Finans Gündem'i Ana Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle RSS Künye İletişim
   25 Mayıs 2012 Cuma  
 
 
 
Emlak-Mortgage »  Kulis
 
Finans merkezini nasıl tasarlayalım?
Finans merkezini nasıl tasarlayalım?
 
Kentin bir bölümünü geliştirerek finans şirketlerini davet etmeniz mümkün

www.finansgundem.com
 
12.2.2012 - 07:54
 

Finans merkezi bir "binadan" öte bir şey. New York ya da Londra'ya gittiğiniz zaman size "finans merkezimiz burasıdır" diye bir bina ya da bina kompleksini göstermiyorlar.

Kentin bir bölümünü geliştirerek finans şirketlerini davet etmeniz mümkün. Örneğin Londra'da Canary Wharf'un finans şirketlerini davet ederek bu alanda geliştirilmesi gibi. Ancak İstanbul finans merkezini bir bina ya da mahalle olarak düşünmek projenin kavramsal temelinin daha en başta yanlış bir mecraya gitmesine sebep olur.

Türkiye'nin bankacılık sektörü varlıkları 500 milyar Euro seviyesindeyken Avrupa'nın rakamı 30 trilyon Euro'nun üzerinde. Buna ABD ve Japonya'yı da eklediğiniz zaman rakam 50 trilyon doların üzerine çıkıyor. İstanbul bir bölgesel ya da ileride küresel finans merkezi haline gelmek istiyorsa bunu Türkiye'deki bankaları hedefleyerek gerçekleştiremeyeceği belli. Dolayısıyla mesele bir finansal kuruluşun Londra'da değil İstanbul'da dükkan açması için ne yapmak gerektiğine geliyor. Bu sorunun cevapları arasında bina ihtiyacının son sıralarda olacağına emin olabilirsiniz. Zira, en zor binayı bir iki sene içinde inşa edebilirsiniz. Ancak diğer eksiklerinizi bu sürede gidermek zor.

Finans merkezini nasıl düşünelim?

Finans merkezini bir bina ya da bina kompleksi olarak değil "tam" bir vizyon/proje olarak görmemiz gerekiyor. Bu projenin en kolay geliştirilecek alt unsuru binalar. Bina konusunda pek sorunumuz yok. Biraz daha zor ve önemli olan unsurlardan birisi fiziksel altyapı. Altyapısı açısından İstanbul oldukça güçlü. İstanbul'un şu anki fiziksel altyapısını küçük-orta ölçekli bir Avrupa ülkesine koysanız oldukça mutlu olurlar. Eksiklikleri iyi bir analiz ve program / takvim dahilinde kolayca giderilebilir gözüküyor.

Türkiye'de iş yapmak kolay mı?

Daha önemli bir kısım vergi ve mevzuat altyapısı. Burada sıkıntımız var. Türkiye'de vergiler yüksek değil ancak karmaşık. Bürokrasi / mevzuat ise korkunç hantal. Daha önce bu köşede değinildiği gibi, "İş Yapma Kolaylığı" gibi alanlarda Türkiye olması gereken yerin oldukça gerisinde; 200'e yakın dünya ülkesi içinde yetmişinci sıraya yakın. Oysa ilk onda olması gerekiyor. Türkiye'nin bu "ölçülebilir" hedefi koyup geç olmadan hızla yola koyulması gerekiyor.

Türkiye'de kalifiye yabancı eleman çalıştırmak için gerekli işlemler bunu neredeyse imkânsız hale getiriyor. Oysa finans merkezi olmak için sadece kendi halkınızı çalıştıramıyorsunuz. Birçok konuda, iş kurmak için alacağınız izinlerde de aynı zorluğu yaşıyorsunuz. Bir apartmanda ofis kuran bir şirket aynı apartmanda yer alan bir konuta göre daha yüksek elektrik ve su ücreti ödemek zorunda. Hantal ve pahalı olan sadece devlet değil. Ticaret odalarından tutun noterlere kadar oldukça pahalı hizmet sunuluyor ülkemizde.

Dolayısıyla, ülkemizde iş kurmak zor bir zanaat. İş kurduğunuz zaman istihdam yapıyor ve devlete vergi ödüyorsunuz. Dolayısıyla ödüllendirmeniz gerekiyor. Ancak tam tersine sanki tüm sistem işletme ve müteşebbise "kahpe kapitalistler" olarak bakıyor. Oysa bunlar Türkiye'nin istihdam açısından umudu olan kesim.

Tüm bu unsurlar ve bu (gizli) bakış açısı işletmelerin iş yapmasını zorlaştırıyor. Dolayısıyla istihdamı da olması gerekenin çok altında kalıyor. Nüfusu 83 milyon olan Almanya'da 40 milyona yakın tarım dışı istihdam varken nüfusu 74 milyon 724 bin olan Türkiye'de ancak 19 milyonun altında tarım dışı istihdam sahası üretilmesi işte bundan. Bir taraftan da KOSGEB gibi kurumlar halka "girişimcilik" eğitimleri ve destekler, vermeye çalışıyor.

İnsan kaynakları

Finans merkezi haline gelebilmeniz için en önemli girdi ve dolayısıyla eksiklik insan kaynakları. Bir kentte ofis kurmak isteyen bir uluslararası finans kuruluşunun ilk bakacağı şey o kentte kalifiye insan kaynaklarının olup olmadığıdır. Zira, finansın temelinde, diğer tüm karmaşık sektörlerde olduğu gibi, kalifiye insan kaynakları yatıyor. İçinde olduğumuz şu günler için asgari şart olarak İngilizceyi rahatça kullanabilen ve "düz bankacılık" değil, finansın değişik alanlarında kendini ispatlamış bankacılara bakıyor finansman kuruluşları. Analiz birimlerini Hindistan'a kaydırmak isteyen bazı finans kuruluşlarını Türkiye'ye çekmeye çalıştığımız zaman karşımıza çıkan en büyük sorun bu idi; binalar değil.

Sözün özü; uluslararası finans kuruluşları bir ülkeye gelmeye karar vermek için mevzuat, iş yapma kolaylığı, vergi yapısı ve en önemlisi insan kaynaklarına bakıyorlar. Araştırmaları bu sorulara olumlu cevap verirse kendilerine ofis arıyorlar.

Çok kamu binası yapıyoruz

Ankara'nın Eskişehir Yolu başta olmak üzere birçok yeri yeni kamu binalarıyla doluyor. 1980 ve 1990'larda Eskişehir Yolu Türkiye'nin "enflasyon tarihi müzesi" görevini görürdü. Sonradan "malî baskınlık" olarak adlandırılan süreç, devletin ayağını yorganına göre uzatmamasından ve para kaynaklarını geri dönüşü zayıf alanlara yatırmasından kaynaklanan çöküşün sonucuydu. 1990'ların kayıp yıllar haline gelmesinin ekonomik sebeplerinden en önemlisi bütçeyi bu tür harcamalar sebebiyle yapısal olarak yerle bir edip ortaya çıkan açığı para ile finanse etmemizdi. Şimdi durum farklı; bütçe Avrupa'nın en iyisi durumunda ama dikkatli davranmaya devam etmemiz gerekiyor.

Londra'da ya da başka ülkelerde katıldığım toplantılarda kamu kesiminin "büyüklüğünü" yeni binalardan ziyade varsa tarihî binalarda göstermeye çalıştığını görüyorum. White House 1800'lerin başında inşa edildi. Downing Street 10 numara, iniş çıkışlarına rağmen, 1700'li yıllardan beri önce İngiliz Maliye Bakanı sonra ise Başbakan'ının evi oldu. Biz ise yeni kamu binalarına bayılıyoruz. Bunlar bana Robert Nozick'i hatırlatıyor.

Yamoussoukro'daki 300 milyon dolarlık bazilika

Fildişi Sahili'nin kakaodan çok para kazandığı 1980'lerde Cumhurbaşkanı Felix Boigny doğduğu köy olan Yaoussoukro'ya dünyanın en büyük katedralini 300 milyon dolara inşa ettirmişti. Tahmin edebileceğiniz gibi inşaatı da bir Fransız firması yapmıştı. Boigny'nin "Basilique Notre-Dame de la Paix de Yamoussoukro"su, Vatikan'daki Bazilika'ya benzetilmişti.

Tabii bu dünyanın en büyük bazilikasına o gün bugündür fazla uğrayan yok. "Atıl yatırımlara" ve kamusal israflara ilginç bir vaka örneği olarak önümüzde duruyor.

Murat Yülek /ZAMAN



Arkadaşına Gönder Yazdır Önceki sayfa Sayfa başına git
 
 
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

 
  Bu kategorideki diğer haberler

»  Finans merkezi 2 ay içinde başlıyor
»  Mortgage anlaşmasında sona doğru!
»  Sosyetenin emlak kraliçesi
»  Yabancıya mülk satışı esneyecek
»  İşadamları kelepir gökdelen avında
»  Türkiye nasıl yağmalanıyor?
»  Jet Fadıl isyan ettirdi
»  Bu da CHP'nin çılgın projesi
»  Turkish Trump bulduğunu alıyor
»  3. havaalanı nereye yapılacak?
»  Sulukule'de 'kura' şoku
»  Gayrimenkul satışıyla açık kapatılmaz
»  Fransız inşaat devi, Zetaş'ı aldı
»  Demirören Kemer Yapı'yı ele geçirdi
»  Suudiler Trabzon'a geldi!
»  Evi kirada olanlara kötü haber!
»  Ali Ağaoğlu hangi araziyi alacak?
»  Pera Palas'ı Demet Sabancı aldı
»  Ali Ağaoğlu'ndan müthiş söz
»  Kentsel dönüşümün ayrıntıları
»  Vatandaşa ev teklifi
 
 
Canlı Yayın
Haberleri sitene ekle
  Baycan Şabudak
Yatırımcının Avukatı
İMKB uyuşmazlıkları ve şikayet prosedürü
 
  Serkan Elidolu ile
Finansal Bakış
Türkiye Muhasebe Standartlarına ilişkin açıklamalara giriş
 
  Şenol Babuşçu ile
Bankaların Gündemi
Bankacılık sektörünün verilerinin dünya ile karşılaştırılması - 2
 
 
 
Basın Toplantısı / Ajanda
  • Basın Toplantısı
    PwC
    Çırağan Palace Kempinski
    30 Mayıs 2012 Çarşamba 09:30
    2011 yılında Türkiye’deki 30. yılını kutlayan PwC Türkiye, 30. yılına özel olarak PwC Makroekonomi Ekibi tarafından hazırlanan ve Türkiye ekonomisinin 30 yıl sonrasına ayna...
  • Basın Toplantısı
    ING Bank
    The Marmara Oteli
    30 Mayıs 2012 Çarşamba 09:15
    ING Bank olarak Sabancı Üniversitesi ve İPSOS KMG işbirliğinde “Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması”nı hayata geçiriyoruz. Türk halkının tasarruf...
  • Basın Toplantısı
    HSBC Türkiye
    Esma Sultan Yalısı
    30 Mayıs 2012 Çarşamba 09:00
    HSBC Türkiye dış ticaret alanında hızla büyürken, küresel ticarette öne çıkan pazarlar hakkında müşterilerini ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam ediyor....
Akıllı Yaşam
 
 
E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.
Ad-Soyad
E-posta
 
Foto Galeriler
Videolar

 
Finansgundem.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansgundem.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansgundem.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur .