20 Ağustos 2014 Çarşamba
15:41

Hangi emtiaya nasıl yatırım yapılır?

www.finansgundem.com

Global yıl kriz emtiaları getiri şampiyonu yaptı. 2009’da altın, gümüş, bakır, kurşun, petrol, çinko ve kakao gibi emtiaların getirisi yüzde 14 ile 114 arasında değişti. 2010 da “emtia yılı” olabilir. Ancak tabii ki doğru zamanda alıp doğru zamanda satmak şartıyla...

2010 da emtia yılı olabilir GLOBAL krizin etkilerinin kısmen azaldığına dair sinyaller gelmeye devam ediyor. Ancak bir yandan da krizin etkileri sürüyor. Ekonominin taşları henüz yerine oturmuş değil. Ekonomideki oynaklık, varlık fiyatlarında da ciddi hareketlenmelere neden oluyor. Hisse senedi piyasalarında son bir ayda sert bir düzeltme süreci yaşanırken, emtia fiyatları ve pariteler de bu sert hareketlerden nasibini aldı. Özellikle euro/dolar paritesindeki sert düşüş, diğer bir tabirle doların euro karşısında hızlı değer kazanması, dolarla fiyatlanan varlıkların fiyatlarında da sert hareketlere neden oluyor. Oluşan bu hareketler riski artırırken, doğru pozisyon alanlar içinse yeni kazanç fırsatları sunuyor. Hareketlilik ve fırsat yaratma deyince yatırımcıların ilk aklına gelense döviz ve emtia piyasaları oluyor. Uluslararası emtia ve döviz piyasaları gerek çeşitlilik açısından gerekse de sundukları kaldıraç imkanlarıyla son dönemde ülkemizde de daha fazla ilgi görmeye başladı. Türkiye’de emtia piyasalarının çok gerilerde kalması yerli yatırımının da yurtdışı borsalara yönelmesine neden oluyor. Emtia piyasalarıyla birlikte yine dünyanın en etkin piyasası olan uluslararası döviz piyasalarına da ilginin her geçen gün artığını görülüyor. Çünkü artık tasarruflar yeni yerler aramaya devam ediyor. Her ne kadar emtia ve döviz piyasaları birbirinden ayrı yatırım alanları gibi görünse de aslında ikisi arasında oldukça sıkı bir bağ var. Özellikle emtiaların çoğunun dolarla fiyatlanması nedeniyle doların diğer önemli para birimleri karşısındaki değer artışı ya da azalışı emtia fiyatlarını da doğrudan etkiliyor. Bu bağlamda en çok takip edilen göstergelerden biri de euro/dolar paritesi oluyor. İlerleyen bölümlerde pariteyle ilgili beklentileri aktaracağız. Fakat bundan önce özellikle emtia piyasasında yatırım yapmayı düşünen yatırımcılar için bazı konulara dikkat çekmekte fayda var. EMTİADA VADEYİ UZUN TUTUN Kelimenin tam anlamıyla geçen yıl yatırımcılar için emtia yılı oludu. Baz metallerden çinko geçen yıl yüzde 114, bakır ve kurşun yüzde 14 kazandırdı. Değerli metallerden gümüş yüzde 48, altın ise yüzde 24 getiri sağladı. Petrolün getirisi 2009 yılında yüzde 30 civarında oldu. Tarımsal emtialardan kakao, şeker ve pamuk yatırımcısının yüzünü güldürürken kahve, buğday ve mısır ise üzdü. Kakao ve pamuğun getirisi yüzde 30, şekerinki ise yüzde 93 oldu. Peki emtia piyasalarında getiri potansiyeli 2010 yılında de sürecek mi? Emtia piyasalarında yatırım yapmayı düşünen yatırımcılara ilk olarak günlük fiyat hareketlerine odaklanmamaları öneriliyor. Günlük al-sat yerine trend takipçiliği iyi yapanların kazanma potansiyelleri sürüyor. Çünkü emtia fiyatları üzerinde birçok değişkenin etkili olduğu ve uzman olmayan yatırımcıların bu etkenlerin hepsini bir anda değerlendirmelerin zor olduğu belirtiliyor. Bu nedenle günlük alım-satımlar yerine, trend takipçiliği yapılarak daha uzun vadeli yatırımlar yapılmasının getiri fırsatları sunacağı belirtiliyor. ÜRÜN GRUPLANDIRMASI ÖNEMLİ Emtia yatırımcılarının dikkat etmesi gereken önemli ayrıntılardan biri de ürünlerin gruplandırılması. Bu bağlamda emtiaları altın, gümüş başta olmak üzere değerli metaller, petrol, doğalgaz gibi enerji kaynakları, madenler ve tarımsal ürünler diye kabaca dört grubu ayırmak mümkün. Bu ayrımın yapılmasının nedeniyse farklı gelişmelerin bu ürünlerin fiyatlarında farklı etkiler yaratması. Örneğin tarımsal ürünler mevsimsel etkilerden çok fazla etkilenirken madenler neredeyse hiç etkilenmiyor. Yine Çin ve Rusya gibi ülkelerin rezervlerinde çeşitlenmeye gitmesi altın fiyatlarında sert hareketlere neden olurken diğer ürünlerde benzer etki görülmeyebilir. Bu nedenle yatırımcıların çok fazla dallanıp budaklanmadan belli ürünlere konsantre olmaları hem piyasaları izlemelerini kolaylaştıracak hem de kazanmalarını sağlayacaktır. Her bir ürün için farklı etkenler söz konusu. Ancak uzun vadede hemen her ürünün fiyatında etkili olabilecek etkenlerin iyi analiz edilmesi ve yatırım stratejilerinin bu doğrultuda kurulması gerekiyor. Bu bağlamda talep dengesini değiştirebilecek en önemli unsur olan global ekonomik büyüme senaryosu yakından takip edilmeli. Her ne kadar IMF küresel ekonomik büyüme tahminlerinde yukarı yönlü revizelerde bulunsa da Çin’in karşılık oranlarını son iki ayda 1 puan artırmış olması gibi gelişmeler göz ardı edilmemeli. Global ekonomideki büyüme umudu Çin’e bağlanırken, Çin’in parasal genişlemeyi daraltmaya dolayısıyla da ekonomiyi soğutmaya yönelik atacağı adımlar başta enerji ve maden fiyatlarında olmak üzere varlık fiyatlarında hızlı gerilemelere neden olabilir. Bu nedenle Çin’in bu konularda ne kadar agresif davranabileceği emtiaların seyrinde önemli rol oynayabilir. PARİTE ÖNEMLİ BİR VERİ En başta da belirttiğimiz gibi, doların diğer önemli para birimleri karşısındaki seyri varlık fiyatlarında da önemli değişikliklere neden oluyor. Bu nedenle dolardan sonra en geniş kullanım alanına sahip para birimlerinden biri olan euro’nun seyri yakından takip edilmeli. Son dönemde başta Yunanistan olmak üzere Portekiz, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin borç sorunları euro üzerinde çok sert bir baskı oluşturuyor. Bu baskının devam etmesi ve euro/dolar paritesindeki düşüşün sürmesi hisse senetleri, emtialar gibi varlıkların fiyatlarında da ciddi düşüşlere neden olabilir. Doların başta euro olmak üzere diğer yabancı para birimleri karşındaki değeri yakından takip edilmeli. Bu nedenle hangi emtialara yatırım yapılmalı sorusuna cevap vermeden önce euro/dolar paritesinden başlamanın daha doğru olacağını düşündük. EURO ALINABİLİR Gerek derinliği gerekse de etki gücü nedeniyle euro/dolar paritesini ilk olarak ele almakta fayda var. Paritede son dönemde yaşanan sert düşüşte önemli destek seviyelerine gelinmiş olsa da Euro Bölgesi ülkelerinde yaşanan borç sorunları, bu desteklerin çalışıp çalışmayacağı konusunda kuşku uyandırıyor. Paritedeki düşüş eğiliminin devam etmesi ise genel anlamda risk iştahının da azaldığının bir işareti. Bu düşüşün devam etmesi emtialarda dahil olmak üzere varlık fiyatlarında sert düşüşlere neden oluyor. Genel görünüme bakıldığında da kısa vadede euro’daki görünümün zayıf seyredeceği öngörülüyor. Bunda FED’in likidite çekme operasyonlarına başlamasa da şubat ayı itibariyle yeni likidite vermeyi durduruyor olması ve faiz artırımlarına başlaması ilk neden. Euro Bölgesi’ne bakıldığında ise Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin ciddi borç yüküyle boğuşuyor olması euro’nun zayıf seyredebileceğinin göstergesi. Euro/Dolar Paritesi Teknik olarak da paritedeki düşüş eğiliminin devam ettiği görülüyor. Grafikte haftalık bazda hareketleri verilen paritede son dönemdeki oluşan aşağı yönlü kanal yukarı yönde kırılmadığı sürece bu kanal içindeki yükselişler sınırlı kalmaya devam edecektir. Fakat bu kanalın eğiminin çok yüksek olması kanaldan çıkış sonrası tepkinin şiddetini de artırabilir. Bu nedenle yukarı yönlü pozisyon almak için paritenin aşağıda dip yapabileceği seviyeleri beklemekle birlikte, bu kanalın kırılması da uygun alım fırsatı doğurabilir. Paritede bahsettiğimiz bu kanalın yukarı yönde aşılamaması ve 1.35 seviyesindeki güçlü desteğin de altında üst üste kapanışlar yaşanması, 1.30’a kadar sert bir geri çekilmeye daha neden olabilir. Bu nedenle 1.35 desteğine yakın yerlerden yapılacak alımlar da bu seviyenin altında üst üste birkaç kapanış yaşanması durumunda stop loss yapılmalı. Paritede 1.35 desteğinin de kırılması durumunda hareketin 1.30 seviyelerine kadar devam edeceğini ve bu bölgede ciddi bir dip çalışması yaşanabileceğini öngörebiliriz. Bu nedenle 1.35’in altında euro aleyhine olan pozisyonların 1.30 civarından tekrar euro lehine çevrilmesi önerilebilir. Euro/Japon Yeni paritesi Euro/yen paritesinde ise 116-119 aralığından alım denenebilir. Çünkü euro, dolar karşısında olduğu gibi yen karşısında da zayıf bir görünüm sergiliyor. Bunda yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Euro Bölgesi’ndeki ülkelerin borç sorunu başrol oynuyor. Fakat piyasalarda bu gibi durumlarda genelde en kötü fiyatlandığı için, olası bir olumlu gelişme tepkilerin de çok sert olmasına neden olabiliyor. Euro/yen paritesinde de kısa vadede düşüş eğilimi devam etse de bu düşüşün orta ve uzun vade için bir alım fırsatı yaratabilir. Teknik açıdan alçalan trend sertleşerek devam ederken, 119-116 bandı güçlü bir destek konumunda. Paritedeki olası düşüşler sonrasında bu seviyelerde bir dip çalışması olacağına dair beklentiler ağırlıkta. Bu nedenle kısa vadede satıcılı olmak avantajlı olabilir. Paritede bu seviyelerden alım yönüne geçilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Fakat parite bu seviyede dip yapamaz ve aşağı yönlü seyir devam ederse 113.50’nin altında yukarı yönlü pozisyonların kapatılması daha uygun olacaktır. Euro/yen paritesinde bahsettiğimiz alım aralığına doğru bir geri çekilme yaşanmadan yukarı yönlü bir hareket başlaması durumunda ise alım için 1.27’deki direncin aşılmasında fayda var. ALTININ YÖNÜ YUKARI Eski dönemdeki korelasyon seviyesinde olmasa da euro/dolar paritesindeki gerileme altın fiyatları üzerinde etkili olamaya devam ediyor. Paritedeki düşüşün de etkisiyle gevşeyen altın fiyatlarında, şubat ayı başında yaşanan gerilemeyle Kasım 2008’de başlayan ana yükselen trendin altına sarkılmış olsa da bu trendin altındaki hareket kısa sürdü. Ve fiyatlar yeniden bu trende döndü. Şimdi kısa vadede 1.100 dolar biraz daha orta vadede ise 1.050 dolar seviyesindeki destekler takip edilmeli. Fiyatların 1.100 dolar üzerinde tutunması durumunda yapılacak alımlarda kısa vadede 1.160 ve 1225 dolar seviyeleri ise direnç bölgeleri olarak takip edilmeli. Fakat orta ve uzun vadede alım için 1.000-1.050 dolar civarının beklenmesi daha mantıklı olabilir. Bu seviyelerden yapılacak alımlarda da 990 dolar altındaki kapanışlarda stop loss yapmak kaydıyla yukarıda bahsettiğimiz direnç seviyeleri hedeflenebilir. PETROLDEKİ ÇIKIŞ SATIŞ FIRSATI MI? Ocak ayı başlarında petrol fiyatları 80 dolar üzerini zorlarken, 17 Ocak tarihli PARA dergisinde 80 doların üzerindeki fiyatların şüpheli olduğunu ve bir gerileme beklediğimizi, genel olarak ortalamanın 60-80 dolar bandında seyredeceğini düşündüğümüzü belirtmiştik. Petrol fiyatlarında beklediğimiz gibi 80 dolar üzerinde kalıcı bir hareket oluşmadı ve Amerikan ham petrolünün varil fiyatı 70 dolar civarına kadar geriledi. Bahsettiğimiz kanalın orta noktası olan ve önemli bir desteğin bulunduğu 70 dolar civarından başlayan alımlarla yeniden 80 dolar seviyelerine doğru bir hareket başlatan petrolde, sene başındaki 80 dolar üstündeki hareketlerin şüpheli olduğu yönündeki görüşümüz aynen devam ediyor. Bu nedenle petrolde 80 dolar üzerinde alım yönünde pozisyon almayı riskli gördüğümüz gibi yatırımcıların olası yukarı yönlü hareketlerde 80-85 dolar civarından satış yönünde pozisyon almasını öneriyoruz. Bu durumda 85 dolar üstü kapanışlarda stop loss yapılmalı ve yeniden satış yapabilmek için zirve oluşumunun teyit edilmesi beklenmeli. 85 dolar üstü hareketlerde temel dinamikler desteklemese de spekülatif işlemlerle 100 dolar civarına kadar bir çıkış gerçekleşebileceği için stop loss ilkesinden kesinlikle taviz verilmemeli. BAKIRDA KISA VADELİ YÖN YUKARI Yeni yılın ilk günlerinde 2009’un tamamında oluşan yukarı yönlü trendin altına sarkan bakır fiyatlarında satış baskısı kısa sürdü ve fiyatlar yeniden bu trende döndü. Kısa vadede fiyatlarda yukarı yönlü seyrin devam edebileceğini ve 3.5 USD/lb civarına kadar bir hareket olabileceğini düşünüyoruz. Bakırda önceki yıllarda da gördüğümüz üzere spekülatif işlemler nedeniyle fiyat hareketleri çok sert olabiliyor. Bu durum kısa vadede çok yüksek getiriler elde edilmesini sağlayabileceği gibi, çok yüksek risk de barındırıyor. Bu nedenle bakır sözleşmelerinde pozisyon alanların özellikle zararda olan pozisyonlarda ısrarcı olmamaları ve stop loss ilkesinden kesinlikle taviz vermemeleri gerekiyor. Kısa vadede 3.5 dolar civarına kadar bir çıkış hedeflenebilir. Bu seviyenin üzerinde kapanışlar yaşanması durumunda yeni pozisyonlar alınabilir. Olası gerilemelerde ise 2.95 dolar civarında güçlü destek oluşması beklenebilir. Bu seviyenin altında olacak kapanışlar satış baskısını artıracağı için yukarı yönlü pozisyon bulundurmanın riskinin artacağını düşünüyoruz. 350-360 ARALIĞINDAN MISIR ALINABİLİR 2008 yılında mısır fiyatlarında yaşanan ralli sonrasında aynı sertlikte satışlar geldi. O dönemde artan petrol fiyatları sonrası alternatif yakıtlara olan ilginin arttığı, biyodizelin de talebin artan ürünlerden biri olduğu konuşuluyordu. Biyodizel üretiminde kullanılan mısır fiyatlarında da bu nedenle hızlı bir çıkış yaşandığı konuşuluyordu. Global krizle birlikte de aynı hızda geri çekilme yaşandı ve fiyatlar 2008 öncesindeki kanala geri döndü ve son bir yıldır da bu kanal içindeki hareket devam ediyor. 300-450 dolar aralığındaki bu kanalda bu seviyeler önemli destek ve direnç oluşturuyor. Ayrıca bu kanal içinde 350 dolar civarında da önemli bir destek seviyesi bulunuyor. Son dönemde 400 dolar üzerinde başlayan gerileme ile fiyatlar 350 dolar seviyelerinde bir dip yaparak yeniden yukarı yönlü bir tepki yapmıştı. Şimdi fiyatların yeniden bu seviyelere doğru gerilemesi bir alım fırsatı yaratabilir. Bu durumda 350-360 dolar aralığında alım yapılarak 420-450 dolar arası hedeflenebilir. Olası gerilemelerde ise 340 dolar altında stop loss yapılarak yeni bir alım için 300 dolar civarı beklenmelidir. BUĞDAYDA STRATEJİ MISIRLA AYNI Buğdaydaki fiyat hareketleri de mısırla hemen hemen aynı seyri izliyor. İki grafiğe de bakılacak olursa neredeyse aynı seyrin oluştuğu ve son dönemde de benzer formasyonların ortaya çıktığı görülüyor. Mısırda olduğu gibi buğdayda da alım için benzer strateji izlenebilir. Buğdayda alım için 450-470 dolar aralığı beklenebilir. Yapılacak alımlarda 570-600 dolar aralığı hedeflenebilir. Olası bir satış baskısında ise 430 dolar altında stop loss yapılmalı. ŞEKERDE KRİTİK DESTEKTEYİZ 2009 yılında yaklaşık 3 katına çıkan şeker fiyatlarında geç de olsa ilk düzeltme hareketi gerçekleşti. Son bir ayda 30 dolar seviyelerinden 25 dolara kadar gerileyen şeker fiyatlarında bu bölge oldukça kritik bir destek konumunda. Fiyatların bu seviyelerde destek bulması yeni bir zirve oluşumunu sağlayabilir. Bu nedenle 25 dolar civarında bulunan destek yakından takip edilmeli. Bu desteğin çalışması durumunda yapılacak alımlarda 30-32 dolar aralığı hedeflenebilir. Olası gerilemelerde ise 24 doların altında stop loss yapılması gerekiyor. 24 dolar altına olacak bir düşüş 21 dolara kadar yeni bir düşüş daha getirebilir. Bu durumda yeni bir alım için bu seviye beklenmeli. PUMUK KRİTİK DİRENCİ AŞTI AMA... Pamuk fiyatlarında 77 dolar civarında bulunan direnç geçen hafta geçildi. Şimdi 82 ve 86 dolarda oldukça güçlü dirençler bulunuyor. Olası yukarı hareketlerde bu dirençler de test edilebilir. Ancak göstergelerin aşırı alımı işaret ettiği pamuk kontratlarında yukarıda bulunan bu kritik dirençler öncesi alım yapmak yerine, bu seviyelere yaklaşıldıkça düşüş yönünde pozisyon almanın daha sağlıklı olabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle pamukta kısa vadede yukarı hareket potansiyeli görsek de bu hareketin sınırlı kalma ihtimalini yüksek buluyoruz. GÖRÜŞLER Şant MANUKYAN / İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdürü Yardımcısı “Altın yine güvenli liman” Krizden önce tüm emtia fiyatlarında çok ciddi yükselişler yaşanmıştı. Bu yükselişler için yapılan petrolün bugün yarın tükenmek üzere olduğu, tarım ürünlerinde kıtlı yaşanacağı, Çin’in bakır ve diğer endüstriyel metallerde büyük talebi olduğu, stagflasyon yaşanacağı gibi “temel” açıklamaların tümü, krizle beraber yerini “Zaten bu yükselişler balondu” tezine bıraktı. Önümüzdeki dönemde ise emtia piyasalarıyla ilgili bir ayrıştırma yapmamız lazım. İlk ayrımı altın ve değerli metaller ile ilgili. Önde gelen tüm merkez bankalarının sıkıştıkları anda paranın “miktar” ve “fiyatı” ile sorumsuzca oynayacaklarını göstermeleriyle altın ön plana çıktı. ABD’nin para arzını altın stokuyla değerlendirdiğimizde 6 bin 300 dolar gibi bir rakama ulaşabilirsiniz. Ancak bu abartılı bir rakam. Yine de 30 yıl öncesine göre reel olarak hala yeni bir zirve yapamamış olan altın, insanların Merkez Bankası manipülasyonlarından kaçmayı sürdürdüğü bir liman olmaya devam edecek. 2010 yılında altının çok iyi bir performans göstermesini beklemesek de geri çekilmelerin iyi bir alım fırsatı olacağına inanıyoruz. Faiz artırılacak korkusu 2004’te de altın fiyatlarının düşmesine neden olmuştu. Ancak FED’in uzun vadeye yayılmış bir şekilde 25 baz puanlık adımlarla faiz artıracağının anlaşılması üzerine uzun soluklu bir ralli başlamıştı. Buğday, mısır ve pirinçte yukarıda bahsettiğim spekülasyonun ardından büyük bir çöküş yaşandı ve fiyatlar destek seviyelerine geriledi. Bu emtialarda arz talep dengesine hakim olmayan yatırımcıların kullanabilecekleri tek enstrüman teknik analiz. Ancak kısa vadeli al-sat yapmayı sevmeyen yatırımcılar -ki biz de bu emtialara uzun vadeli yatırım olarak bakıyoruz- borsa yatırım fonlarından faydalanabilir. Mümtaz USLU / Gedik Portföy Yönetimi Portföy Yöneticisi “Düşük tutarlarla alım satım yapılabilir” Gedik Yatırım aracılığıyla spot işlemlerde altın, gümüş; vadeli işlemlerde ise altın, gümüş, platinum, palladium ve bakıra yatırım yapmak mümkün. Gedik Yatırım’da hesap açma limiti ise 2 bin 500 dolar. Bu miktarla açılacak mini hesapla FX (Parite), spot altın, gümüş, CFD (Contract For Difference / endekslere, altın-gümüş-platinum-bakır gibi emtialara, doğalgaz, petrol ve tarım ürünlerine dayalı) işlemler yapılabilir. 10 bin dolarlık normal hesapla ise yukarıdaki işlemlere ek olarak vadeli endeksler, emtialar, hisse senetleri, opsiyon işlemleri yapılabilir Spot işlemlerde altında en az alım satım miktarı 10 ons. Bu durumda örneğin, fiyat 1.120 dolar olduğunda 10 x 1.120 = 11.200 dolarlık bir sözleşme büyüklüğü olur. Bunun için hesapta bulunması gereken miktar 224 dolar. Gümüşte ise en az alım satım miktarı 100 ons. Fiyat 16.50 olduğunda 100 x 16.50 = 1.650 dolarlık sözleşme söz konusu. Bunun için hesapta bulunması gereken tutarsa 33 dolar. Spot işlemlerde ve CFD’lerde fiyat spread’leri var. Ayrıca bir komisyon da alınmıyor. Örneğin altın spot işlemde 1.114,40 - 1.115,10 gibi bir kotasyonla işlem görüyorsa 1.115,10’dan alabilir. Satmak istersek 1.114,40’a satabiliriz. Bu işlemde komisyon ödenmez. Ancak alış satış arasındaki fark bizim maliyetimiz olarak düşünülürse, on binde 6 gibi bir tutar olur. Gökhan ŞEN / Ata Yatırım, Merkez Şube Yatırım Uzmanı “Emtialara yönelen para artacak” Emtialara 2009’da olduğu gibi bu yıl da ilginin artmasını bekliyoruz. Kurumsal yatırımcılar arasında yapılan araştırmalarda bu sınıfa plase edilecek varlıkların büyüklüğünde artış olacağına yönelik beklentiler var. Diğer taraftan da varlık ve endeks bazlı, fiziki talebe dayanan ürünlerin geliştirildiğini ve yeni projelerin de sunum aşamasında olduğunu biliyoruz. Bunların hepsi emtiaya ilginin artmasını sağlayacaktır. Eskiden sadece altın ya da petrol olarak bilinen yatırım alışkanlıklarına şimdi yenileri ekleniyor ve talebin spekülasyon, arbitraj ve hedge tarafında kuvvetli olduğunu görüyoruz. Bunu açık pozisyon sayılarından da anlamak mümkün. Yeni çıkan ürünlerle beraber bu piyasaların daha da büyüyeceğini ve birçok kurumda ya ‘commodity desk’ler açılacağını ya da var olanların kadrolarını genişleteceklerini düşünüyoruz. 2010’da bir varlık sınıfı olarak emtiaların daha da fazla ilgi çekeceğini ve bu konuda sıklıkla yazılıp çizildiğini göreceğiz. 2010 yılında her iki yönde de volatilitesi yüksek emtia piyasaları görebiliriz. Ata Yatırım ile AtaWorldTrader platformu üstünden dünya piyasalarına anlık erişim sağlamak çok kolay. Bu hızlı platformla bakırdan değerli metallere, tarımsal emtialardan doğalgaza kadar her türlü emtiaya yatırım yapmak mümkün. Risk tercihlerinize bağlı olarak altın, petrol gibi gözde emtialarda da pozisyon alabilirsiniz. Piyasa profesyonelleri ya da sektör uzmanları için platformumuz üzerinden karbon kontratlarında dahi işlem yapma olanağı var. Emtialara yatırım yapmak için yapılandırılmış ürünlerden ya da tamamen bunun için tasarlanmış platformlardan yararlanmanız gerekiyor. Bu piyasada kaldıraçlı ürünlerden faydalanabilirsiniz. Kaldıraçlar genelde 10 ile 20 arasında değişiyor. Bir kontrat ‘X’ emtiasından almak için genelde 550 ile 5 bin 500 dolar arasında teminat yatırmanız gerekiyor. Komisyonların da yine açılan pozisyonun büyüklüğüne oranlandığında uygun olduğunu söyleyebiliriz. Melih AKOSMAN / Deniz Yatırım Genel Müdür Yardımcısı “Yatırım alternatifi geniş” 2010’un 2009 gibi emtian yılı olabileceğini söylemek oldukça zor. Yunanistan’la belirginleşen Avrupa Topluluğu’ndaki sorunlar doların değer kazanmasına neden oldu. Emtiaların dolarla fiyatlandığını göz önüne alırsak, güçlü dolar, emtia fiyatlarının yükselmesindeki önemli engellerden biri. Bir diğer engelse dünya ekonomilerinin, özellikle de Çin’in büyüme hızının tahminlerin altında kalacağı endişesi. Beklenen hızda büyümeyen bir dünya, emtialara olan talebi de azaltacaktır. Emtia fiyatlarının yükselmesinde etkili olan en önemli etken, şüphesiz arz-talep dengesi. Talebin aşırı veya arzın sınırlı olduğu durumlarda fiyatlar yükselecektir. Bu dengede aykırılık olmadığı durumlarda bir başka faktör olarak ABD Doları’nın gücü de bir faktör olarak karşımıza çıkabilir. Dünyanın neresinde olursa olsun, organize vadeli işlem borsalarında alınıp satılan tüm emtialarda Deniz Yatırım aracılığıyla işlem yapmak mümkün. Bireysel ve kurumsal yatırımcılar, bu işlemleri kullanımı kolay işlem platformu üzerinden yapabilir. İsterlerse konusunda deneyimli personelimiz aracılığıyla da gerçekleştirebilirler. İşlemlere örnek vermek gerekirse... Başlangıç teminatı düşük kontratlarından biri, ABD Chicago borsasında işlem gören mısır kontratıdır. Başlangıç teminatı olan 1.350 dolar yatırılarak bir adet kontrat alınabilir. Bu pozisyonla piyasa değeri 18 bin dolarlık bir pozisyon açılmış olur. Günlük kar-zarar bu 18 bin dolarlık pozisyon üzerinden hesaplanarak başlangıç teminatına eklenir veya çıkarılır. Ülkemizde işlem gören Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası (VOB) kontratlarında olduğu gibi her emtianın bir vadesi var. Bu vadeden daha uzun bir sürede yatırım yapmak istenirse, ilgili emtianın vade tarihinden önce kontratta bir sonraki vade ayına geçiş yapmak (roll etmek) gerekir. Fiyat hareketi yukarı yönlü olacağı gibi aşağı yönlü (fiyat düşüşü) de öngörülebilir. Bu durumda da açığa satmak ve kısa pozisyon almak mümkündür. Tahmin edilebileceği gibi, fiyatlar düşerse düşük seviyelerden pozisyonun kapatılması işlemi karla sonuçlanır. BARIŞ BEKAR/ ÜZEYİR DOĞAN PARA DERGİSİ

Yorumlar ( Bu habere henüz hiç yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun! )



Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Adınız :

Yorumunuz :

Günlük
Haftalık
Aylık
Yıllık
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 8,05
-1.11 32.200.000.000
ASYAB 0,00
0.00 0
ALBRK 1,71
0.00 1.539.000.000
ALNTF 1,83
1.67 1.134.600.000
DENIZ 7,62
-1.80 5.456.682.000
FINBN 2,92
-0.68 8.278.200.000
GARAN 8,38
-0.83 35.196.000.000
HALKB 15,25
-0.65 19.062.500.000
ISCTR 5,54
-0.54 24.929.833.800
SKBNK 1,91
1.06 2.076.526.948
TSKB 1,82
-0.55 2.730.000.000
TEKST 1,96
-0.51 823.200.000
YKBNK 4,73
0.00 20.561.552.573
VAKBN 4,79
-0.62 11.975.000.000

Basın Toplantısı / Ajanda

  • Basın daveti

    YASED

    Yapı Endüstri Merkezi Fulya Mah/Mecidiyeköy

    21 Ağustos 2014 Perşembe 09:30

    YASED olarak, üniversite öğrencilerini iş hayatıyla tanıştırmak ve kariyerlerini şekillendirmelerine yardımcı olmak amacıyla hayata geçirdiğimiz sosyal sorumluluk projesi KOZA’nın 6. yılını...
Diğer toplantılar için tıklayınız >>

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.