Behrendt, “Ekonomik iyileşme, gelişmekte olan ülkelerde, özellikle de sağlıklı bir bütçe ve dış ödemeler dengesine sahip olan ve emtia yönünden zengin ülkelerde daha hızlı olacaktır. Amerika takip edecek ve Batı Avrupa trenin en sonunda yer alacaktır” dedi.
Dünya global krizden kurtulmanın yollarını ararken, Behrendt International Consulting (BIC) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Joachim Behrendt, Avrupa’da ekonomik hava durumunun karmaşıklığını koruduğunu belirterek, “Ekonomik iyileşme, gelişmekte olan ülkelerde, özellikle de sağlıklı bir bütçe ve dış ödemeler dengesine sahip olan ve emtia yönünden zengin ülkelerde daha hızlı olacaktır. Amerika takip edecek ve Batı Avrupa trenin en sonunda yer alacaktır” dedi.
Şirketlerin mevcut ortamdan nasıl faydalanabileceği ve yeniden yapılanarak nasıl stratejik büyüme sağlayabileceğine ilişkin TABA/AmCham (Türk Amerikan İşadamları Derneği) ile Behrendt International Consulting (BIC) tarafından ortaklaşa düzenlenen toplantıda konuşan BIC Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Joachim Behrendt, bu ekonomik krizin, batı dünyasının dünya ekonomisindeki baskın rolünü ve USD‘nin küresel rezerv para birimi olarak etkisini sona erdireceğini söyledi. Finansal piyasaların kendilerini hasta eden ilacı almaya devam ettiklerini belirten Behrendt şunları söyledi:
“Finansal krizin altında yatan sebep, fazla likidite ve serbest hukuki çerçeve sadece bazı alanlarda ele alındı ve merkez bankaları ve hükümetler tarafından ucuz likidite sağlanmaya devam edildi. Orta vadede merkez bankaları, enflasyonu önlemek için piyasalardan likiditeyi çıkarmak durumunda kalacaklardır. Orta vadede yine, artan hükümet borçları geri ödenecek ve likidite düşmeye devam edecektir. Hisse senedi piyasalarının düzelmesi getiri arayan likiditeden kaynaklanmaktadır ve ekonomik gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Daha yüksek olan şirket değerlemeleri yükselen şirket gelirlerine bağlıdır ama gelirlerdeki bu artış maliyet kısıntılarının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Satış ve talep artışından kaynaklanan bir büyüme yoktur. Krizin en kötü dönemi sona ermiş gibi görünüyor fakat beklenen enflasyon baskılarının etkileri, hükümet borçlarının yükü ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan likidite azalması ve masraf kısma önlemleri hesaba alınmamış görünüyor. Genel olarak ekonomik iyileşmeye giden yol, uzun, yavaş ve karmaşık olacaktır. Ekonomik iyileşme, gelişmekte olan ülkelerde, özellikle de sağlıklı bir bütçe ve dış ödemeler dengesine sahip olan ve emtia yönünden zengin ülkelerde daha hızlı olacaktır. Amerika takip edecek ve Batı Avrupa trenin en sonunda yer alacaktır.”
Türkiye için, seçim için yapılacak harcama risktir
Diğer ülkelere göre istikrarlı sayılan Türkiye’nin global krizde istikrarını koruyabildiğini hatta yükseltebildiğini söyleyen Behrendt, Türkiye piyasasının, hırslı, esnek ve iyi bir düzene sahip orta ölçekli KOBİ’lerinin, pazar paylarını ve müşterilerini birkaç ay önce mümkün olamayacak hızda arttırdıklarına dikkat çekti. Behrendt Türkiye’ye ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ekonomik tartışmalar şimdilik politika belirsizlikleri ve yaklaşan seçimlerle şekillenmektedir. IMF ile olan tartışmaları standbye anlaşması ile sonlandırmanın görünürde bir etkisi olmadı ve hazine ödünç alma koşullarını rahatlıkla yerine getirebildi. Son dönemdeki kredi notu arttırımlarının sonunda, Türkiye yatırımlar için çekici bir ülke olma yolunda ilerliyor. Enflasyon baskıları arttı fakat önümüzdeki aylarda muhtemelen bu durum kontrol altında tutulabilecektir. Üretim sürdürebilir büyümeye yönünde eski haline dönüyor , şimdilik iç pazarlar kaynaklı. Enflasyon ve üretim artışı, önümüzdeki aylarda Merkez bankasını faiz oranlarını yükseltmesi yönündeki baskıyı artıracak, verim eğrisi dikleşiyor. Ekonomik iyileşme vergi gelirini artırdı, şu an için en önemli parasal risk, seçim için yapılacak olan harcamalar. İthalat ve ihracat düzelmeye başladı, ödemeler dengesi kontrol altında görünüyor.”
Değişimi fırsata dönüştüren şirketler kazanacak
Şirketler ve hükümetlerin mevcut durumu uzun dönemli ve ucuz borçlanma için kullandıklarına dikkat çeken Behrendt, bu ek fonların, karlı yatırımlar ve şirket birleşmeleri için artan baskıya neden olacağını ileri sürdü.Bu yeni süreçte şirketlerin bir yol haritasına ihtiyacı olduğunu belirten Behredt, ekonomik kriz ortamında pazarlar ve rekabet ortamının önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekerek konuşmasına şöyle devam etti:
“Pazar liderleri liderliklerini korumak için mücadele etmek durumunda. İçinde bulunduğumuz süreç değişimlerin süreci olup, bu süreçte değişimleri fırsata çevirebilmek ve kalıcı bir başarı hikayesinin temelini atmak mümkün. Böyle bir başarının ön koşulu ise yeni döneme adapte olmuş bir şirket stratejisi ve bu stratejiye her bakımdan-operasyonlar, organizasyon ve finans- hizmet eden bir şirket yapısıdır.”
Sağlıklı büyümek için kendi markanı yarat
Behrendt, sağlıklı bir büyüme için şirketlere şu önerilerde bulundu:
“Fason üretimden uzaklaşıp marka sahibi olun. Yurtiçindeki marka başarılı olduktan sonraki adım, özellikle Rusya / eski sovyet ülkelerinde mağaza açmak olmalı.Yurtdışına doğrudan yatırım yapmak veya uzun süreli ortaklıklar kurmanın yollarını arayın.Tasarımla farklılaşın ve modayı etkileyin. Uluslararası firmalar için taşeronluk yapın. Teknik Tekstil ve Fonksiyonel Tekstile girin. Otomatize edilmiş, bütünleşik üretim tesislerini hayata geçirin.”