Sanat ve gösteriş düşkünü son imparatoriçe

İran’ın “Şahbanu” unvanıyla tanınan son imparatoriçesi Farah Pehlevi hakkında yeni bir kitap yazıldı. Kitap Farah Pehlevi’nin sanata büyük önem vermesini ve müsrifliğini gündeme taşıdı

Muhammed Rıza Pehlevi, 1941’den ülkesini terk ettiği 1979’a kadar tahtta kalan son İran şahıydı. 1980’de Mısır’da ölen şahın üçüncü ve son eşi Farah Pehlevi (Diba) ise şimdi 82 yaşında. ABD ve Fransa’da yaşayan İran’ın son “Şahbanu”su Farah Pehlevi hakkında ABD’li küratör Donna Stein tarafından bir kitap yazıldı. Yeni çıkan kitabın adı, “İmparatoriçe ve Ben: Eski Bir İmparatorluk Modern Sanatı Nasıl Biriktirdi, Reddetti ve Yeniden Keşfetti?” 1975 - 1977 yılları arasında Farah Pehlevi’nin özel asistanı olan Stein, o dönem Şahbanu’nun yönettiği Tahran Çağdaş Sanat Müzesi’ndeki en önemli eser alımlarını kendisinin gerçekleştirdiğini yazdı. Daha sonra rüşvet iddiası nedeniyle görevinden alınan Stein, bunun erkek meslektaşlarının bir tuzağı olduğunu öne sürdü.

Üç günlük partide 18 ton ikram
Stein kitabında Farah Pehlevi’nin o dönem çekiciliği ve sanata verdiği destek nedeniyle “Orta Doğu’nun Jackie Kennedy’si” olarak anıldığını ifade etti. 1959’da 21 yaşındayken Paris’te okurken tanıştığı Rıza Pehlevi ile aynı yıl evlenen Şahbanu’nun dört çocuğu oldu. Stein’e göre, İran sanatını dünyada ön plana çıkarmak isteyen Farah Pehlevi, Tahran Çağdaş Sanat Müzesi için Picasso, Monet ve Andy Warhol’un da aralarında bulunduğu sanatçıların 150 eserini satın aldı. 3 milyar dolarlık sanat koleksiyonu oluşturan Şahbanu, bir kesim için ise 1979’da gerçekleştirilen İslam devriminden önceki müsrifliği temsil ediyor. Kitapta, “Farah, müsrifliği nedeniyle Fransız Kraliçesi Marie Antoinette’ye benzetiliyordu. 1971’de İran’ın 2500’üncü yılını kutlamak için düzenlenen ve 18 ton yiyeceğin servis edildiği 3 günlük partinin imparatoriçesi olarak da anılıyor” denildi.

İran borcunu kapattı, oy hakkını kazandı