'Türkiye krizi fırsata çevirebilir' diyen HSBC Türkiye'nin İngiliz CEO'su Martin Spurling, yatırım ortamının kaygan bir zeminde bulunduğunu söyledi ve yatırımcılara önerilerde bulundu
2012'de Türkiye pazarına duydukları güvenle faaliyetlerini büyütmeye devam edeceklerini belirten HSBC Türkiye Genel Müdürü Martin Spurling 30 yeni şube açmayı planladıklarını açıkladı.
2012'nin Türk bankacılık sektörü açısından Merkez Bankası'nın yeni para politikasının bileşiminin test edildiği bir yıl olacağına işaret eden Spurling, sektörde toplam kredilerde yüzde 15-20 aralığında büyüme öngördü. Mevduatın krediye dönüşüm oranının yüzde 100'lere yaklaştığı ve Merkez Bankası'nın sıkılaştırma yaptığı bir ortamda TL mevduatta rekabeti kaçınılmaz gören Spurling, ekonomideki yavaşlama nedeniyle takipteki kredilerin artabileceği konusunda da uyarıda bulundu.
2010 eylül ayında genel müdürlük koltuğunu Piraye Antika'dan devralan HSBC Türkiye Genel Müdürü Martin Spurling, İstanbul'da yaşamayı çok sevdiğini, özellikle simitle çay içmeye bayıldığını dile getirdi. Martin Spurling ile HSBC'nin 2012 hedeflerini ve bankacılık sektörüne ilişkin beklentilerini konuştuk.
-2011 bankanız ve sektör açısından nasıl geçti?
Sürdürülebilir büyüme stratejimize paralel olarak, mevcut faaliyetlerimizi geliştirirken, Türkiye ekonomisinin büyümesini desteklemeye devam ediyoruz. Müşterilerimizin artan taleplerini karşılamak amacıyla kredi portföyümüzü büyütürken, mevduat tabanımızı da genişleterek uzun vadeli bir fonlama tabanı oluşturmak, başlıca önceliklerimiz arasında olmayı sürdürüyor. Bunun sonucunda Eylül 2011 itibarıyla, mevduatımız yıllık yüzde 50 gibi önemli bir büyümeyle 14,1 milyar TL'ye, kredilerimiz ise yıllık yüzde 36 büyümeyle 13,9 milyar TL'ye ulaştı. Dolayısıyla, likiditemizi kuvvetlendirerek kredi mevduat rasyomuzu bir önceki yıla göre yüzde 109'dan yüzde 98'e iyileştirdik. Etkin risk yönetimi politikaları uygulamaya devam ediyoruz. Aktif kalitemizi iyileştirmeye odaklanmamız ve sorunlu kredi satışlarını artırmamız sayesinde, 2011'in üçüncü çeyreğinde sorunlu kredi rasyomuzu bir önceki yıla göre yüzde 10,7'den yüzde 4'e düşürdük.
Başarılı performansımız üçüncü çeyrek kârlılığımıza da yansıdı. Sürdürülebilir gelir yaratmaya odaklanarak, önceki yıla göre komisyon gelirlerimizin toplam faaliyet gelirlerimizdeki payını yüzde 24'ten yüzde 26'ya çıkardık. Güçlü aktif kalitemize bağlı olarak, provizyon giderlerimizi önceki yıla göre yüzde 41 oranında düşürdük. Bu çabalarımızın sonucunda, 30 Eylül 2011 tarihi itibarıyla, 1,1 milyar TL faaliyet geliri ve 263 milyon TL vergi öncesi kâr elde etmeyi başardık. 2,8 milyar TL'ye ulaşan özkaynaklarımız ve yüzde 14,0'lık sermaye yeterlilik rasyomuzla güçlü sermaye yapımızı muhafaza ediyoruz. Dengeli kredi mevduat rasyomuz da güçlü likiditemizin bir göstergesi olmayı sürdürüyor.
-2012 yılında banka olarak büyüme planlarınız ve öncelikleriniz neler olacak?
2012 yılında Türkiye pazarına duyduğumuz güvenle faaliyetlerimizi büyütmeye devam edeceğiz. Stratejik planımız doğrultusunda şube ağımızı yeniden konumlandırarak, 30 yeni şube açmayı planlıyoruz. Çalışan sayımızda da büyümemize paralel artışlar yaşanmasını bekliyoruz. 2012 yılında daha fazla sayıda müşteriye hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Bunun için teknolojik altyapımıza, direkt bankacılık yetkinliklerimize ve çalışanlarımıza yatırım yapacağız. Müşterilerimize ayrıcalıklı ürünler, hizmetler ve paketler sunmaya devam edeceğiz. Amacımız müşterilerimize, yaşamlarının değişik evrelerindeki finansal ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak tüm ürün ve hizmetleri ihtiyaç duydukları şekilde sunmak.
HSBC'nin uluslararası bağlantıları ve geniş ölçeği sayesinde, uluslararası ve yerel faaliyetleri olan müşterilerimize yaygın bir ürün yelpazesi ile hizmet vermeye devam edeceğiz. Uluslararası müşterilere daha da fazla nüfuz ederek, Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının devam etmesiyle birlikte güçlü konumumuzu sürdüreceğiz. Türk bankacılık sektörüne katma değer yaratan hizmetler sunarak sürdürülebilir kârlılıkla büyümeye devam edeceğiz. Türkiye'nin en büyük yabancı bankalarından biri olarak öncü Uluslararası banka olma stratejimizi Türkiye'de uygulamak için sabırsızlanıyoruz. Türkiye'nin güçlü ekonomik potansiyelini gerçekleştirmesine büyük katkıda bulunmaktan gurur duyacağız.
Ekonomide yumuşak iniş bekliyor
-2012 yılında Türkiye ekonomisi açısından risk gördüğünüz unsurlar neler?
2012 için en önemli risk faktörü Avrupa'daki gelişmeler olmaya devam ediyor. Borç krizinin çözülmesi için somut adımlar atılmasi ve risk iştahinin düzelmesi durumunda ekonomide bir "yumuşak iniş" görmemiz mümkün. Tam tersine, borç krizinin daha da derinleşmesi, risk iştahinin bozulması, likiditenin azalması, dış finansmanın zorlasması durumunda ise büyük cari açığıyla Türkiye kırılgan bir konumda.
Krediler 2012'de yüzde 15-20 büyür
-2012 yılında Türk bankacılık sektöründe ne gibi gelişmeler bekliyorsunuz?
2012 yılı Türk bankacılık sektöründe Merkez Bankası'nın yeni para politikası bileşiminin test edildiği bir yıl olacak. Gecelik faizlerin Merkez Bankası'nın tanımlamış olduğu faiz koridorunun üst kısmına yakın bir yerde belirlendiği ve uluslararası borçlanma maliyetlerinin de artma eğilimi gösterdiği bir yılda, Türk bankalarının faiz giderlerinin yükselmesi bekleniyor. Ancak bankalar da özellikle 2011'in ikinci yarısının başından bu yana, artan faiz maliyetlerine kredilerde daha yüksek fiyatlama ile karşı koymaya çalışıyor. Artan faiz giderleri yılın ilk yarısında bankacılık sektörü karlılığını baskı altında tutacak. Yükselen kredi faizlerinin ise kredi talebindeki artış hızını bir miktar yavaşlatmasını bekliyoruz. Bu nedenle 2012 yılında sektörün toplam kredi büyümesi yüzde 15-20 aralığında kalabilir.
Kredi faizlerindeki artış özellikle konut kredisi tarafında yavaşlamaya yol açacak. İhtiyaç kredilerinde talebin ise bir miktar yavaşlamaya rağmen kuvvetli büyümesini sürdürmesini bekliyoruz.
Sektörde rekabet her zaman olduğu gibi özellikle TL mevduat tarafında etkili olacaktır. Sektör mevduat / kredi oranının yüzde 100'e yaklaştığı ve Merkez Bankası'nın sıkılaştırma yaptığı bir ortamda TL mevduatta rekabet kaçınılmaz görünüyor. Diğer taraftan ihtiyaç kredileri bankaların yoğun olarak rekabet edeceği bir alan olacak.
Takipteki kredilere dikkat
-2012 yılında Türk bankacılık sistemi açısından risk gördüğünüz unsurlar var mı?
2012 yılında bankacılık için iki ana risk bulunuyor. Birincisi fonlama maliyetlerinde beklenenin üzerinde bir artış, diğeri ise aktif kalitesinde yaşanacak beklenenin üzerinde bir bozulma. Fonlama maliyetlerinin artışı, Türk bankalarının vade uyumsuzluğu nedeniyle bankacılık sektörü net faiz marjı üzerinde baskı yaratıyor. Beklentinin üzerinde bir artış marj etkisini bankalar için daha zorlu bir hale getirecek. Aktif kalitesi tarafında ise bankacılık sektörü gerek 2010 gerekse 2011'de oldukça başarılı bir dönem geçirdi. Bu dönemde takibe yeni düşen kredi miktarı neredeyse takipten canlı krediye dönüşen kredi miktarına eşitti. Bu nedenle, sektör takipteki kredi oranı 2009 zirvesi olan yüzde 5.5'den yüzde 2.7'lere doğru bir gerileme gösterdi. Son iki yıl takipteki kredi miktarındaki düşüş, takipten canlı krediye dönüşen miktarını önümüzdeki sene sınırlayacak. Ayrıca ekonomideki yavaşlama takibe yeni düşen kredi miktarını artırıcı etki yaratacak. Ekonomideki büyüme hızın bağlı olarak takipteki kredilerin artış hızı beklentilerin üzerinde gerçekleşebilir. Bu da bankalar üzerinde karlılık baskısı yaratacak.
Krizi fırsata çevirmek içinyapısal reformlar yapılmalı
-Avrupa'yı derinden sarsan küresel kriz önümüzdeki dönemTürkiye'yi nasıl etkileyecek?
Turkiye'nin ihracatinin yüzde 47'i AB'ye gidiyor, ithalatinin yüzde 37'si AB'den geliyor. Turizm gelirlerinin yüzde 35i, doğrudan yatırımın yüzde 76'sı AB'den. Türkiye'nin kredi borcunun yaklaşık yüzde 80'i Avrupa bankalarindan geliyor. Avrupa'daki krizin derinleşmesi, Türkiye'yi ticaret, yatırım, finansman ve güven kanallarından etkileyecek..
-Küresel kriz Türkiye açısından bir risk mi, yoksa yeni fırsatları beraberinde mi getirecek?
Dünya çok değişken bir süreçten geçiyor. Bu belirsizlik içinde Merkez Bankası'nın aldığı faiz kararlarını ve BDDK'nın aldığı yasal düzenlemeleri yerinde buluyoruz. Bu düzenlemeler tabiki kısa vadede tüm bankaların marjlarını baskı altına alıyor. Kriz ortamı Türkiye için hem riskler, hem de fırsatlar içeriyor. Avrupa'nın önde gelen ülkeleri ekonomik zorluklarla mücadele ederken, Türkiye rekabet avantajı olan alanlara odaklanarak bir atılım gerçekleştirme potansiyeline sahip. Krizi fırsata dönüştürmek için Türkiye yapısal reformları gerçekleştirmeye, stratejik ve katma değeri yüksek sektörlere odaklanmaya ağırlık vermeli.
Yatırım fonuna yatırımı önerdi
- Bireysel yatırımcılara önerileriniz?
Spesifik bir yatırım enstrümanından bahsetmek doğru olmaz. Yatırımcılar risk profillerini çok iyi analiz etmeli ve yapılan bu analiz sonucuna göre yatırım kararı almalı. Risk profilinin saptanması sonrasında portföylerinde çeşitliliğe gitmeli ve bu çerçevede yatırım araçlarını seçmeliler. Bu analizin yapılması ve yatırım araçları çeşitliliği için profesyonel danışmanlık servisinden faydalanmaları oldukça önemli. Çalıştıkları finansal kuruluşlardan bu konuda yardım alabilirler. Çok basit bir anlatımla, yatırımcı risk profilini saptadıktan sonra bu profile uygun kollektif bir yatırım aracı ile, yani yatırım fonu ile, yatırım yapabilir. Böylece profesyonel bir yatırım yönetimi ve portföy çeşitlendirmesi sağlayacak.
Ayfer arslan- AKSAM