Finans Gündem'i Ana Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle RSS Künye İletişim
   09 Şubat 2012 Perşembe  
 
 
Türkiye'de faiz (artık) yüksek değil!...
Türkiye de faiz (artık) yüksek değil!...
 
Ekonomi basınında son günlerin tartışması Türkiye'de faizlerin hala yüksek olduğu şeklinde.

www.finansgundem.com
 
10.9.2010 - 08:20
 

Bu görüş ortaya konurken de diğer ülkelerdeki faizlerle kıyas yapılıyor, mevcut reel faiz düzeyinin daha da düşmesi gerektiği ve hatta negatif olması gerektiği iddia ediliyor.

Üstelik yüksek olduğu iddia edilen faiz, tanımı gereği ekonomideki en düşük, Merkez Bankası'nın bankalardan (teminat karşılığında) gecelik borçlanmaya ödediği ve son 2 yılda yarıdan fazla gerileyerek yıllık % 6,5'a indirilen "borç alma" faizi. Bu faiz banka dışı kesime hitap etmediği için çok anlamlı olmayabilir ama tahvil, mevduat, kredi faizlerinin temelinde hep bu var. Bu faiz düşmeden diğer faiz türlerinin düşmesi çok zor.

Gerçekten de ilk bakışta Türkiye'nin bu "en düşük faizi" başka ülkelerle kıyaslandığında yüksek. Gecelik faiz bugünlerde gelişmiş ülkelerde sıfıra yakın. Gelişmekte olan ülkelere bakıldığında da Türkiye'nin faizi yine yukarıda. Dünyanın her bölgesinden 16 tane önemli gelişmekte olan ülkenin gecelik faizlerinin ortalaması % 4,1 ve Türkiye % 6,5 ile bunların üzerinde.
Ama önemli olan reel faiz

Yukarıda bahsettiğim faizler hep nominal ve gerçek getiriyi (alım gücünü) ya da borçlanma maliyetini göstermiyorlar. Örneğin % 10 faiz getirisi olan bir yatırım vade sonunda enflasyon % 10 artmışsa aslında tüketimin artabilmesini sağlayamıyor. Ancak eskisi kadar mal tüketilebiliyor. Benzer şekilde bir şirket % 10 faizle kredi kullanmışsa ve sonrasında bu krediyi kullanarak ürettiği malları enflasyon sayesinde % 10 daha pahalıya satabiliyorsa aslında kredisi bedavaya geliyor. O nedenle nominal faizden enflasyonu çıkarıp bakmak, yani reel faizi dikkate almak gerekiyor. Bu faiz bir anlamda merkez bankalarının ekonomiyi yönetirken kullandıkları bir joystick. Merkez bankaları bu joystickle oynayarak ekonomik aktiviteyi, enflasyonu ve piyasalardaki risk iştahını yönetmeye çalışıyorlar. Türkiye'de neredeyse TL kadar döviz de kullanıldığı için TL faizinin joystick kabiliyeti çok değil ama yine de önemli.

Reel faizi bulurken nominal faizden çıkartılan ise enflasyonun kendisi değil, beklentisi. Çünkü faiz ileriki döneme hitap ederken açıklanan enflasyon geçmişe ait. Bugün Türkiye'de en çok referans alınan enflasyon beklentisi Merkez Bankası'nın yaptığı "Beklenti Anketi". En son ankete göre sonraki 12 aya yönelik enflasyon beklentisi % 7,2. Bu durumda Türkiye'de aslında "negatif" yani enflasyon beklentisinin altında bir gecelik faiz düzeyi var.

Acaba nominal faize bakıp da Türkiye'nin altında dediğimiz ülkelerde reel faiz nasıl? Birçoğunda pozitif ve yüksek (Grafik 2). Hiç de şaşırtıcı değil çünkü iktisada giriş öğrencileri dahi bilirler ki ekonomilerde çok anormal koşullar yoksa faiz enflasyon beklentilerine yakın seyreder; reel faiz düşük tek hanelerde ve pozitif olur. Enflasyon beklentisi yüksekse faiz de yüksektir ya da tersi. Anormal koşulların başında ise ekonominin potansiyelin çok altında olması veya çok hızlı büyüyor olması ile bir kriz ortamı yaşıyor olması gelir. Çünkü öyle durumlarda gerçek enflasyon yüksek olsa bile beklenti düşük olabilir (ya da tersi). O nedenle aslında Türkiye'deki negatif reel faiz bugün birçok ülkeden aslında daha düşük. Yani iddia edilenin tam tersi.

Üstelik Türkiye ekonomisi halen bu ülkelerin birçoğundan daha hızlı büyüyor ve bir kriz ortamında değil. Yani aslında Türkiye ekonomisinin reel faizi bu ülkelerdekinden yüksek olması gerekirken hepsinden daha düşük. Nedeni de Merkez Bankası'nın basiretli ve vizyonlu para politikası uygulaması. Ekonomisinin geleceğini düşünerek risk aldığı için.

Reel faiz ile döviz bazında faiz

Türkiye'de faizin yüksek olduğu değerlendirmelerinde yapılan bir başka hata TL'nin döviz bazındaki getirisinin reel faiz olarak adlandırılması. Tek bir reel faiz vardır o da TL faizinin enflasyon beklentisinden net halidir. Nominal TL faizinin belli bir dönemde başka bir para birimi bazında getirisi reel faiz değildir çünkü o para biriminin de bir enflasyonu vardır. O hesaba katılmadığı sürece döviz bazındaki getiri ile, reel faiz ile karıştırılmamalıdır.

TL'nin daha ziyade yerel yatırımcıları ilgilendiren reel faizi düşük iken TL reel ve hatta nominal olarak güçleniyorsa (yani kur değişimi enflasyonun altında veya negatif oluyorsa) elbette döviz bazında getirisi çok yüksek olabilir. Yabancı sermayeye gereğinden yüksek bir getiri verildiği düşünülebilir. Ama kur rejimi değiştirilmedikçe bunda yapılacak bir şey yoktur. Merkez Bankası döviz bazında getiriye değil reel faize bakmak zorundadır.

Bu istenmiyorsa devreye hükümet girmek durumundadır. Ya kur rejimi değiştirilir ve Merkez Bankası'ndan TL'nin en az enflasyon kadar değer kaybetmesinin sağlanması istenir. Ya da sermaye kontrolleri ile bu yüksek döviz bazındaki getiriden faydalanmak için gelmeye çalışan yabancı sermayenin istediği gibi gelip gitmesi engellenir (Örneğin spekülatif yabancı sermayeye vergi getirilerek).

Sonuç

1. Türkiye'de faiz yüksek değildir. Çünkü asıl önemli olan reel faiz birçok ülkedekinden daha düşüktür. 2008 öncesinde % 10-15'lere kadar çıkan reel faiz bugün düşük olması bir yana negatiftir. Üstelik bu durum benzer ülkelerden farklı olarak ekonomide bir kriz ortamı olmadığı ve ekonomi potansiyeline yakın büyüdüğü halde böyledir.

2. Nominal bakıldığında bile daha 2 yıl öncesine kadar benzer ülkelerin ortalamasından 10 puan yukarıda olan TL politika faizi bugün sadece 2 puan kadar yukarıdadır. Enflasyon da bu ülkelerin ortalamasına inmedikçe farkın daha da kapanması pek mümkün değildir.

3. Döviz bazında faiz biraz yüksektir ve yurtdışı kaynak transferinin azalması için daha düşük olmasının arzu edilmesi doğaldır. Ama Türkiye'de bugün uygulanmakta olan para politikası bunu dikkate alamaz. Alması için hükümetin devreye girmesi gerekir.

4. Merkez Bankası gecelik borç alma faizi yerine belki daha anlamlı olan kredi faizlerinin yüksek olduğu iddia edilebilir. Ama Türkiye gibi kredi talebinin canlı olduğu bir ekonomide kredi faizi ile fonlama maliyeti farkının cansız ekonomilere göre yüksek olması da son derece normaldir. Ayrıca bu iddiada bile hakkaniyetli davranılmalı ve bankaların üzerindeki vergiler, sektörel yükler ve aldıkları riskler düşünülerek hesap yapılmalıdır. O zaman kredi faizlerinin de o kadar yüksek olmadığı görülecektir.

5. TL faizinin asıl sorunu artık yüksekliği değil vadesinin kısalığıdır.

saruhan özel-zaman



Arkadaşına Gönder Yazdır Önceki sayfa Sayfa başına git
 
 
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

 
  Bu kategorideki diğer haberler

»  ABD'de dış ticaret açığı düştü
»  İngiltere'de dış ticaret açığı rekor kırdı
»  FED: ABD'de ekonomi yavaşlıyor
»  İMKB getiride kaçıncı oldu?
»  İngiltere faizleri değiştirmedi
»  İrlanda kabusu hortladı
»  Euro güvenli limanlara sürüklüyor
»  ABD, Almanya’daki İran bankasını uyardı
»  NBG, arzından 1 milyar euro bekliyor
»  Mali Kural'da son sözü ben söylerim
»  Kanada faiz oranlarını artırdı
»  Bakan Şimşek en kritik soruya cevap verdi
»  Türkiye bu yıl yüzde 6,1 büyüyecek
»  Dolar 1,5180 liraya yükseldi
»  NBG hisseleri taban oldu
»  7 kritere göre en iyi hisseler
»  Vodafone China Mobile'deki hisselerini sattı
»  Referandum sonrası için 7 hisse
»  Petrol fiyatları geriledi
»  Dolar, yen karşısında tutunamıyor
»  Referandum fiyatlandı
»  El Maktum borcunu yine ödeyemedi
»  Sanayi tekledi, faiz indirimi gündemde
»  Banka hisselerinden sanayiye geçiş
»  Yunanistan iflastan kurtulamaz
»  Yatırımcıların gözü kulağı referandumda
»  Yunanistan iflastan kurtulamaz
»  Dolar 1,5110 liraya yükseldi
»  Enflasyon beklentisi yükseldi
»  Rusya'nın döviz ve altın rezervleri arttı
»  Faizler yükseldi, banka hisseleri düştü
»  Hazine ROT dahil 3.6 milyar lira borçlandı
»  ÖİB'den Hazine'ye 175 milyon lira
»  İMKB'de bayram tatili
»  Hazine'den PY'lere ROT satışı
 
 
Haberleri sitene ekle
 
  Sarper Volkan Özten ile
Piyasaların Gündemi
Global ekonomiye dair iyimserlik azalıyor
 
  Şenol Babuşçu ile
Bankaların Gündemi
Türk bankacılık sektörünü neler bekliyor?
 
 
 
Basın Toplantısı / Ajanda
  • Basın Toplantısı
    Türk Traktör
    Swissotel
    17 Şubat 2012 Cuma 10:00
    Modern tarımın öncü rolünü üstlenerek, Türkiye traktör pazarının lider ismi TürkTraktör olarak, 2011 yıl sonu değerlendirmelerini paylaşacağımız bir...
  • Basın Toplantısı
    Brisa
    Brisa Genel Merkez, Altunizade
    17 Şubat 2012 Cuma 09:30
    Türkiye lastik sektörünün öncü iki markası Lassa ve Bridgestone’u bünyesinde bulunduran Brisa, bireysel ve kurumsal otobüs-kamyon lastiği...
  • Kokteyl
    ODTÜ MEZUNU SİGORTACILAR DERNEĞİ
    Aksigorta Genel Müdürlük Binası
    10 Şubat 2012 Cuma 16:00
    Mesleki çalışmalarla sektörün sağlıklı büyümesine katkı sağlamak amacı ile çalışmalar yürüten ODTÜ Mezunu Sigortacılar Derneği, Aksigorta Genel...
Akıllı Yaşam
 
 
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.
Ad-Soyad
E-posta
 
Foto Galeriler
Videolar

 
Finansgundem.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansgundem.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansgundem.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur .