Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın tek bir ekonomik çevre olabileceğine kuvvetle inandıklarını belirterek, ''Sınırların anlamını kaybettiği, insanların, ürünlerin, sermayenin ve enerjinin rahatça hareket ettiği bir vizyonumuz var'' dedi.
Dünya Ekonomik Forumuna katılmak üzere Davos'ta bulunan Başbakan Yardımcısı Babacan, bir televizyon programında soruları yanıtladı.
Avrupa'daki borç krizinin iyi yönetilmemesinin bir nedeninin de karar alıcıların görevlerinde kısa süre kalması olduğunu belirten Babacan, Türkiye'de ekonomide uzun süredir görev yapan bir ekip olması nedeniyle büyük bir avantaja sahip olduğunu söyledi.
Ekonomi ekiplerinin uzun süredir görevinin başında olduğunu, yaptığının sorumluluğunu ve karşılığını olumlu aldığını aktaran Babacan, ''Avrupa'ya bakıyorsunuz hükümetler başkanlar ve müsteşarlar çok çabuk değişiyor. Oralarda daha alışamadan görev değişikliği nedeniyle uzun süreli bir perspektif de sergilenemiyor. Çünkü sonrası belli olmadığı için günü kurtaran kısa vadeli çözümlere yöneliyorlar. Bu da ülkelerin kısa vadeli kararlarla yönetilmesini beraberinden getiriyor. Adımlar atmış, reformalar yapmış tedbirler almış ve bunların sonucunda başarılı sonuçlar almış bir ekonomi yönetiminin olması Türkiye'nin avantajı diye düşünüyorum'' diye konuştu.
''IMF 'bak ben demiştim' demek istiyor''
IMF'nin yayınladığı raporlardaki tahminlerle, sadece Türkiye için değil Avrupa, hatta dünya için de karamsar olduğunu, 3 ve 6 ayda bir yayınladığı raporlarda sürekli aşağı yönlü revizyonlar yaptığına dikkati çeken Babacan, şunları kaydetti:
''IMF'nin bu tavrına önceki dönemde aldığı ağır eleştirilere maruz kalmama tedbiri de diyebiliriz. Çünkü 2008-2009 krizi olduğunda IMF çok eleştirildi. 'Siz bütün ülkelerin mali durumlarına hakimsiniz neden sonucun böyle olacağı uyarısında bulunmadınız' denildi. Bu eleştirilerin de etkisiyle IMF daha kötü tablolar durumunda 'bak ben demiştim' tavrında olmak istiyor. IMF'nin kardeş kuruluşu Dünya bankası da Türkiye'ye dair büyüme tahminini bu yıl için 2 küsur olarak belirlemişti. Ben artık böyle rakamları aklımda tutmuyorum. Çünkü birbirinden çok farklı rakamlar uçuşuyor etrafta. Kendi durumumuzu herkesten daha iyi bildiğimiz için kendi değerlendirmemize daha çok güveniyoruz. Biz bu yıl büyüme tahminimize Avrupa'da işler kötüye gitmezse yüzde 4 dedik. Yüzde 4'ün aşılabilmesi Avrupadaki ve dünyadaki olumlu gelişmelerle mümkün olabilir.''
Babacan, IMF ve Dünya Bankası başkanlarıyla Davos'ta ikili görüşme yapılması yönünde taleplerinin olmadığını aktararak, zirvede daha çok sıkça görüşme imkanları olunmayanlarla görüşmeyi tercih ettiklerini, IMF ve Dünya Bankası başkanlarıyla şubat ayında Meksika'da düzenlenecek G20 toplantında görüşmeyi planladıklarını söyledi.
''Yunanistan'ın kurtarılması fikrine yakınız''
Avrupa'nın Yunanistan'daki ekonomik sorunların çözümü yönünde bir hayli geç kaldığını ama çözüm için hala bir şeylerin yapılabileceğini düşündüğünü ifade eden Babacan, şöyle devam etti:
''AB'de Yunanistan ile ilgili iki farklı düşünce var. Bir kesim Yunanistan'ın 'fişini çekelim' derken, diğer kesim 'Yunanistan kurtarılmazsa faturayı tüm Avrupa ödeyebilir' diyor. Biz Türkiye olarak Yunanistan'ın kurtarılması fikrine daha yakınız. Aslında sorun başında çözülebilirdi ama bu yapılmadı. Bu sorun çözülemeyince risk bütün Avrupa'ya yayıldı. Bugün Portekiz'de risk primi arttı. Kriz küçükken tedbir alınsaydı, iş bu noktaya gelmezdi. Avrupa bu işe el koymakta çok bekledi çok geç kaldı. Bu geç kalış nedeniyle bazı ülkelerin siyasi yapısı da olumsuz etkilendi. Karar alıcıların sorunun varlığından haberdar olup olmaması önemli. Bu durumlarda liderlerin tereddütlü tutumu piyasaları etkiliyor. Bize göre sorunun çözümü doğru karaların alınmasıyla mümkün. Yapılması gereken dürüst bir biçimde sorunların ortaya konması ve kararlı adımların atılması.''
''Oluşturulacak bölgenin lideri olacağız''
Avrupa'da hayal dünyasında yaşama, gerçekleri görmeme durumunun olduğunu, daha önce IMF'ye ihtiyaç duymadığını açıklayan birçok liderin artık IMF ile görüşmelere başladığını dile getiren Babacan, hükümet olarak ilk günden beri kendilerinin ekonomik gerçekleri vatandaşla paylaşmadan yana olduklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın göreve geldiğinde vatandaşa ''memleketin durumu çok kötü. Bizden 3 yıl bir şey beklemeyin'' dediğini anımsatan Babacan, Türkiye'nin ekonomisine dair olumlu ve olumsuz tüm gelişmeleri vatandaşıyla ve piyasayla paylaşmasını olası sorunların çözümünü de hızlandırdığını dile getirdi.
Babacan, hükümet olarak Türkiye'nin tarihi ve kültürel ilişkilerinin olduğu Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile ilişkileri daha da geliştirmek istediklerini belirterek, ''Bizim tarihten gelen güçlü bağlarımızı bundan sonraki dönemde siyasi ilişkilerimizin geliştirilmesinde kullanmamız kadar doğal bir şey yok. Aslında tüm bu coğrafyanın tek bir ekonomik çevre olabileceğine de kuvvetle inanıyoruz. Sınırların anlamını kaybettiği insanların, ürünlerin, sermayenin ve enerjinin rahatça hareket ettiği bir vizyonumuz var. Arnavutluk'tan yola çıkan bir kişinin AB'de olduğu gibi ta Kuveyt'e kadar, Bahreyn'den yola çıkan bir kişinin Fas'a kadar rahatça hareket edebildiği ortak ekonomik bölge vizyonumuz var. Türkiye de doğal olarak bu bölgenin lideri olacaktır. Bununla demokrasiyi, barışı, güvenliği ve refahı önceleyen bir coğrafya oluşturmak istiyoruz'' dedi.