BASIN TOPLANTISI - ETKİNLİK - KONFERANS
Konferans Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği 13 Kasım 2018, 09:00 Wyndham Grand İstanbul (Levent)

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin (TSPB) bu sene üçüncüsünü düzenleyeceği Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi, 13-14 Kasım 2018...

Tüm Etkinlikleri Göster
BANKA HİSSELERİ
Hisse Fiyat Değişim(%) Piyasa Değeri
AKBNK 7,08 -0,98 28.320.000.000,00
ALBRK 1,34 0,75 1.206.000.000,00
GARAN 7,36 -1,08 30.912.000.000,00
HALKB 6,85 -5,26 8.562.500.000,00
ICBCT 6,02 -3,68 5.177.200.000,00
ISCTR 4,04 -2,88 18.179.878.800,00
SKBNK 0,98 -2,97 1.134.840.000,00
TSKB 0,79 -1,25 2.212.000.000,00
VAKBN 3,62 -4,23 9.050.000.000,00
YKBNK 1,68 -2,89 14.191.046.157,12

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.

Ana SayfaPara PiyasaDöviz kurundaki artış dış güçlerin işi mi----

Döviz kurundaki artış dış güçlerin işi mi

Döviz kurundaki artış dış güçlerin işi mi
22 Mayıs 2018 - 06:34 www.finansgundem.com

Hürriyet yazarı Uğur Gürses, döviz kurundaki sert yükselişi değerlendirdiği yazısında, son 20 yılın hikayesini yazdı. İşte Gürses'in o yazısı:

Sadece son birkaç ay değil, son 5 yıldır döviz kuru artışı gerçekten de “dış güçlerin işi”. Dış güçler kimler mi? En başta hikayemize inanıp bunu “satın alan”, devasa bir sermayeyi ülkemize getiren “dış güçler”; başka ülkelerin tasarrufçuları, kurumsal yatırımcıları, parayı ucuz ve bollaştıran merkez bankaları şimdi geri çekiyorlar. Gelirlerken “pembe”, giderlerken “gri” ton bu yüzden.

Warren Buffett’ın 2002’de söylediği ve bugünlerde çokça paylaşılan lafı şu; “sular çekildiğinde kimin çıplak yüzdüğü anlaşılır”.

Bugünü anlamak için son 20 yılın hikayesine göz atmak gerekir.

Türkiye, Şubat 2001’de patlak veren krizle birlikte dalgalı kur rejimine geçti; Merkez Bankası döviz kurunun belli bir yerde olmasını savunmayacaktı artık. Krizi takiben IMF anlaşması ile mali yardım ve reformlar, yeni ve tek parti iktidarı, AB üyeliği için müzakere tarihi alınması derken Türkiye’ye sermaye akışı başladı. Öyle ki 2008’e kadar hem cari açığı büyüten hem de açığı aşan bir sermaye girişi yaşandı. 2002-2008 arası dönem döviz kurunun neredeyse düz bir çizgide küçük bant içinde kaldığı bir dönem oldu. 2008-2009 küresel kriz dalgalanması geride kaldıktan sonra, Nisan 2009-Mayıs 2013 arası dönem de aynı şekilde düz bir çizgide küçük dalgalanmalarla gidilen bir dönem oldu. Yine bu dönemde de devasa sermaye girişleri oldu.

PARASAL REHAVET

Gelişmiş ülkelerde derin durgunluğuna çare olsun diye basılan bol ve ucuz dövizler, gelişen ülkelere aktı ve geleceğe borç yazan “sahte cennetler” yarattı. Politikacılar seçim üstüne seçim kazandı. Bol ve ucuz döviz girişi, hem Türkiye’nin büyüme kapasitesinin üzerinde daha fazla cari açık vermesine kapı açtı, hem de kurun bu dengesizliğe karşın “aynı yerde kalacağı” yanılsamasına.

Bol ve ucuz devasa sermaye girişleri, gelişen ülkelerdeki siyasetçilerde “ne politik hata yapsak da ekonomiye etkisi ya olmuyor ya da çok sınırlı” rehaveti yarattı. Aynı politik söylemlerin sermaye girişlerinin azaldığı, “suların çekilmeye başladığı” dönemde tekrarlanması artık aynı tepki ile karşılanmıyor; sert piyasa tepkileri görülüyor.

Türkiye’de faizlerin 2013 Mayıs’ında yüzde 4.64’e düşmesinin tek açıklaması; 52 milyar dolarlık cari açığa karşı rekor 96 milyar dolarlık sermaye girişidir. Sonra faizlerin çıkması da gelen sermaye düşerken bizim buna uygun davranmamamızdır.

Hane halkı, üreticiler, ithalatçılar, sanayiciler 2002-2013 arası uzunca bir dönemde şunu öğrendi “kur yükselse de düşer; geri gelir”. 2013 sonrasında bunun değiştiğini görmek için çok fazla sayıda sinyal ve veri vardı. Görülmek istenmedi. Ya da görülse de olasılıkla “idare ederiz” diye bakıldı.

BU DEFA FARKLI

5 yıl öncesine göre daha az sermaye geliyorsa bir taraftan da faizi düşük tutarak “kur geri gelir” beklentisine girmek hayal. Türkiye’nin ödemeler dengesi, 2013’ten sonra hikâyenin değiştiğini söylerken, ekonomi politikaları hala “bol para” dönemindeki gibi yürütülme eğiliminde.

Geçmişte sermaye akımı bolca devam ederken daha düşük politika faiziyle “tek hanede ılımlı” bir enflasyonla ekonomi götürülebilirken, artık bu mümkün değil.

Bugün, seçim arifesinde Merkez Bankası’nın faiz artırmasına siyasal kanaldan gelen bir “baraj” olduğu biliniyor. Ankara’dan verilen hava; “döviz kuru yüksekten dalgalansa da sonra durulur” biçiminde.

Döviz kuru dalgalanmasının artık eskisi gibi olmadığı çok belli. Geçmiş 15 yıllık uzun vadeli kur hareketine hane halkı ve borçlu şirketler tarafından bakışın “yükselirse sonra geri gelir” biçiminden “düşse de yeniden yükselir” kalıbına girmeye başladığı, kur yükselişini seyreden otoritelerin de buna katkısı kayda değer.

Öyle kritik bir aşamaya yakınlaşıyoruz ki giderek mali piyasalarda hasarı daha da büyütecek eşiğe; “artık faiz artışı olsa da bunu çözmez” gibi bıçak sırtı bir noktaya geliniyor. Enflasyon hedefi olan ve ekonomik birimleri buna ikna etmeye çalışan bir ekonomi politikası uygulayıcılarının kur artışını seyretmeleri, her şeyin ötesinde ekonomide fiyatlama belirsizliği yaratıyor. Bunun da bir süre sonra, içeride ya da dışarıda ekonomideki uç birimlerde “kredi riski” belirsizliği yaratması kaçınılmaz; bu madalyonun arka yüzünde de sermaye hareketlerinin kesildiği bir “ani duruş” riski orada duruyor.

ETİKETLER :
YORUMLAR (10)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
  • ama yol25 Mayıs 2018 04:12

    yol köprü yapınca biz yaptık ekonomi batınca dış güçler

  • bu dünyadan biri22 Mayıs 2018 17:36

    Deniz bitti, borç olarak gelen paraları zenginleşme sandı Akp yandaşları, epey bir hava atıp durdular bakın dediler ülke zenginliyor. Halbuki zenginleyen birileri vardı ama onlara halk denir mi bilmem. Bu gerçekleri söyleyenleri kıskançlıkla suçladılar, yeri geldi iş bilmez olduk. Cahil bir toplumun hata yapması çok kolaydır, başımıza işte bu geldi. Artık enflasyon belası geri geldi. Neymiş üretim olmadan olmazmış demi. Satılacak bir şeyde kalmadı. Tüm suçlu halktır, kolay kanmasaymış yalanlara.

  • mso22 Mayıs 2018 15:18

    işler iyiye giderken biz yaptık, kötüye gidince dış güçler

  • Osman Akyüz22 Mayıs 2018 11:12

    15 yıllık hikayemiz anlatıldığı gibi.Zaman geçirmeden yapmamız gerekenleri yapmalıyız.Deniz çekiliyor ve kimin çıplak yüzdüğü belli oluyor.Proaktif davranıp tedbir alma zamanı.

  • mzd22 Mayıs 2018 10:00

    2002-2008 hatanın anası- ispanya-yunanistanda yaşanan betonlaşma bizdede yaşandı ve yaşanıyo-düzen değişmiyo hep yanlış yönlendirmeler devletin ana görevi sağlık,eğitim olmalı yazık oldu eskidende olduğu gibi bi 20 yıl daha gitti kendine yetemediğin sürece borç harçla yönetmeye devam ettiğin müddetçe parayı verenlerin dediği olmaya devam eder doğası yaşamın

  • tespitler çok doğru 22 Mayıs 2018 09:25

    Geçmiş 15 yılın anlatımı ve gelecek projeksiyon çok güzel anlatılmış .Ama umarım ekonomi bir önce toparlar.Felaket tellalığı yapmanın yada ülkemizin içinde bu duruma içten içe sevinmekte yanlış .Sonuçta giden bizim ve çocuklarımızın geleceği.

  • ali ergül 22 Mayıs 2018 09:23

    tutturmuşlar dış güçler, yiyen bir kesim var. bu dış güçler bir gün sizi dışa atacak.

  • Ahmet22 Mayıs 2018 09:20

    Uğur Bey böyle gerçekleri yazmaya devam ederseniz maalesef Demirören grubunda çalışmanız mümkün değil, ya "Faiz Enflasyonun nedenidir" diye yazın ya da gidin.

  • borsa22 Mayıs 2018 09:07

    vay arkadaş ne dış güçlermiş. dış güçler yükseltiyorsa sende düşür kardeşim önlemini al. bakalım bugün hangi rekorları görücez alıştık hergün rekortmen dolara.

  • He he. E heee22 Mayıs 2018 07:37

    He yav he he