Dursun Akbulut dakbulut@finansgundem.com Dursun Akbulut

Reel sektörün döviz pozisyonu ve yönetimi

16 Ocak 2017, 11:31 ---

Son günlerde döviz kurlarında meydana gelen aşırı artış ve oynaklık, dikkatlerin reel sektörün döviz borcuna ve döviz pozisyonuna odaklanmasına neden olmuştur. Bu odaklanmanın sebebi ise aşağıda belirteceğim sarmalın meydana gelmesinden korkulmasıdır. 

Kurlardaki  aşırı artış dövizde açık pozisyonu olan şirketlerde hazmedilemeyecek şekilde kur farkı giderlerini artıracak, dolayısı ile bu şirketler zarar etmeye başlayacak, bu durumda bu şirketlere fonlama yapan bankaların kredi dönüşlerinde aksaklıklar yaşanacak  ve  nihayetinde takibe intikal eden kredi miktarlaında artışlar olacaktır. Bu artışlar bankaların karlılıklarını düşürecek bunun neticesinde ise  sermaye yeterlilik oranları düşecektir. Sermaye yeterlilik oranları düşen bankalar kredi verirken daha temkinli davranacak, bu da kredi hacminde reel olarak bir daralma meydana getirecek ve bunun neticesinde de  büyüme hızında yavaşlama olacaktır. Bu da şirketlerin daha da zor duruma düşmesine neden olacaktır.

Aşağıdaki tablo 2010 yılından itiberen Reel Sektörün diğer bir değişle, Finansal Kesim Dışındaki Firmaların  döviz pozisyonundaki gelişmeyi göstermektedir.

Tablodan görülebileceği gibi son 6 yılda YP döviz açığı 89 milyar USD’den 213 milyar USD’ ye çıkmıştır. Bu artışa en büyük katkı, reel sektörün yurtiçi bankalardan kullandığı döviz kredilerindeki artıştan gelmiştir.

2009 yılında döviz kazancı olmayan şirketlere de ,bankaların kendi kaynaklarından kullandırılmak üzere, minimum bir yıl vadeli ve 5 milyon Usd tutarlı döviz kredisi kullanma  imkanı getirilmiş ve  yurt içi bankalardan kullanılan döviz kredisi tutarı 29 milyar USD’ den 149 milyar USD’ye çıkmıştır. Bu tutarın 127 milyar USD’lik kısmı uzun vadeli krediler olarak pozisyon tablosunda yer almaktadır.

Yukarıdaki  tablo incelendiğinde olumlu ve olumsuz sonuçlar çıkarılabilir.

Bu tablodan çıkarılacak olumlu sonuçlar;

Bu tabloda her an dövize çevrilebilir ve döviz ödenerek alınan varlıklar yani stoklar özellikle petrol ve metal ve diğer emtialar bulunmamaktadır. Bu varlıklar iç piyada satılsa bile satılırken dövize bağlı olarak fiyatlandırılmaktadır  (kur enflasyon geçişkenliği buradan gelmektedir). Bu stoklar döviz varlıklarına dahil edildiğinde açık pozisyon oldukça azalacaktır.

Yine bu tabloda şirketlerin yapmış olduğu vadeli döviz alımları mevcut değildir. Özellikle iç piyasaya satış yapan emtia bazlı üretim şirketleri, vadeli satışlarını mutlaka vadeli döviz alım kontratları ile dövize çevirmektedirler.

Yüksek olan uzun vadeli kredi kaynaklı uzun vadeli döviz açığıdır, bu da kur artışlarında şirketlere faiz ödemeleri hariç ana para üzerinden sadece kaydi gider yaratır, diğer bir değişle gider realize edilmez ve nakit çıkışı yaratmaz. Kurların geriye gelmesi halinde ise bu gider geri alınır. 

Kısa vadeli döviz açığı reel gider yaratır ve  nakit çıkışı meydana getirir. Kısa vadeli döviz açığı ise sadece 1.4 milyar USD’dir.

Bu tablodan çıkarılacak olumsuz sonuçlar;

 Toplam net döviz pozisyonun 211  milyar USD’ si uzun vadeli döviz açığıdır ve  bu uzun vadeli döviz açığına sebep olan uzun vadeli kredilerin önemli bir bölümü ise 1 yıl 1 hafta vadeli yurt içi banka kaynaklı kredilerden oluşmaktadır, diğer bir deyişle, vade yapısı kısa vadeli kredilerden sadece 1 hafta fazladır. Bu krediler kısa vadeli kredilere dahil edilirse kısa vadeli döviz açığı oldukça yükselecektir.

Kur artışı uzun sure devam ederse veya mevcut hali ile kalıcı bir duruma gelirse, bu artış nakit çıkışına neden olacak dolayısıyla kur farkı giderleri kalıcı hale gelecektir. Bu durumda şirketlerin nakit akışları bozulacak ve yukarıda belirttiğim sarmalı tetikleyecektir. Esas risk buradadır.

Bu riski bertaraf etmenin yolu ise Türkiye’nin kredi derecesini artırmak veya en azından düşürmemek için ne gerekiyorsa yapılmasından geçmektedir.

Şirketlere tavsiyem ise; kurların aşırı oynak olduğu dönemlerde pozisyonu değiştirmemeye çaba göstermeleridir. Vadesi gelen döviz borçlarını ya mevcut döviz varlıklarından, örneğin DTH hesabından ya da döviz cinsinden borçlanarak ödeme yapmaları en makul strateji olacaktır. Döviz satın alarak veya satarak pozisyon azaltmak veya arttırmak oldukça risklidir. Döviz pozisyonu artı olan şirketler kısmen pozisyon azaltabilir.

ETİKETLER :
YORUMLAR (1)
  • durna17 Ocak 2017 08:36

    Anlamıyorsunuz hala adam diyorki benden gayrısına iyi şartlar bitti yatırımı benim ülkeme yapanı destekleyeceğim diyor. Senin şirketlerin elin parasıyla düğün yaptı birgün geri ödemesi gerektiğini hiç hesaba katmadı...stoklar satılırsa değerli elinden uzun vadede çıkartırsan ki oda çoğunlukla petrol veya metal değil dolayısıyla bu stoklar çare değil....

    Katılmıyorum%60,00Katılıyorum%40,00
BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 9,94 -1,19 39.760.000.000,00
ALBRK 1,29 0,78 1.161.000.000,00
FINBN 5,30 -0,19 16.695.000.000,00
GARAN 9,71 -0,92 40.782.000.000,00
HALKB 12,97 -0,54 16.212.500.000,00
ICBCT 0,00 0,00 0,00
ISCTR 7,26 0,14 32.669.782.200,00
SKBNK 1,22 -1,61 1.412.760.000,00
TSKB 1,40 -0,71 3.360.000.000,00
VAKBN 6,51 -0,76 16.275.000.000,00
YKBNK 4,46 -0,89 19.387.848.726,64
BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Basın daveti Mercedes-Benz Türk 13 Temmuz 2017, 09:30

1967 yılında Otomarsan ismiyle kurulan ve bugün 1 milyar Avro’yu aşan yatırımıyla Türkiye’nin en büyük yabancı sermayeli şirketlerinden biri olan Mercedes-Benz...

Tüm Etkinlikleri Göster