Sigara kaçakçılarının cirit attığı ortamda iki paket Marlboro almak için girdiği markette kalpazan muamelesi gören Özdil, görevlilerle tartıştı.
Uludere olayı sonrası kaçakçıları ele aldığı yazısıyla dikkatleri üzerine çeken Özdil, kaçakçılığın serbest kalpazanlığın takipte olduğunu düşünüyor. İşte bu görüşünü destekler nitelikte markette bir olay meydana geldi.
Özdil kendine has üslupla kara mizah sayıbalibecek diyalogları köşesinde böyle yazdı:
EMİN OLMAYIN BİR DAHA BAKIN
"Kasiyer kız, parayı aldı, kasaya koyacağına, kaldırıp, tavandaki floresana doğru tuttu iyi mi... "Hayrola?" dememe kalmadan, raflara yoğurt dizen görevliye seslendi, görevli geldi, kız parayı ona verdi, görevli parayı aldı, kaldırıp floresana tuttu.
Ben bekliyorum... Kız "gerçek mi?" diye sordu. Görevli "öyle sanki" dedi. Mevzuya o kadar dalmışlardı ki, araya girdim, "hemen emin olmayın, bi daha bakın" dedim. Görevli bi daha kaldırdı ışığa doğru, bi daha baktı. Sanırsın, para değil, elmas verdim, kaç karat olduğunu tespit etmeye çalışıyor. "Nasıl?" dedim. Bu sefer tenezzül edip bana cevap vermedi, kıza döndü "aleti çıkar" dedi. Kız kasanın altına eğildi. "Ne çıkaracak acaba?" diye, gayriihtiyari ben bile eğildim aşağı doğru... Kutu gibi bi dalga çıkardı. Hani şu, mor ışık filan saçan, paranın gerçek olup olmadığını gösteren aletlerden... Bir an için etrafıma bakındım, markete mi geldim, Merkez Bankası'na mı?