-->
BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Açılış Siemens 21 Aralık 2017, 10:00 Siemens Entegre Üretim Tesisleri, GOSB-Gebze-Kocaeli

‘Alman kökenli bir Türk firması’ olarak, 161 yıldır bulunduğumuz bu topraklarda yeni bir yatırımı daha sizlerle paylaşacak olmanın heyecanını...

Tüm Etkinlikleri Göster
BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 0,00 0,00 0,00
ALBRK 0,00 0,00 0,00
FINBN 0,00 0,00 0,00
GARAN 0,00 0,00 0,00
HALKB 0,00 0,00 0,00
ICBCT 0,00 0,00 0,00
ISCTR 0,00 0,00 0,00
SKBNK 0,00 0,00 0,00
TSKB 0,00 0,00 0,00
VAKBN 0,00 0,00 0,00
YKBNK 0,00 0,00 0,00

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaPara PiyasaVarlık Fonu’nu nasıl kullanabiliriz?----

Varlık Fonu’nu nasıl kullanabiliriz?

Varlık Fonu’nu nasıl kullanabiliriz?
07 Aralık 2017 - 11:05 www.finansgundem.com

Varlık Fonu mucizevi bir reçete mi? Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı Ümit Özlale iki kilit kavram üzerine kafa yordu, Forbes Türkiye’de yazdı…

Varlık Fonu’nda da ülke olarak geleneği bozmadık. İlk çıkışını hatırlayın. Mucizevi bir reçete ekonomideki tüm problemleri çözüyordu. Kaynak ve yatırım problemini ortadan kaldırdığı gibi işsizlikten enflasyona bütün illetlerle mücadele etmemizi de kolaylaştırıyordu. Muhalefet de geleneğe uygun olarak “vatanı sattırmayız”ın ötesinde bir şey söylemeyip çözüm önerilerinde bulunamadı. Şeffaflıktan uzak, kötü bir kurumsal yönetim kurgusuyla bomboş bir sene geçti. Eylül gibi Varlık Fonu başkanı görevinden alındı. Bu gidişle mucizevi reçetenin sonu, bu topraklarda hevesle başlanan birçok projede olduğu gibi “Con Ahmet’in devr-i daim makinesine” dönme tehlikesiyle karşı karşıya. Peki, ne yapabiliriz? İki kilit kavram üzerinden kısaca konuya değinmeye çalışayım.

Bu kavramlardan ilki “sektör rehabilitasyonu”. Türkiye Varlık Fonu hakkındaki tartışmaların önemli bir kısmı, fona devredilen kamu iktisadi teşekküllerinin (KİT) teminat olarak gösterilmesinden kaynaklanıyordu. Oysa bu KİT’lerin önemli bir bölümünün ekonomideki dönüşümü yakalayamadığı, ciddi yönetişim ve verimlilik problemleriyle boğuştuğunu biliyoruz. Özellikle stratejik öneme sahip sektörlerde faaliyet gösteren bu işletmelerin bir kısmı gerekli dönüşümü sağlayıp dünya liderleriyle rekabet edemezse, 10 sene sonra şimdiki teminat değerleri bile kalmayabilir. Basit bir soruyla anlatacak olursak fona devredilen PTT, bu haliyle daha ne kadar süre değerli kalabilir? Önerim tam da bu noktada. PTT’yi Deutsche Post’a dönüştürmek için gerekli sek- törel rehabilitasyonu, profesyonel bir yönetim anlayışıyla fondaki kaynaklarla yapalım. Aynısı TCDD ya da stratejik öneme sahip ve mutlak bir dönüşüme ihtiyaç duyan diğer sektör ve KİT’ler için de geçerli olsun. Gerek Varlık Fonu’nda biriken kaynaklar, gerekse fonun şirket yapısı bu tür bir dönüşümü profesyonel bir yönetim anlayışıyla yapmaya izin veriyor. Kaldı ki bu tür bir yaklaşımla yatırımcıyı ve -haklı sebeplerle- olaya şüpheyle yaklaşan kamuoyunu daha rahat ikna edebilirsiniz.

İkinci anahtar kavram ise” küresel girişim sermayesi fonu”. Varlık Fonu, yurtiçinde ve yurtdışında girişim sermayesi gibi hareket edebilme yetkisine sahip. Küresel ölçekte şirket alıp yatırım yaptıktan sonra satabiliyor.

Özellikle ihracatımızın itici gücü olan sektörler, Sanayi 4.0’m gerektirdiği dönüşümü gerçekleştiremezlerse rekabet etme güçleri daha da azalacak. Yine iyi biliyoruz ki bu sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirket, küresel konjonktürün lehimize işlediği dönemde yatırım kapasitelerini artırmadan borçlandıkları için önümüzdeki döneme nefesleri tıkanmış bir şekilde giriyor. Geçen seneden beri ar-ge harcamalarına ve makine teçhizat yatırımlarına göz ucuyla bile baksanız durumu hemen anlayabilirsiniz. Varlık Fonu, tabii doğru kurgulanırsa, bu noktada devreye girip kilit sektörlerin ihtiyacı olan teknolojileri/çözümleri (sektör temsilcileriyle kurulacak iyi bir diyalog mekanizmasıyla anladıktan sonra) üretebilecek yeni şirketleri/fikirleri bütün dünyada tarayıp yatırım yapabilir. Geliştirilen teknolojiler/çözümler de iyi kurgulanmış bir iş modeli çerçevesinde paylaşılabilir.

Örneğin gelişmiş ülkelerin Sanayi 4.0 ile beraber yeniden hatırladığı tekstil sektöründe, giyilebilir teknolojiler ya da akıllı tekstil alanındaki başarılı girişimleri Varlık Fonu satın alıp buradaki teknolojiyi Türkiye’deki tekstil sektörünün kullanımına doğru bir iş modeliyle sunabilir. Böylece Varlık Fonu bir yandan mali açıdan sürdürülebilir bir yapı yakalarken diğer yandan da yüksek katma değerli ihracat hedefine yardımcı olur. Varlık Fonu’nun liderlik yaptığı bir projeye sektör çatı kuruluşlarının da destek vereceğini düşünürsek Varlık Fonu kısıtlı bir girişim sermayesi koyarak önemli bir dönüşümü yakalayabilir.

Küresel ölçekte büyük şirketlerin ar-ge yatırımı yapmak yerine teknoloji ve start-up avcılığına başladığı bu dönemde iyi kurgulanmış bir Varlık Fonu çok önemli bir rol üstlenebilir.

Sonuç olarak ülke olarak iki hastalığımız var. İlki, kurgusu üzerinde fazla düşünmeden potansiyeli yüksek bir projeyi mucize bir reçete gibi sunup hiçbir şey yapmadan sömürüp içini boşaltıyoruz. İkincisi de karşı taraftan gelen bir fikre körü körüne muhalefet ediyoruz. Bu yazıda ikisinin arasını bulmaya çalışıp zor bir dönemece girdiğimiz bugünlerde parlak bulduğum bir projeyi ekonomideki dönüşümü sağlamak için nasıl kullanabileceğimize kafa yordum. Karar sizin...

ETİKETLER :
YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)