binlerce öğrenciye, okullarından mezun olduklarında doğru kredi kartı harcama, 22 yaşınızdan itibaren nasıl bir kredi geçmişiniz oluşmalı, bunun ne kadar önemli olduğunu anlatıyoruz. Bizim “Geleceğini Kendin Yönet” diye bir sosyal sorumluluk projemiz var. 5 yıldan beri bu sosyal sorumluluk projesini Türkiye’de üniversitelerde yürütüyoruz.

-Bankaların yurt dışı faaliyetleriyle ilgili danışmanlık hizmetleri sunuyor musunuz?

Mehmet Bozacıoğlu: Bazı bankaların yurt dışında çalıştığı firmalara yapmaları gereken alacak sigortasıyla ilgili analitik modeller geliştiriyoruz ve onların risk hesaplamalarını yapıyoruz.

-Bankacılık dışında finans sektörüyle de ilgileniyor musunuz? Sigorta, leasing, factoring gibi.

Mehmet Bozacıoğlu: Onlarla KKB üzerinden çalışıyoruz. KKB’de bizim Strategy Management (Strateji Yönetimi) dediğimiz karar motorunu, büyük bankaların kullandığı karar motorunun daha küçük ölçekteki versiyonunu leasing, factoring ve sigorta şirketlerinin kullanabilmesi için KKB’de konumlandırdık. Yani o firmaların bankalara büyük yatırımlar yapmalarının zor olduğunu biliyoruz. KKB üzerinden çok daha uygun rakamlarla o büyük yatırımlara katlanmadan kiralama yöntemiyle kullanmalarını sağlıyoruz. Orada da leasing, factoring ve hatta perakende şirketleri de kararlarını oradaki tool’u (aracı) hosted (kiralama) olarak kullanarak veriyorlar.

KİLİT KELİME DİJİTAL BANKACILIK VE DİJİTALLEŞME

-Son yıllarda alternatif dağıtım kanalları Türkiye’de bankacılık sektöründe hızla gelişiyor, kullanım alanları, işlem hacimleri hakkında sürekli artan rakamlar veriliyor. Bu açıdan sizin izlenimleriniz nedir?

Mehmet Bozacıoğlu: Evet, müthiş bir artış var. Konvensiyonel bankacılığı artık herkes yapıyor, oradan zaten alternatif bankacılığa doğru gidiyor. Oradaki kilit kelime dijital bankacılık ve dijitalleşme. Şu anda bankacılıktaki trend bu. Bunu başarılı yapan bankalar var ama bir elin parmakları kadar yok şu an Türkiye’de. Dijital bankacılıktan kastımız, bankanın internet ortamında kredi alması değil. Bütün o kredi döngüsünün dijital olarak yönetilip, sonuçlandırılması. Bunu yapabilen çok az sayıda banka var. Burada biraz önce bahsettiğim suistimal, sahtekarlık durumları mevcut. Burada kişileri geri çevirme oranları muazzam yüksek.

-Türk bankaları neden bunu yapamıyor?

Mehmet Bozacıoğlu: Çünkü alternatif dağıtım kanalları çok daha büyük bir kitleye açık. Yani her yerden başvuru gelebilir. Siz Brezilya’dan bir başvuru alabilirsiniz, burada çok daha riske karşı duyarlı olmanız gerekiyor. Çok daha dikkat etmeniz gerekiyor.

-Son dönemlerde Türkiye’deki ekonominin yavaşlamasına rağmen kredilerde artış nasıl, yavaşladı mı, durum nedir? Batık oranı nedir? Sizin izlenimleriniz nedir?

Mehmet Bozacıoğlu: Bizim gördüğümüz kadarıyla büyüme hala devam ediyor. Bankaların birçoğunun yabancı sermaye ortaklığı var, kimisi yüzde yüz yabancı sermayeye sahip… Büyümek zorundalar. Ama daha temkinli davranmaya başladılar. Şu anda gördüğümüz kadarıyla takibe düşenlerde yani portföylerde bozulma var. Maalesef bin lira kredi alan birisi, bu bin lirayı ödeyemiyor, 48 ay tekrar yapılandırıyor. Bu anlamda sinyaller gayet olumsuz. Erken uyarı sistemleriyle biz bankalara, “İlk tahsilatı siz yapın” diyoruz, çünkü işler kötüye gidiyor. Bir kere doğru yapılandırılması gerekiyor.

-Bozulma bireyselde mi, ticari kredilerde mi?

Mehmet Bozacıoğlu: Bireyselde. Ticaride de bozulma var ama Türkiye’de ticaride durum hep böyleydi. Çok hızlı bir döngü, şirketin kurulması, tabela değiştirmesi, batması, tekrar kurulması özellikle belli sektörlerde bu her zaman var. Ama özellikle bireysel tarafta hiç olmadığı kadar bir bozulma var. Oran paylaşmayacağım ama böyle bir bozulma gerçekten var. Diğer tarafta da bankalar büyümelerine devam etmek zorundalar. Dolayısıyla erken uyarı sistemleriyle, analitik modellerle ve çağdaş standart yaklaşımlarla tahsilat ekiplerini güçlendirmek zorundalar. Sadece buna parayı erken almak olarak da bakmayın. Bu doğru müşteri yönetimi anlamına geliyor. Siz zaten ödeyeceksiniz, günde 3 haftada 15 defa aramalarına hiç gerek yok. Sizin zaten ödeyeceğinizi bilip, sizi hiç aramamaları veya size sadece bir SMS mesajı atmaları yeterli olacaktır. Sadece parayı tahsil etmek değil, doğru müşteri yönetimi yapmak için de standart analitik modelleri, davranışsal analitik modellerini tahsilat işlerinde kullanmaları için bankalara kesinlikle öneriyoruz.  

YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)