Akbank Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge, Türkiye'nin orta ve uzun vadede cari açık sorunundan kurtulması için tasarruf alışkanlığının artmasının şart olduğunu düşünüyor. Türk insanının 40-45 yaşından sonra tasarruf ile tanıştığını, gelişmiş ülkelerde ise tasarrufun doğuştan başladığına işaret eden Tözge, tasarrufu teşvik konusunda sektöre de görevler düştüğüne inanıyor.
Son yıllarda bankacılık sisteminde inovasyonun daha çok aktiflerde yani kredilerde yoğunlaştığına dikkat çeken Galip Tözge, "Mevduatta çeşit az. Eğer çeşidi artırırsak mevduat tabanı da yaygınlaşacak. Son zamanlarda düşen faiz oranları ve munzam karşılıklarının da uzun vadeyi desteklemesi açıkçası bizlere yardımcı oluyor. Akbank olarak kredilerdeki ağırlığımızı kaybetmeden biraz pasif tarafa, mevduata da bu yaratıcılığı katmak istiyoruz" diyor.
Akbank Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge ile tasarrufun Türkiye ekonomisi açısından önemini ve Akbank'ın bu konuda neler yaptığını konuştuk.
-Bugüne kadar tüketimi frenleyen önlemler alındı ama cari açığın temelinde tasarruf açığı yatıyor. Bu konuda neler yapılabilir sizce?
Esasında bence bayağı bir girişim var. Önce otoriteden başlayalım. Aralık ayından itibaren alınan zorunlu karşılık kararları bir kere uzun vadeli tasarrufları, mevduatları motive ediyor. Türkiye'deki cari açığın sıkıntısı; Türkiye'deki yatırımların hızına Türkiye'deki tasarrufların yetişemiyor olmasıdır. Türkiye'deki cari açığın uzun vadede çözümü tasarruf. Bizim bir tüketici tarafında bunu artırmamız lazım, bir de katma değeri yüksek ürünlerde. Bunu yaptığımız zaman orta ve uzun vadede bu altyapısal problemden inşallah kurtulacağız.
TASARRUF DOĞUŞTAN BAŞLAR
-Tasarrufu teşvik konusunda Akbank olarak neler yapıyorsunuz?
Açıkçası biz 2010 yılı kasım ayında bu konuda önemli adımlar attık. Birikimli mevduat diye bir ürün çıkarttık. Çok iyi gidiyor. Araştırmasını yaparken şunu gördük. Yüzlerce müşteri ile konuştuk. Müşteri olmayan vatandaşlarımızla konuştuk. Türkiye'de maalesef insanlar tasarrufu 35-40 yaşından sonra yapılan aktivite olarak görüyor. Çocuk büyüyor, okula gidiyor. Okul bitiyor, işe giriyor, evleniyor. Evlendiğinizde harcamalarınız genelde gelirinizden yüksek oluyor, borçlanıyorsunuz. Ne zaman 40-45'li yaşlara geliyorsunuz, geliriniz giderinizden fazla oluyor o zaman tasarrufa başlıyorsunuz. Esasında baktığınızda iyi örnek olan piyasalarda tasarruf doğuştan başlıyor. Bence bizim yapmamız gereken bu tasarruf alışkanlığını insanın bu hayat eğrisinin önüne taşımak. Çocuklarımız için doğduğu günden itibaren her ay 15-20 lira tasarruf etmeye başlarsak; Türkiye'nin düşük tasarruf alışkanlığı problemi biter. BES bunun iyi bir örneği, hızlı gelişen bir piyasa.
-Birikimli mevduat ürününde kaç kişiye ulaştınız?
Akbank olarak biz bu konuda epey yol katettik. 2010 Kasım ayında '100 bin hesaba ulaşmak istiyoruz' demiştik ama mayıs ayı itibariyle aktif 100 bini geçtik. Tüketiciye bu konuda araç vermek lazım. Tüketiciye bunu açıklayınca zengini, fakiri İzmir'de oturanı Van'da oturanı bu ürünü istiyor. Esasında tüketici bunu yapmak için bir disiplin istiyor. Biz bunu kolaylaştırdık. Tüketiciye dedik ki, 'İster hesabından alayım bunu, ister kredi kartından. Sen düzenli biriktir.' Aynı şekilde bizim birikimli fonda da yaklaşık 50 bin müşterimiz var.
50 bin kişiye 'Hoşgeldin mektubu' gönderdi
-Birikimli mevduat hesabında yıl sonu beklentiniz?
Benim hedefim 200 bin. Hakikaten bu üründen çok onur duyuyoruz. İnanıyorum bu hesabı açan müşterimiz bizlere çok hayır duası edecek. İyi ki, ben 10-15 sene önce Akbank şubesine gitmiştim. Genç arkadaş bana bu hesabı açmış. Bak şimdi elimde kötü günler için para birikmiş.' O ürünün duygusallığına çok inanıyorum. Bu üründe bizim bir gönül bağlılığımız var. Ürünümüzü ilk alan yaklaşık 50 bin kişiye ben şahsen mektup yolladım: 'Hoşgeldiniz, tasarruf ederek iyi bir iş yaptınız' diye müşterilerimize bir de kumbara hediye ettik.
Mevduatta 4-5 yeni ürünümüz var
fırından çıktıkça servis yapacağız
-Mevduat tarafında yeni ürünleriniz olacak mı?
Mevduat bizim için önemli. Akbank olarak önemli bir pazar payına sahip bankayız.Tüketicilerin alışkanlıklarına uygun, bugünkü mevduat sisteminin dışında daha yaratıcı ürünlerimiz var. 4-5 tane ürünümüz var. Fırından çıktıkça servisimizi yapacağız. Amacımız tasarruf alışkanlığını artırmak. Son zamanlarda düşen faiz oranları ve munzam karşılıklarının da uzun vadeyi desteklemesi açıkçası bizlere yardımcı oluyor. Bizim tespitimiz şudur: Sektörün son 7-8 senesine baktığımızda, yaratıcılık, inovasyon daha çok aktifte, kredi ürünlerinde yoğunlaştı. Şimdi biz kredilerdeki ağırlığımızı kaybetmeden biraz pasif tarafa, mevduata da bu yaratıcılığı katmak istiyoruz. Bizim böyle bir vizyonumuz var.
Ben sepetçiyim, kitap ne
derse onu takip ediyorum
-Siz Galip Tözge olarak tasarruflarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben sepetçiyim. İktisat okudum sonra da finans masterı yaptım. Açıkçası kitap ne derse onu takip ediyorum. Duygusal davranmıyorum. İlime, bilime inanan bir insanım. Sabit kıymetler, hisse senedi, emtia gibi ürünlere bölüyorum portföyümü. Bir de vadeye göre bölüyorum. Yatırımlarımın bir kısmı kısa vadeli, bir kısmı da uzun vadeli. Benim paçal bir portföyüm var. Kitap ne derse açıkçası ben onu yapıyorum. Ben dengeden yanayım.
Yatırımda yastığa baş koyma prensibi
-Küçük yatırımcılara ne öneriyorsunuz?
Bence küçük yatırım diye bir şey yok. Bence yatırım herkese, kendine göre çok kıymetli. Yani benim 1.000 liram benim için çok önemlidir. Size göre 100 bin lira önemlidir. Ben hep şunu söylüyorum. Bir kere yatırımlarda uzun vadeli bakmak lazım. İkincisi eğer bu konuda uzman değilseniz bu işi bilenle götürmek lazım. Nasıl boğazımız ağrıdığında doktora gidiyorsak, yatırım yapmak isteyenler de bir banka ile işbirliği yapmalı. Bir de sepet teorisine inanıyorum. Sepet demek bir belirsizliği önleme aracıdır. Yatırımcı akşam yattığı zaman rahat uyumalı. Yani 'Yastığa baş koyma prensibi.' Yastığa başınızı koyduğunuz zaman, 'Ya ben iyi ki, buradaki portföyümü azalttım. 10 liraydı, 5 liraya indirdim' diyorsa doğrudur. Bu herkese göre de farklıdır. Kimisi bütün parasını hisse senedine koyar, rahat uyar. Kimisi parasının yüzde 90'ını mevduata koyar, yüzde 10'unu hisseye koyar rahat uyur. Bence bu önemli. Özetlersek; bir kere bu yatırımlarınızla ilgili rahat hissedeceksiniz, rahat uyuyacaksınız. İkincisi; profesyonellere inanacaksınız ve sepet yapacaksınız. Bir de kısa vadeli bakmayacaksınız.
İlk göz ağrısı ikinciye ortak oldu!
-Mesleğe yeni başlayan gençlere tavsiyeniz?
Ben işimi çok seviyorum. 14 saat hiç anlamadan geçiyor. Genç arkadaşlara da onu tavsiye ediyorum. Bence en önemli mutluluk insanın sevdiği işi bulması. Ben 1990 yılında Citibank'da işe başladım, 12 yıl çalıştım. 1990-94 yılları arasında Citibank'da kurumsalda çalıştım. 1995 yılında bireysele geçtim. 1996 yılında 29 yaşında İzmir'de şube müdürü oldum. Sonra 1998 yılında İstanbul'a, Citibank Genel Müdürlüğüne geldim. 2002 yılında ise Akbank'a geçtim. Birinci bankam ikinciye ortak oldu! Bir de öyle güzel tesadüf oldu.
Haftada 13-14 saati
bankada geçiyor
-Boş zamanlarınızda neler yapıyorsunuz?
Boş zamanlarımda iki şey yapmaya çalışıyorum. Birincisi; iyi bir eş ve baba olmaya çalışıyorum. İkincisi; spor yapmayı seviyorum. Eğer işim ve eşim ve çocuğumdan kalan zamanım olursa haftada iki gün spora gitmeye çalışıyorum. Fakat günde 13-14 saatim bankada geçiyor. Hafta sonu bir gün ben mutlaka çalışıyorum. Hafta içi toplantı,telefon, e-mail, trafiğinin dışında ben özellikle cumartesi günleri bankaya geliyorum. Öğlene kadar çalışıyorum. O 5-6 saatlik mesai benim için çok önemli. Kesintisiz çalışma, kesintisiz okuma. Hafta içi çok kaliteli zaman bulmak zor.
AKŞAM- Ayfer Arslan