İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Özince iç ve dış politikadaki gelişmelerin ekonomiyi de etkileyeceğini söyledi. Özince, “Bakın yöneticilerimiz savaş sözü ediyor. Sermaye yavru ceylan gibidir, kaçar” görüşünü dile getirdi.
Özince, ekonomik istikrarda “göreceli” olarak ciddi bir gelişme olduğunu ancak bu başarının uzun vadede yeterli olmadığını belirtti. İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Özince “Bunu cari açıkta görüyoruz. İzlenen politikalar iyi ama yeterli değil. Sarmısaktan soğana tarım ürünlerini ithal etmemizden, kendi yatırımcılarımızın bir bölümünün yurtdışında yatırım yapmasından görüyoruz” dedi.
Atatürk’ün somut bir hedef koyduğunu kaydeden İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Özince, “Benim mirasım bilim ve akıldır, diyor. Atatürkçülük bilim ve akla sahip çıkmaktır. Bunun geri vitesi olmaz. Cumhuriyetin çağdaş değerleri sorgulanıyor görüntüsü yaratmak abesle iştigaldir” diye konuştu.
İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, ekonomik istikrarda “göreceli” olarak ciddi bir gelişme olduğunu, ancak bu başarının uzun vadede yeterli olmadığını belirterek “Bunu cari açıkta görüyoruz. İzlenen politikalar iyi, ama yeterli değil. Sarmısaktan soğana tarım ürünlerini ithal etmemizden, kendi yatırımcılarımızın bir bölümünün yurtdışında yatırım yapmasından görüyoruz” dedi.
Atatürk’ün somut bir hedef koyduğunu kaydeden Özince, “Benim mirasım bilim ve akıldır, diyor. Atatürkçülük bilim ve akla sahip çıkmaktır. Bunun geri vitesi olmaz. Cumhuriyetin çağdaş değerleri sorgulanıyor görüntüsü yaratmak abesle iştigaldir” diye konuştu. İç ve dış politikadaki gelişmelerin ekonomiyi de etkileyeceğini kaydeden Özince, “Bakın yöneticilerimiz savaş sözü ediyor. Sermaye yavru ceylan gibidir, kaçar” görüşünü dile getirdi. Gazetemizin Ankara bürosunu ziyaret eden Özince, gündeme ilişkin sorularımıza şu yanıtları verdi:
‘Göreceli başarı’
- Türk ekonomisinin artıları ve eksileri nelerdir?
ERSİN ÖZİNCE - Ülkemizde ‘göreceli’ olarak ekonomik istikrarda ciddi gelişme olduğunu düşünüyorum. Bunda, kamu maliyesindeki bozuklukların düzelmesi, hatalı yürütülen finans ve bankacılık işlevinin yeniden yapılandırma sonrası sağlıklı hale gelmesi ve önceki dönemlere göre siyasi istikrarın görece olumlu yönde gelişmesi gibi hususlar ifade edilebilir. Ekonomi yönetimini başarılı buluyorum. Bunun küçümsenmemesi gerekir. Ancak uluslararası lige bakıldığında bu başarı yeterli değil. 24 Ocak 1980 kararlarını uygulamaya koyduğumuzda, ne Brezilya ne de o dönem sosyalist blok içinde yer alan şimdinin gelişen ülkelerinin hiçbiri döviz tasarruflarında serbestliğe gitmemişti. Özelleştirmeden bahsettiğimiz 80’lerin sonlarında Latin Amerika ülkelerinde borsaya açılma, sermaye piyasasını geliştirme adımları söz konusu bile değildi. Şimdi bunlar bizi sollayıp geçtiler. Hatta onlara şimdi Çin ve Hindistan eklendi. Daha rekabetçi ve zor bir dünyada konvansiyonel rekabet yöntemlerimizle kaldık.
‘Soğan sarmısak ithal ediyoruz’
- Uzun vadede bir risk görüyor musunuz?
ÖZİNCE - Şu andaki başarı, toplumumuza uzun vadede yeterli değildir. Bunu cari açıkta görüyoruz. Sarmısaktan soğana tarım ürünlerini ithal etmemizden görüyoruz. Kendi yatırımcılarımızın bir bölümünün yurtdışında yatırım yapmasından görüyoruz.
Rekabet edemiyoruz’
- Mevcut yapıdaki eksik nedir, nasıl giderilebilir?
ÖZİNCE - Başarı, sürdürülebilir olduğunda kıymetlidir. Sürdürülebilirlik için ülkemizi uluslararası rekabette öne çıkaracak üstünlükler geliştirmeliyiz. Özellikle bilim ve teknolojide, yaratıcılıktaki noksanlığımız nedeniyle rekabet edemiyoruz. İnsanımıza ciddi yatırım yapmamız lazım. Reformları sürdürmemiz lazım. En önemlisi, eğitim reformu. Özelllikle ortaöğretimin uluslararası rekabetimizi yükseltecek şekilde yenilenmesi gerekli. İlk ve ortaöğretimden başlayarak çocuklarımızı müspet ilimlere daha fazla yönlendirmeliyiz.
Biz ‘savaş’ dersek, yatırımcı kaçar
- İş dünyası Türkiye’nin iç ve dış politikasındaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyor?
ÖZİNCE - Türkiye’de ekonomi yönetimi başarılıdır. “Sandalı nerelerden sallıyoruz?” derseniz birincisi, iç ve dış siyasetle ilgili sıkıntılarımız var. Türkiye’nin hem kendi sınırları içinde hem de Doğu Akdeniz çanağında ilgilendiği bazı meseleler var. Bunlar dışarıyı korkutmak için yeterli neden. Bakın yöneticilerimiz ‘savaş’ sözü ediyor. İş hayatını etkiler. Sermaye yavru ceylan gibidir. Kaçar yani. Paramızı en garantili yerde tutmak isteriz. Bizim açımızdan ne kadar makul olsa da iç ve dış politikamızla ilgili hususların istikrarımızı etkilemesini, dışımızdaki gözler bize göre daha dikkatle izleyecektir.
‘Çıpaları attık reform yapmıyoruz’
İkincisi ise biz çıpalarımızı attık. Bir AB çıpası vardı. Bir de IMF çıpası. Biz demeliyiz ki AB doğrultusunda reformları kararlı sürdüreceğiz. Mesela adalet reformu. Hukuk sistemimizin mutlaka çok daha fonksiyonel çalışması lazım. İstanbul Finans Merkezi olacak diyoruz. Getirecekler, paralarını koyacaklar. Bir şey olunca haklarını nasıl arayacaklar? O zaman istinaf mahkemesi, uluslararası tahkim gibi müesseseleri iyileştirmemiz lazım. Arap Baharı sırasında teminat mektuplarında dahi müteahhit sektörümüzün ne sıkıntılar yaşadığını hep birlikte gördük.
‘Cari açığa karşı politikalar yetersiz’
- Cari açık tartışmalarına nasıl bakıyorsunuz?
ÖZİNCE - Cari açık, bahsettiğim rekabet gücümüzün zayıflamasına dayanıyor. Bunun muhtelif nedenleri arasında, kur politikası, ithalat rejiminin özellikleri, yerli üretimle ilgili verimlilik eksiklikleri ve haksız rekabet gibi unsurlar sayılabilir. Cari açık bugünkünün yarısı kadar iken ben kolayca üstesinden gelinebilir sanıyordum. Ama artık bu fikrimi değiştirdim. Ülkemizde üretimi uluslararası rekabete ayak uyduracak esaslara çekerek uzun vadede çözülebilir. Türkiye’nin şu an en ciddi sorunu rekabet gücünün, üretim ve ihracat gücünün zayıflığı ile finansal piyasalarının sığlığı nedeniyle kırılganlığa açık olmasıdır. İzlenen politiklar iyi ama yeterli değil. Önlemlerin daha ince tarif edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dış ticarette çok daha aktif olmamız gerekir. Uluslararası ticaret anlaşmalarımızı arttırmalıyız.
‘Arap sermayesi hâlâ Türkiye’ye gelmiyor’
- AKP döneminde Arap dünyasıyla yakınlaşmanın ekonomiye nasıl etkisi oldu?
ÖZİNCE - Önceki dönemlere göre Arap dünyasına karşı daha sempatik bir Türkiye göründüğü söylense de aslında Türkiye işlerini Batı âlemiyle yürütmeye devam ediyor. Türkiye’deki para, sermaye, sosyal ilişki gibi konulara bakın. Ülkemizde elle tutulur sosyal ve ekonomik boyutta ciddi bir Arap sermayesi görmüyorum. Ben gelmesini isterim. Bizde rahat da eder. Çok da güzel para kazanırlar. Ama ne yazık ki son dönemde bu kadar istikrarsızlığa rağmen hâlâ ABD ve
Avrupa’ya hatta Türkiye’ye gelmeden Çin ve Latin Amerika’ya gidiyorlar.
Utku Çakırözer/Cumhuriyet