Şekerbank Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Basri Göktan, döviz kurunda yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, kurun Türkiye'de uzun vadelerde artışlar gerçekleştirdiğine dikkat çekerek, dövizde kısa vadede yeni artışlar olmasını beklemediğini söyledi. Göktan kura ilişkin düşüncelerini şöyle açıkladı:
"Ben döviz kuruna orta ve uzun vadeli olarak bakıyorum. 2004 - 2005'tan itibaren baktığımız zaman döviz kurunda çok fazla bir değişmenin olmadığını görüyoruz.
Uzun vadeli olarak, uzun periyotta baktığınız zaman döviz kurunun makul ölçüdelerde değiştiğini düşünüyorum. Döviz kurundaki artış hem piyasa hem de cari açığın önlenmesi açısından önemliydi. Ancak bunu 'dünden bugüne bu kadar arttı?' diye değil de 'Beş yıl önceden bugüne ne oldu?' diye baktığınız zaman son artışın makul ölçülerde olduğunu düşünüyorum. Bu seviyelerde dalgalanacağını düşünüyorum. Kısa vadede döviz kurunda bir değişiklik öngörmüyorum."
‘Yüzde 25’in anlamı kalmadı’
Bankacılık sektöründe uygulanan yüzde 25 kredi sınırlamasının artık geçerliliğini korumadığını ifade eden Hasan Basri Göktan, "O gün için belki geçerliydi ama bugün için bana göre bir anlamı kalmadı" dedi. Göktan şöyle devam etti:
"Zaten arz talep ve ekonomik konjontür bunu dengeledi. Sektör bu konuda bir risk algılamasını yaptı ve bunu dengeledi. Bu illa yüzde 24 - 25 olacak diye bir şey değil. Piyasanın talebi neyi gerektiriyorsa, büyüme rakamları neyi gerektiriyorsa krediler o miktarda zaten büyüyecek ve küçülecektir. Bu sınırın doğru olduğunu, ekonominin normal seyri içinde aşılmayacağını düşünüyorum. Bunu şu anda gevşetmenin veya artırmanın da bir anlamı yok. Çünkü ekonominin genel seyri, alınan tedbirler arz talebi dengeye oturtuyor. Sektördeki kredi büyümesine baktığınız zaman o rakamlara henüz gelinmediğini gösteriyor."
Şekerbank Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Basri Göktan, sorularımızı şöyle yanıtladı:
Türkiye'deki yabancı bankalar burada olmaktan memnun mu?
Tabii kesinlikle, özellikle Türk bankacılık sektörüne yatırım yapmış olan her yabancı yatırımcı memnun. Kendi ülkeleriyle kıyas yaptıklarında grubumuzun aktifleri içinde yaptığımız yatırımların en değerlisinin Türkiye'deki yatırımları olduğunu söylüyorlar.
Sizin ve ortağınızın büyüme planı var mı?
Hayır, Türkiye piyasasında daha fazla büyüme planları onların da yok, bizim de yok. Türkiye piyasası farklı bir piyasa. Neden çünkü Türkiye konumu ve bulunduğu coğrafyada farklı bir yerde. Etrafındaki ülkeler açısından, Batı ile olan ilişkiler açısından baktığımız zaman Türkiye çoklu ve esnek bir ekonomik iletişim sağlayabilecek bir durumda. Türkiye'nin en büyük avantajlarından biri mali yapısının ve mali sektörünün çok iyi olması. Türkiye ciddi bir krizi ve değişimi geçmişte yaşadı. Şimdi Avrupa bölgesine baktığınızda Almanya'nın bile yüzde 3.5 bütçe açığı var. İngiltere'de bütçe açığı yüzde 8.5 - 10 civarında. Türkiye'de bütçe açığı yüzde 3. Genel borçlanmaya baktığınız zaman Türkiye'nin yüzde 40. Japonya'nın, Rusya'nın yüzde 40. Amerika'da neredeyse yüzde 80, Almanya'da yüzde 80. Almanya'da gayri safi milli hasılaya olan kamu borç yükünün oranı 60. Türkiye seçkin bir yere geliyor. Gelişmekte olan ekonomiler arasında çok güçlü bir konumda. Çok iyi dizayn edilmiş bir Türk Lirası var. Merkez Bankası çok proaktif bir program uyguluyor. Türkiye'nin ülkeler arası ticaret ilişkisi çok farklı. Yönetilebilen bir TL var. Cari açık da bana göre risk olmaktan çıkmıştır. Dünyadaki ekonomik durgunluk belirtileri cari açığı risk olmaktan çıkartığını gösteriyor ve Türkiye'ye sermaye akımı da devam ediyor.
Bu tablo içinde büyümekten niçin kaçınıyorsunuz?
Ekonomi bir bütündür. Bankalar da sektörün parçası ve önemli bir aktörü. Bütün dünyada büyüme sorunu tartışılırken henüz Türkiye'de böyle bir sorun yok. İlk çeyrekte yüzde 11, ikinci çeyrekte yüzde 8.5 büyüme var. Üçüncü çeyrekte çok çok yüzde 6.5, dördüncü çeyrekte yüzde 4 - 5 olsa, yıllık ortalama yüzde 6.5'un üstünde olur. Böyle bir senaryo içinde bankalar da buna paralel hareket etmek zorunda. Bankalar büyümeyelim demiyor, büyümelerini ekonomik gelişmelere göre yeniden düzenliyorlar. Aynen bir insanın hava sıcaklığına göre giyinmesi gibi. Bu gayet güzel bir şey. Öngörülebilirlilik şirketlerin, bankaların bütün kurumların mali yapıları için gereklidir.
Avrupa'da önemli bir bankacılık krizi bekliyor musunuz?
Avrupa zaten şu anda bir krizin içinde ve çalkalanıyor. İtalya, İspanya için bir takım söylentiler var. Bu ülkelere Fransa da katıldı. Bu ülkelerde de bankalar arasında bir güçlendirme veya yeniden yapılandırma yapılacak gibi. Çünkü bu çok konuşulmaya başlandı. Sermaye yeterliliklerinin iyi olmadığından bahsediliyor. Avrupa'da bankacılık sektöründe bir yeniden yapılandırma ve düzeltmenin olacağını düşünüyorum.
İlk yarıda 38 milyon TL kâr elde etti
30.06.2011
Aktifler 14 milyar TL
Krediler 8.4 milyar TL
Mevduat 8.5 milyar TL
Özkaynak 1.4 milyar TL
Net kâr 38 milyon TL
Faiz geliri 588 milyon TL
Faiz gideri 356 milyon TL
Net Faiz Geliri/Gideri 232 milyon TL
‘GÜNDEMİMİZDE HİSSE SATIŞI YOK, MASA ÜSTÜMÜZ TERTEMİZ’
Şekerbank'ın yüzde 34'üne sahip olan BTA hisselerini satmak istiyor mu?
Şu anda böyle bir şey yok. Bu tür şeyleri biz de sizden duyuyoruz. Gündemimizde satışa yönelik bir şey yok.
Dünya piyasalarındaki gelişmelere bağlı olarak böyle bir satışın gündeme gelme olasılığı nedir?
Bilemiyorum, tabii bir olasılık üzerine konuşmak çok zor. Daha doğrusu ben işin bu tarafına da bakmıyorum. Şu anda daha çok işimize bakıyoruz. Türkiye'deki gelişmeler, dünyadaki gelişmeler, konjontür... İşimize bakıyorum. Böyle bir şeyi ne düşünüyorum ne de gündemimizde var.
Hisse devri, satışı söz konusu olduğunda Şekerbank Munzam Vakfı Kazakların yüzde 34 payını satın alır mı?
Böyle bir şey hiç düşünmüyorum, çünkü gündemde yok. Masa üstünde böyle bir konu yok. Gündem de olmayan bir şeyi de konuşmanın tartışmanın bir anlamı yok diye düşünüyorum. Gündemimizde böyle bir şey yok, masa üstümüz tertemiz.
‘GLOBAL KRİZ KAPİTALİZMİN ŞIMARMASIDAN KAYNAKLANDI’
Sizce bu global kriz 1929 buhranına benziyor mu? Dünya bu krizden nasıl kurtulacak?
Hayır bu kriz 1929 buhranına benzemiyor. O zaman dünya bir savaştan, birinci dünya savaşından çıkmış. Krizler farklı zamanlarda ve farklı ölçeklerde oldu. Bana göre bu kriz kapitalizmin komünist sistemin çökmesinden sonra tek sistem olarak kalmasından sonra şamarmasıdır. Şımarık kapitalist sistemde bir takım şeyleri zorlamıştır. 'Ben sonsuz harcarım'ın çok abartılması ve bunun kontrolsüz kalmasıdır. Bu refah içinde insanların daha sınırsız harcamalarından ve tüketmelerinden kaynaklanmıştır. Bana göre dünya bu kadar kaybetti diyoruz ya dünyanın zaten bu kadar büyüklüğü yoktu. Kapitalist sistemin şımarmasıyla biz bunu peşinen harcamış olduk. Şimdi bunun telafisiyle uğraşıyoruz. Hayal ederek şişirdiğimiz rakamlar normale döndüğünde kurtulacağız. Milliyet