İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Türkiye ekonomisinin ilk çeyrekte kazandığı % 11 büyümeyi değerlendirirken büyümede temel unsurun istikrar olması gerektiğini, istikrarlı büyümenin ise ekonomiye katkılarının çok daha önemli boyutlarda olacağına dikkat çekti.
“Önce çok büyüyorsunuz sonra bir küçülme oluyor başka bir takım sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz. Uçtan uca bakınca bu defa 5.5 oranıdaki büyümeyi tutturamıyorsunuz. Çünkü o yıl yaşanan küçülme daha önce kazanılanı geri alıyor” diyen Bali, “% 5 - 6 bandındaki bir büyüme Türkiye için sürdürülebilir bir büyümedir. Böyle bir beş - on yıl geçirdiğiniz zaman yaratacağı olağan birikimler, sermaye birikimi, iç tasarruf haddindeki gelişmeler bir başka büyüme bandına taşıyacaktır. Böyle bir ileri iki geri oldu mu istikrarı sağlayamıyorsunuz” şeklinde konuştu.
Türkiye ekonomisindeki büyümenin şu anda çok yüksek olduğunu ifade eden Bali, şöyle konuştu: “Geçmişte de Türkiye’nin cari açıkta ciddi rakamlara ulaştığı dönemler oldu. Ama o dönemlerde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının kompozisyondaki payı nedeniyle, 2003 - 2007 arasında, finansal sektöre gelen çok ciddi yabancı sermaye vardı. Cari açığı boyut olarak büyüse bile finansmanından dolayı kendimizi rahat hissedebiliyorduk. Şimdi böyle değil. Portföy yatırımları ve borçlanmalarla olan kalem daha baskın. Dolayısıyla cari açık bu her iki karakteristiği itibarıyla da kaygı yaratıyor.
‘Ek tedbirler gerekebilir’
Bu yönden de bence alınan tedbirlerin proaktifitesi hiç de fena değil. Geçen yılın son çeyreğinden itibaren bu konuda ekonominin her tarafı alarm hâlâ gelmemişken gereken tedbirler alınmaya başlandı.”
Bali sorularımızı yanıtladı:
BDDK’nın yönetimine el koyduğu Arap Türk Bankası’nda İş Bankası’nın hissesi var. Operasyon konusunda bilgilendirildiniz mi?
Bu konuda ilk andan itibaren bilgilendirildik. Bu bilgilendirme de bunun bir el koyma ve daha önceki operasyonlarda olduğu gibi mülkiyet haklarını içeren bir el koyma olmadığı, Bankacılık Kanunu’ndaki kurucu ortağın nitelikleri açısından ortaya çıkan durumun değerlendirilmesi olduğu iletildi. Onun ikame etmek üzere, temettü hakları hariç, bir yapılanma öngörüyorlar.
Yüzde 25 kredi sınırlamasında tasnif olacak mı?
Şu anda yok. Enerji kredileri orta vadede cari açığı, örneğin 7 yıl sonra etkileyebilir ama kısa vadede etkisi yoktur. İhracat kredilerinde kategorizasyon gereklidir diye düşünüyoruz. Döviz kazandırıcı krediler ve ihracat kredileri düşünülebilir. Tarım kredilerinde hangi kredi ithalatı teşvik ediyor bakmak lazım.
Kredi faizleri yükseliyor. Mevduat faizinde durum nedir?
Mevduat faizleri zaten yüksekti. Şimdi ilk defa aktif tarafa yansıtıldığı için gerçek anlamda biraz olması gereken seviyeye geldi. Mevduat faizlerinin ayrıca yükselmesini gerektirecek bir durum yok.
Döviz kurunun şu anki dengesini uygun buluyor musunuz?
Döviz kuru son dönem kararlarıyla bir miktar yukarı doğru gitti. Rekabet gücü açısından da çok fazla bir rahatsızlık duyulmadığı anlaşılıyor. Önemli olan kurun mutlak seviyesinden ziyade öngörülebilir olması. Bundan kastım büyük zikzaklar yerine iş yapanlara sürprizler yaşatmaması, esas olan bu. Şu anda TL’nin seyri çok iyi. Dolar euro’ya bakarsanız çok daha oynak.
‘Türkiye’ye sermaye akışı faizi etkiler’
Merkez Bankası faiz artırmalı mı?
Türkiye’de faiz iki ayrı olgu nedeniyle iki ayrı durumda gidiyor. Bunlardan bir tanesi gelişmekte olan ülkelere olan hızlı sermaye akışı. Çünkü onların daha iyi bir büyüme performansı göstermeleri bekleniyor. Bu sermaye akışı kurları ciddi şekilde aşağı çekiyordu. Bunun gerektirdiği faiz düşük olmak zorunda çünkü zaten başka nedenlerle, başka kendi gerekçeleriyle akışı olan bir fonun ayrıca faiz yoluyla ödüllendirilmesi gerekmez. Diğer taraftan Türkiye’deki yurtiçi kredi büyümesi ve talep tarafına bakıldığında bundan daha yüksek bir faiz oranına ihtiyaç duyuyorsunuz. Aynı anda başka başka faiz oranları uygulamayacağınıza göre Merkez Bankamız bir miks oluşturdu.
Faizi düşük tutmayı, içeriye olan sermaye akışlarını ekstra ödüllendirmemeyi ama buna karşılık faizi düşük tutmanın karşılığında faiz dışı aracı çok aktif ve biraz daha yüksek boyutlu kullanarak sıkılaştırma yaptı. Onun için zorunlu karşılıklara o kadar yüklenildi. Zorunlu karşılıklar faiz kadar etkili olamadığından dalga boyu daha yüksek belirlenmiş oldu. Yüzde 5 - 6’dan yüzde 15’lere getirildi. Şu aşamadan sonra faiz artırımının yapılıp yapılmamasına sermaye girişine bakılarak karar verilmeli. Eğer sermaye girişi eskisi gibi aynı yoğunlukta devam etmiyorsa artık faizi düşük oranda tutmaya devam etmek zorunda değilsiniz. O zaman bir miktar faizi yukarı alabilir ve faiz dışı araçlara bu kadar yüklenmek zorunda kalmayabilirsiniz. Bu da bir miktar faiz oranının yükselmesi ve munzam karşılık oranlarının geriye alınması anlamına gelebilir.
Banka politikasında ekonomistler ağır basıyor
Ekonomistiniz bankanın politikası üzerinde çok etkili midir?
Daha önceleri piyasanın net bir şekilde başka tarz hareket etmenize izin vermeyen bir yapısı vardı. Şimdi öyle değil, bunun için şimdi bu verilere dayanmak çok gerekli. Bir kokpit gibi düşünmek lazım. Bütün verileri orada görüyorsunuz. Nasıl bir uçuş güvenliğiniz olacak, bu uçuş güvenliği için nerelerden geçmelisiniz, bu verilerin çok önemi var. Bu nedenle politika yapıcılarla yürütülen iletişim çok önemli.
Biz çok düzenli bir şekilde aktif pasif komitelerimizde, hiç bir konuda karar alma sürecine girmeden evvel çok net bir şekilde dünya ekonomisi, Türkiye ekonomisi ve banka ve geçmiş dönemlerde alınmış kararları ele alıyoruz. Bunu tamamen ekonomistler belirliyor. Ondan sonra bunun üzerine oturup görüş belirliyoruz.

‘Şube izni için İngiliz otoritesi sorguya gelmişti’
BDDK’ya çay içmeye davet edildiniz mi?
Bizim Tevfik Bey’le zaten temasımız var. Bu göreve geldikten sonra bırakın işin prosedür kısmını nezaketen randevu alıp bir ziyaret gerçekleştirmeniz gerekir. Ben kendim Tevfik Bey’i aradım. Oturup sohbet ettik.
Otoritenin bu ülkeye gelmiş, atanmış yöneticileri tanımak istemesi çok yerinde bir yaklaşım. 25 yıldır İş Bankası’nda çalışıyorum. Atanmış insanların çoğu en az 20 yıldır burada çalışıyor. BDDK son beş yıl içinde yürüttüğüm bütün görevlerime ilişkin bilgilere sahip. O çalışmalara engel oluşturmayan bir hususun şimdiki görevime engel oluşturması söz konusu değil. BDDK ile görüşmeler, temas sınav gibi bir şey değil.
Doksanlı yıllarda İngiltere’nin BDDK’sı olan Financial Service Authority’nin yetkilileri orada şubemiz olması nedeniyle ‘Genel müdürlüğünüzü de değerlendirmek istiyoruz’ diyerek Türkiye’ye geldiler. Ankara’daki eski binamızda rahmetli Ünal Korukçu Bey’le birlikte çok da yadırgamıştık, çok direkt sorularla, yönetimin kalitesini sorgulamışlardı.
İş Bankası’nın 16. genel müdürü Adnan Bali
İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, 1962 yılında İslahiye’de doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu olan Bali, 1986 yılında İş Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda göreve başladı. Bali, 1994 yılında Fon Yönetimi Müdürlüğünde Müdür Yardımcısı, 1997 yılında Fon Yönetimi Müdürlüğü Grup Müdürü, 1998 yılında ise Fon Yönetimi Müdürü oldu. 2002 yılında Şişli, 2004 yılında Galata Şube Müdürü olarak atanan Adnan Bali, İş Bankası’nda 2006 tarihinde Genel Müdür Yardımcılığına yükseltildi.
1 Nisan 2011 tarihinde İş Bankası’nın 16. Genel Müdürü olan Bali, İngilizce biliyor, evli ve 3 çocuk babası.
Kadife Şahin/Milliyet